Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anastasiadis’e bir uyarı daha…

Aslında şu liderler yemeğinden kimse de fazla bir şey beklemiyordu.

Müzakerelerin bitmesine neden olan unsurların ortadan kalktığına dair bir işaret ya da bir yakınlaşma falan yoktu. Bildik zorlamalardan biriydi.

Geçmişte nasılsaydı, aynen öyle.

Görüşmeler en can alıcı noktaya gelir, kopar. Ondan sonra BM araya girer, sepetle su taşımaya devam edilir. Sanki hiç bir ilerleme sağlanmamış, hiç bir konuda daha önce mutabakat sağlanmamış gibi, taaa baştan başlanılır, bir kaç yıl daha gider.

Sonra ya o tarafta ya bu tarafta seçim olur, görüşmeci değişir, hoop sil baştan…

1967’den alırsak, sanırım 5 kuşak bu müzakere maskaralığıyla ömür tüketti.

Gelelim Pazar yemeğine…

Bir açıklama çıktı ki, yok hükmünde…

1980’lerdeki bir görüşme sonrası açıklamayı alıp kopyalasalar o kadar olurdu…

Hiç bir şey ifade etmeyen kuru cümleler.

Liderler çözüm için kararlılıklarını teyid etmişler (ha, bu arada BM’den iki bildiri çıktı, birinde bu ifade bile yok), Eide de yeni süreç için zemin arayacakmış…

Ölme eşeğim ölme…

Bence bu yemekten daha önemlisi, eski Rum Tarım Bakanı Kostas Temistokelus’un Politis’e verdiği mülakattı.

Öyle şeyler söyledi ki, Anastasiadis’in resmen ipliğini pazara çıkarttı.

Temistokleus, Maraş’tı, görüşmeci atama meselesiydi, ekonomik krizdi derken Anastasiadis’in çok zaman kaybettiğini, ayrıca hem müzakerelere hazırlıklı gidilmediğini, hem de halkı çözüme ‘evet’ diyecek noktaya getirmek için çaba gösterilmediğini vurguluyor.

Sonra, sürekli olarak Ankara’yı muhatap almak istemelerine rağmen, Cenevre’de Ankara’yı gördükleri anda firar ettiklerini söylüyor ve Yunan Dışişleri Bakanı Koças’ı suçluyor…

Ve bakın nasıl bitiriyor;

“…Zaman kaybedildi ve eğer daha zaman kaybedilirse olaylar çok daha kötü olacak. O halde tekrarlıyorum ki, önümüzde Kıbrıs Sorununda çözüme ulaşmamız için çok az zaman var. Ve ilerlemeden bahsetmiyorum, çözümden bahsediyorum. Eğer Anastasiadis’in beş yılı çözüm olmadan sona ererse kayıp bir beş yıl olarak kaydedilecek. Ve mevcut çözüm süreci sona erecek. Bir sonraki çözüm arayışı eğer böyle bir olanak olursa ‘kadifeden ayrılık’ şeklinde olacak. Anastasiadis’in şu andaki adımları Leyleğin Geciken Adımları’na benziyor. Kararlılığını, inanılırlığını gösterecek bir şey yapmıyor. Ve Kıbrıs Sorununun hangi success story’sinden (başarı hikayesinden) bahsediyoruz? Başarı?? Özür dilerim…”

Güney’de de olabilecekleri gören insanlar var.

Dillerinin döndüğü kadar konuşuyorlar. Ama yönetimin, Kıbrıs konusuna bakış açısı (kim gelirse gelsin) değişmiyor. O bakış açısı da, Kıbrıs Türk ve Rumları için ortak bir gelecek için değil… Kıbrıs Rumlarının tek başına devam edecekleri, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin nimetinden faydalanmayı sürdürecekleri bir politika izleniyor.

Rum lider ve Sözcüsü hala suçlama oyunuyla devam etsinler….

Farkında değiller mi bilmem ama, bu iki yüzlülükleri, bir kez daha, adayı hiç hayal bile edemeyecekleri yeni bir döneme sokacak ve belki de bugünleri mumla arayacaklar…

Hani 74 cuntasının salaklıklarıyla yaşadıkları kayıplar ya da Kiprianu’nun ayak sürümelerinin KKTC’nin alanına neden oluşu gibi…


 

YERİN KULAĞI VAR

DAĞ FARE DOĞURDU:

Her iki toplumun da umutla beklediği liderler buluşmasından çıkan sonuç “sıfıra sıfır elde var sıfır” oldu. İki lider, belki bazı konuları konuşma fırsatı yakaladılar ama, sonrasında Güney’den gelen açıklamalar, bir ivme yakalayamadıklarını gösterdi. Kısacası süreçteki belirsizlik sürüyor. Masa yeniden kurulur mu, kurulmaz mı bilemiyorum ama, bundan sonrası boşuna kürek çekmekten öte bir şey olmayacak…

