KıbrısManşet

“Anastasiadis’ten netlik bekliyorum”






Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Havadis’in 10’uncu yılını doldurması münasebeti ile özel bir mülakat verdi. Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum lider Anastasiadis ile 26 Şubat’ta gerçekleştireceği görüşme ve Kıbrıs sorununun geldiği aşamaya ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı:




 “İŞLEVSEL ORTAKLIK, ETKİN KATILIMLA OLUR”: Akıncı: İddia edildiği gibi etkin katılım ortaklığı işlevsiz kılmaz, aksine, ‘oy çokluğu ile bu kararı tek başıma geçirdim, o kararı, şu kararı da’ dersen kaos yaratırsın. Federal ortaklığa etkin katılımın, kararların alınmasında bir olumlu oyun reddedilmesi uzlaşmazlıklara, kaosa zemin hazırlar



 

“DESENTRALİZASYONU AÇIKLAMALI”: Akıncı: Kafa bulanıklığının giderilmesi gereklidir. Sayın Rum lider, ‘desentralizasyon’ demekle gerçekte ne önermektedir? Eğer önerdiği ‘kurucu devletlere daha çok yetki bırakalım ama federal ortaklıkta kalacak yetkilerde Kıbrıslı Türklerin hiçbir sözü olmasın, kararları ben tek başıma alayım’ olacaksa, bu bir başlangıç noktası bile olmayacak

 

“SÜRPRİZ BEKLENTİM YOK”: Akıncı: Bu toplantı, görüşme sürecini başlatacak bir toplantı olarak planlanmıyor. Ortak bir zeminin olup olmadığı ancak Sayın Lute’un yapacağı çalışmalar sonrasında ortaya çıkacak. Ama bu toplantı, Sayın Lute’un yapmakta olduğu çalışmaların da netleşebilmesi için yardımcı olabilir

 

“GÜVEN ARTTIRICI ÖNLEMLER GÜNDEMDE”: Akıncı: BM, bazı güven arttırıcı önlemler de geliştirilebilir mi, o konuda yeni uzlaşma alanları yaratılabilir mi gayreti içindedir. Bu konuda şu ana kadar somut bir gelişme yok. En somutu, uzlaşılan ve hala hayata geçmeyi bekleyen mobil telefon ve elektrik konularıdır

 

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Havadis’in 10’uncu yaşı münasebeti ile Genel Müdür ve Genel Yayın Yönetmeni Başaran Düzgün ve Haber Müdürü Duygu Alan ile bir araya geldi. Havadis, Cumhurbaşkanı Akıncı ile çok özel bir söyleşi gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Cumhurbaşkanlığı’ndaki kabulünde Havadis’e “gazetecilerin gazetesi” ilkesi ile 10 yıldır yayın hayatına devam eden Havadis’in yeni yaşını bir kez daha kutladı, Havadis’e aynı tutarlılıkla nice 10 yıllar diledi.

Akıncı, Düzgün ve Alan’ın sorularını yanıtladı, Rum lider Anastasiadis ile 26 Şubat Salı günü, BM Genel Sekreteri’nin Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’ın ara bölgedeki konutunda yapacağı gayrı resmi görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu.

 

Soru: 26 Şubat’ta görüşmeden ne bekliyorsunuz? Somut bir beklentiniz var mı? Desentralizasyonu açıklayacaklar ama bunun dışında BM çalıştı mı? Bu toplantının bir gündemi var mı? Yapılacak bu toplantı sonrasında bir görüşme süreci başlayabilir mi?

 Akıncı: Hayır. Bu toplantı, görüşme sürecini başlatacak bir toplantı olarak planlanmıyor. Çünkü ortak bir zeminin olup olmadığı ancak Sayın Lute’un yapacağı çalışmalar sonrasında ortaya çıkacak. Ama bu toplantı, Sayın Lute’un bu yönde sürdürdüğü çalışmaların da netleşebilmesi için yardımcı olabilir. Fakat bu toplantı sonrasında, ‘biz buluştuk, görüştük ve anlaştık ki müzakereler şu gün başlıyor’ gibi bir şey beklemeyin. Bu toplantı o amaçlı bir toplantı değil. 26’sındaki toplantı şu amaca hizmet etmelidir: Kafa bulanıklığının giderilmesi gereklidir. Sayın Rum lider, desentralizasyon demekle gerçekten ne önermektedir? Eğer önerdiği ‘biz kurucu devletlere daha çok yetki bırakalım ama federal ortaklıkta kalacak yetkilerde Kıbrıslı Türklerin hiçbir sözü olmasın, kararları ben tek başıma alayım’ olacaksa, bu bir başlangıç noktası bile olmayacak.”

