Köşe Yazarları

Anastasiadis’in sihirli şapkası: (Peş peşe tavşanlar çıkmaya başladı!”


Ne diyorsunuz? Yoksa cicim ayları bitti mi? Oysa neydi o yemeler içmeler, birlikte tiyatro seyretmeler, hemen çözüm demeler, gülücükler, vaatler…
Ooo! Neden şimdi Akıncı Kürdili hicazkâr makamıyla çalıp söylerken Anastasiadis Pavoretti gibi yüksek oktavdan aryalar döktürüyor? Ne oldu umutlara? Hani an kaldıydı çözüme barışa? Hele şu bizim siyaset dünyamızda yeni çiçek açan Barış Burcu’muz! Mübarek “sözcü” değil sanırsınız müzakereleri yöneten maestro!
ANASTASİADİS GEMİLERİ YAKTI: Öyle Barış Burcu’nun teşhis ettiği gibi Türklere bakıp, “Allah Allah ne oldu bu insanlara, ansızın barış çözüm diye sarıldılar yakamıza, utandık vallaa” diye heyecan duymuyormuş! Bakın Barış Burcu’nun diline pelesenk o “heyecanın kaynağı” Öyle Türk’ün mülayimliği falan değil, yeniden balını kaymağını yalayacağı hayalinde sahibi olacağı Kuzey’deki mülküymüş… Yaa! Dün Havadis gazetesi adamın söylediklerini manşetine çaktıydı ki meraklıları müzakere masasında Anastasiadis’in Türk’ten neler istediğini daha iyi görüp daha iyi anlasın! Anlarlarsa tabi!
Ne diyor Anastasiadis? “Müzakere masasından kalkmaya niyetim yoktur. Böyle bir davranış Kuzey’deki sahte devletin tanınmasına yol açar!…” (Pardon, o sahte devlet dediğini 11 Şubat hükümlerine göre Federal devletin Kuzey’deki Kurucu Devleti olarak tanıyan kendisidir. Müzakerelere bunu daklare ederek başladı! Unuttu her halde!)
Ne diyor Anastasiadis? Masada görüşülen nüfus çoğunluğu değil siyasi çoğunluktur! Bunun da yöntemleri vardır. Mülkiyette odak noktası mülk sahibidir! İç yargıya ve AİHM’e başvurma hakkına sahiptirler.” (Yorum yapmama gerek var mı? Adam Kuzey’deki mülkünü bir tamam istiyor. Zaten Akıncı da Uluslara çağrıda bulunarak acil para yardımı yapmalarını istiyor ki yeniden göç yollarına düşecek Türk ahaliyi sırtarsın!)
Ne diyor Anastasiadis? Kuzeyde yaratılan fiili durum özünde aradığımız çözümü çok değiştirdi. Kıbrıslı Rumlar umutsuzluklarından dolayı mülklerini satıyor! Dini ve kültürel yerler tahrip oluyor. Kuzey’in demografik dağılımı her gün değişiyor! (Her neyse bu lafları ile saçmalamış olsa da belli ki adam mülkiyet kazanını bir de bu yönü ile fokurdatmaya devam edecek!)
Ne diyor Anastasiadis: Akıncı ile ayni vizyonu paylaşıyorum. (Biliyorduk ama itiraf etmek istemiyorduk! Söylediği iyi oldu, öğrendik!)
Anastasiadis’in bu ve aktarmadığımız öteki söylemlerini Alithia gazetesi verdi. Şikago’dan New York’a giderken basına yaptığı açıklamaydı. Fakat ben dikkatinizi Anastasiadis’in gündeme yeni soktuğu “siyasi çoğunluk” değerlendirmesine çekmek isterim. Hemen yazayım: “Devlette Yüzde 70 Rum, yüzde 30 Türk temsiliyeti! Yani 1960 Kıbrıs Cumhuriyetini mutasyona uğratıp federal sisteme dönüştürmek istiyor! Şimdilerde Anastasiadis’in efkârı budur ki yakında şapkadan daha kaç tavşan çıkaracağını hep birlikte göreceğiz!
**********
Hükümet programını uygulamak… (Gürpınar bu konuda çok ciddi)