 

BİLDİK SÖYLEMLER:

Anastasiadis-Akıncı buluşmasının ardından Güney’deki siyasilerden bildik açıklamalar da ardı ardına geldi. Yıllardır her masayı terk edişlerinde yaptıkları gibi, yine Türk tarafını suçlamayı tercih ettiler. Anastasiadis’in sözcüsü Hristodulidis, “Müzakerelerin başlamamasının sorumlusu Akıncı’dır” ezberini tekrarladı. Adamlar ‘nasıl engelleriz’in derdinde…

 

ONU DA YAPMIYOR:

Yapacaklarının bir önemi yoktu. Enosis’in kutlanmasını Meclis’ten alıp, hükümete bağlayacaklardı. Şimdi, Akıncı istedi diye yapılıyor görüntüsü vermemek için, ivediliği geri çekmişler. Aman ne mühim. Bu karar yapacağını yaptı zaten, hepimiz ne bağnaz olduklarını, çözüm falan diye bir niyetleri olmadığını hatırlamış olduk…

 

KİMİN DEVLETİ:

DPÖ işsizlik oranının düştüğünü, istihdamın arttığını söylüyor. Ben de soruyorum, neye göre? Acaba halihazırda çalışan nüfusun kaçta kaçı vatandaş, kaçta kaçı çalışma izinli… Ellerinde dünyanın sayılı üniversitelerinin diplomalarıyla, ucuz işlerde çalışmaya zorlananlar iş bulmuş mu sayılıyor? Herhalde öyle ki, işsizlik rakamları düşüyor. Buna gizli işsizlik denmez mi? Şu anda Kuzey Kıbrıs, Kıbrıs Türkleri için değil, yabancılar için cennet…

 

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ:

4 gazetenin manşetlerinde ilan olarak verilen “evet” propagandasıyla, gazetecilik mesleğinin propaganda aracı haline dönüştürülmesinden rahatsız olabiliriz ama, ülkemizdeki gazetelerin durumu da ortada. Gazete almıyoruz, reklam vermek istemiyoruz, sonra da iş eleştirmeye geldi mi, mangalda kül bırakmıyoruz. Ben de kızdım ve eleştirdim, gerekçesi ne olursa olsun benim düşüncem yanlış olduğu yönünde. Keşke gazetelerimiz bu duruma düşmeseydi, iki buçuk lirayı verip bir gazete almayı, destek olmayı becerebilseydik, bugün o ilanlar çıkmayabilirdi. Onun için olaya bir de madalyonun öteki tarafından bakınız…

starkıbrıs, hakikat, kıbrıs postası, kıbrıs

TURİST NASIL GELSİN:

Yaz yavaş yavaş kendini hissettiriyor, turizm sezonu da açılıyor ancak yıllardır çözüm üretemediğimiz sorunlar değişmiyor. Denizlerimize akıtılan kanalizasyon gibi. Hele de bazı otellerin göstere göstere yaptıkları gibi… Turist gelmesi için milyonlar harcıyoruz ama, özellikle bir Girne Antik Limanında yıllardır çevre düzenlemesini,  etrafa yayılan kokuyu önlemeyi başaramıyoruz…


 

ZİRVDEKİLER

Rasıh Reşat: “Adamlar kısaca ‘Siz yoksunuz’, ‘Sizin şirketiniz şirket değil’, ‘Sizinkiler okul değil. Adada sadece bizim tarafta okul var’ diyorlar. Bunları neden söylüyorlar? Çünkü Rum kamuoyu bunu duymak istiyor. Peki Kıbrıslı Türklerin aslında olmadığını yöneticilerinden duymak isteyen bir halk orada dururken, bizimle neyi paylaşabileceklerini umut edebiliriz? Bu ülkede çözüm şart. Lakin bu çözümün artık federal bir çözüm olacağına zerre umudum yok. Bu çözümün bir ilhak modeli olmasını da asla ve katiyetle istemem…”


DİPTEKİLER

Yapıcı Değil, Yıkıcı: Anastasiadis, ‘Ulusal Konseyin, Meclis kararının ardından oybirliği ile almış olduğu kararın Sayın Akıncı için yeterli olacağını düşünmüştüm. Ne yazık ki Sayın Akıncı, benim yanlışı düzeltmek zorunda olduğumu söyledi’ dedi.  Değil miydiniz Sayın Anastasadis? Neredeyse bir noktaya gelmek üzereyken, nereden çıktığı belli olmayan bu karar, gerçek amacınızı ortaya koydu zaten…