 

Soru: Desentralizasyon yaklaşımıyla aslında söylenen, Kıbrıs Cumhuriyeti içinde Kıbrıslı Türklere özerk bir bölge verilsin, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Kıbrıslı Rumlar yönetsin; Kıbrıslı Türkler de özerk bölgede kendi kendilerini yönetsinler midir?

 Akıncı: Böyle de yorumlayabilirsiniz, azınlık hakkı öneriliyor de diyebilirsiniz, aklımızla, mantığımızla alay ediliyor da diyebilirsiniz. Çünkü gerçekten varılmış uzlaşılardan Kıbrıslı Rum liderin uzaklaşan bir tavır söz konusudur ve bu tavırlar artık Rum tarafının kendi içinde bile eleştirilmeye başlanmıştır. Anastasiadis’i çok yakından destekleyen bir gazete olarak bildiğimiz Alithia bile bu konuda bu olacak iş değil diyen çok önemli bir analiz yayınlandı. Bakın; federal bir devletten bahsediyorsak bu yetkilerin paylaşımı ama kararlara da etkin katılım demektir, siyasi eşitlik demektir. Siyasi eşitlik, BM’nin tanımları ile her federal organda sayısal eşitlik anlamı taşımamakla birlikte her organda iki tarafın temsiliyetini ve kararlara etkin katılımını içerir. Bakanlar Kurulu’nda şöyle bir mutabakat var: 7’ye 4 olacak. 7 Kıbrıslı Rum, 4 Kıbrıslı Türk ve her kararda iki taraftan da 1’er olumlu oy mutlaka olacak. Bir de tabi eğer alınması gerekip de alınmayan bazı kararlar Kıbrıs federal ortaklığının uluslararası alanda bir takım mükellefiyetlerini yerine getirmesini engelliyorsa, bu bir çıkmaz oluşturacak ve çıkmazın çözümlenmesi mekanizmaları da kurulmuştur. Hatta federal yargıya taşınabilecek durumlar da olabilecektir.”

 

Soru: İddia odur ki yüzde 18 azınlığın esiri haline geleceğiz!

 Akıncı: Hayır, öyle bir şey yok. Zaten federasyonlarda olaya azınlık-çoğunluk kavramları ile yaklaşırsanız, o hiçbir zaman bir ortaklık, bir federasyon olmayacaktır. Benim sıklıkla ‘bu zihniyet değişmelidir’ dediğim aslında budur. Federasyon kuracaksanız, büyüklük, küçüklük yoktur. Örneğin Belçika’da 6 milyon Flaman, 3 milyon Valon var ve ortak federal devlet, eşit sayıda bakanlar içerir. İsviçre’de birçok kanton var, her yıl dönüşümlü bir başkan gelir. Nüfus oranları farklı olmakla birlikte Bosna Hersek’te 8’er ay eşit olarak başkanlık yapılıyor. Biz burada 2’ye 1 dönüşümlü başkanlığa evet dedik. ‘Bütün bakanların olumlu oyu aransın’ da demedik, ama en azından bakanlar kurulunda en azından 4 bakanımızdan biri ikna olsun. ‘Aslında eğer bu kabul edilirse devlet işlevsiz olacak’ deniyor. Ben tersini iddia ediyorum: Gerek bakanlar kurulunda gerekse diğer kurumlarda Kıbrıslı Türklerin tümü de bir konuya ‘hayır’ diyorsa nedeni nedir diye mutlaka dönüp ona bir bakılması lazım. Eğer buna bakmazsan, ‘oy çokluğu ile bu kararı geçirdim, o kararı da şu kararı da’ dersen olacak olan kaostur. Federal ortaklığa etkin katılımı, kararların alınmasında bir olumlu oyu reddederek uzlaşmazlıklara zemin hazırlayacaksın, iki toplum arasına nifak tohumları ekeceksin. Hâlbuki tıpkı AB kültüründe olduğu gibi uzlaşma… Kendi insanları da AB’yi örnek veriyor ve “sen 80 milyonluk Almaya ile aynı oy hakkına sahipsin senin de 1 oyun var, onun da. Kararları bloke edebiliyorsun. Ama AB yürüyor, oturup uzlaşı aranıyor ve uzlaşı yakalanıyor”. Burada da olacak olan odur. Oturulacak, uzlaşılacak, çıkış yolları bulunacak, paylaşım, diyalog kültürü gelişecek.

 

“1 olumlu oyun ara yolu yoktur”

Zaten varılmış olan bir mutabakattan geri adım atmakta ısrar edilmeye devam edilirse, ki bunları da o toplantıda konuşacağız ve bu konuda çok katı bir tutum olacaksa, bu demektir ki Sayın Lute, bu ortak zemini bulamayacaktır. Bizim siyasi eşitlik ve federal kararlara etkin katılımdan vazgeçmemiz mümkün değil. 1 olumlu oyun ara yolu yoktur. 1 olumlu oy ya olacak ya da olmayacaktır. Olmadığı noktada bu üniter devlet yaklaşımı demektir. Sayın Anastasiadis’in desentralizasyon kastı, hiçbir ortak yetki kalmasın, her şeyi iki kanat yapsın ise o zaman bu federasyon değil iki ayrı devlettir. Yok, ‘ortak yetki olacak ama kararlar basit çoğunlukla alınsın’ ise o da üniter devlettir.

 

“Yetki paylaşımı ve kararlara etkin katılım şarttır”

Ne biri ne de diğeri olabilir. Bu durumda yetki paylaşımı ve kararlara etkin katılım şarttır. Bu kafa bulanıklığının giderilmesini bekliyorum ve desentralizasyon konusunda ciddi somut önerileri varsa bunların ne olduğunu samimiyetle anlamak isterim; bu toplantının diğer amacı da odur. BM, bazı güven arttırıcı önlemler de geliştirilebilir mi, yeni uzlaşma alanları yaratılabilir mi diye bir gayret içindedir. Bu konuda toplantı öncesinde, şu ana kadar somut, elle tutulur bir gelişme yok ama en somutu kararı alınıp açıklanan ama hala uygulanmayan mobil telefonlar ve elektrik şebekelerinin kalıcı birleştirilmesi alanındaki güven yaratıcı önlemlerdir. İki toplum arasındaki iletişimin ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok. Bir türlü mobil telefonların iki tarafta da kullanılabilir olması konusunda yarattıkları engel aşılamadı. Dolayısıyla bunlar kabul edilirse ve ek başka öneriler varsa onları da değerlendirebiliriz.

 

Soru: Siz güven arttırıcı önlemler anlamında bir öneri getirecek misiniz?

 Akıncı: Henüz somut olarak söyleyeceğim bir şey yok ama benim önerim tabiî ki vardır. Bu da öncelikle vardığımız mutabakatların hayata geçirilmesidir. Yani elektrik şebekelerinin kalıcı olarak bağlanması iki tarafa da yarar sağlayacak. Hem fiyatların düşmesine yardımcı olacak, hem anında bağlantılar yapılacağı için kesintiler fark edilmeyecek, hem de yenilenebilir enerji kaynaklarının, örneğin güneş enerjisinin sisteme dahil edilmesinin oranı artacak. Mobil telefon konusunun yararı ortada, iletişim iki taraf için son derece önemli. Fakat garip bir şekilde Rum tarafından sanki mobil telefon sadece Kıbrıslı Türklerin işine yarar gibi bir hava estiriliyor. Bunu da anlamakta zorlanıyorum. Sanki Kıbrıslı Rumlar Karpaz’a, Girne’ye gitmiyor, bu tarafa geçmiyor ve bu tarafta telefonlarını kullanmıyor gibi bir hava estiriliyor anlamak mümkün değil gerçekten. Bunun dışında da bazı düşüncelerimiz de olabilir bunları somut olarak ortaya çıktığı zaman konuşuruz.”





Başa dön tuşu