Bayramdan Önce İçişleri ve Çalışma Bakanı Aziz Gürpınar uzun yıllardır seslendirdiğimiz bir sorunu neşterledi. Kısaca yıllardır elleri kolları “asgari ücret” kelepçesine bağlı Kıbrıs Türk çalışanını bu tutsaklıktan kurtaracak bir girişim başlattı.
Gürpınar “Asgari Ücretler Yasa tasarısındaki değişiklikle diploma, belge, sertifika isteyen mesleklere yüzde 15 oranında artış getirileceğini açıkladı. Anladığımızca ki bizim de yıllarca savunup “gelin insanları asgari ücretle istihdam ederken onları kategorize edin” dediğimize nazire, artık üniversite mezununa falan bir müessesenin sorumluluğu verilirken, “asgari ücret budur sen de bu ücreti alacaksın” deyip insanların “bilgi, kariyer ve becerilerini sömürme” olayı ortadan kalkacak. Aslında yüzde 15 gibi fiks artış da adil değil ama bunun bile uygulanmasında ne büyük sorunlar yaşanacağını düşündükçe karar “ehveni şerdir” diyoruz. Çünkü yine Gürpınar’ın yakınmasına göre Sosyal Sigortalara yatırımın yüzde 48’i asgari ücret üzerinden yapılıyor ki bu kabul edilebilir bir keyfiyet değildir. Çünkü dünya genelinde çalışan nüfusun ancak yüzde 15’i asgari ücretlidir…
Gürpınar’ın ciddiyeti: Hükümet Programında kendine ait daire, kurum ve kuruluşlarla ilgili bölümleri ve yapılması gerekenleri gösteren kupürleri Bakanlık odasına asmış ki gözlerinin ve dikkatinin içinde olsunlar! İçişleri Bakanlığının yetki ve sorumlulukları içindeki o bölüme ben de baktım. Yüklü bir program ve dağ gibi sorunlar yığını var! Mesela Tapu ve kadastro Dairesi, tam bir facia! Merkezi Cezaevi, Allah kimseyi düşürmesin! Çalışma Sigortalar Daireleri, Şehir Planlama Dairesi falan…
Bunlara baktıkta neden bu ülkede işlerin “değişiklik yasalarına” da kavuşsalar yürümediğini bir kez daha anladım! Çünkü “çapımızı aşan büyük organlardır bunlar! Mesela ben Merkezi Cezaevi’ndeki felâketlere aldırmadan Gürpınar’dan bana kentlerdeki Anayolları asfaltlamasını artık Şehir Planlama Dairelerini ciddiyetle devreye sokmasını, Yerel Yönetimler bağlamında Belediyeler sorununu yıllardır çözüm bekledikleri için çözmesini beklerim.
Dolayısıyle anlarım: O hükümet programını değil duvara çakıp hep göz göze bakışmak, kucak kucağa birlikte yatılsa bu ülkede devlet organlarını tahta kurtları gibi kemirip ufalayan sorunlarını çözmek mümkün değildir. Çünkü bizzat çözecek olan “görevlileri” çözüme muhtaçtırlar. Bu nedenle olmalı İçişleri Bakanlığı’nın programının ilk maddesine “Mülki Yönetim ve Bölümlerini koydular!” Ki başarılır da bir reform kazasına uğrarsa memleketin Kamu Görevlileri birimleri ile hizmetleri de devleti yüceltecek işleve kavuşsun…

**********
Kısaca takıldığım: (İşte Rum tarafını bunun için tanıyın diyoruz!)

Aylar önce Kıbrıs Türk futbolunu kurtaracak formülü bulmanın heyecanı ile yeri göğü inletenler Rum tarafının himmeti sayesinde nasıl dünyalı olacağımızın lafazanlığını yapıyorlardı. Rum’un KOP’una üye yazılacak Avrupalı ve dünyalı olacaktık. Sonra da ünlü sahalarda top koşturacaktık. Oysa Lefkoşa’nın Güneyinde bile koşturamadık çünkü Rum izin vermedi!
Ve yeni haber: Rum tarafı 1964’den beri ve bugüne kadar bize verdiği elektriğin 2 milyar euro olan ödemediğimiz borcunu istiyor! Sorun müzakerelerde masaya konacakmış! 2 Milyar yuro! Kuzey’i olduğu gibi rehin versek yine paçayı kurtaramayız! İşte çözümde barış içinde yaşayacağımız Güney Rum’u. ( Ha şimdi de şöyle söyleyin: Eee tabi isteyecek adamların alacağı. Hakları değil mi?) Verin gitsin!



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı