Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anastasiadis doğru ama eksik söylemiş

Geçenlerde Anastasiadis’in söylediği ve söylemedikleri aslında hem Kıbrıs sorununu, hem de müzakerelerde geldiğimiz aşamayı anlatması bakımından çok önemliydi. Ne dedi Anastasiadis? Dedi ki,    “Kuzeyde Kıbrıslı Türklerin tuttuğu toprakların önemli bir kısmı Rumlara aittir “.

Doğru ama eksik demiş .Zaten, neyi eksik söylediğinin farkında olsaydı ve empati yapsaydı son Mont Pelerin zirvesi olumlu sonuçlanabilirdi. Haklı, Kuzeydeki toprakların önemli bir kısmı Rumların ama başkanı olduğu devletinde yarısı Kıbrıslı Türklerindir. Onlar bizi devletten, bizde onları topraklarından ettik özetle..

Kıbrıs sorunun çözümünde doğal ve meşru bir denge var. Biz bir miktar toprak vereceğiz, onlar da devletin yarısını verecek ve yeni federal bir devlet kuracağız. Elbette, yarısını alacağımız devlette de eşit egemen ve siyaseten de eşit olacağız.

İşte tam da bu yüzden geçen haftaki 2.Mont Pelerin zirvesi koptu. Zaten, ikincisi Akıncı’nın yaptığı cesur ve esnek açılım sayesinde olmuştu. Lakin, ikinci zirve, hem müzakere öncesi Yunanistan’ın yaptığı saçmalıklar, hem de müzakerelerde Anastasiadis’in sergilediği makul olmayan, hatta doğal Kıbrıs müzakere dengelerine aykırı davranışlar-talepler yüzünden sonuçsuz kaldı. Akıncı’nın tavrı doğru ve haklıydı. O yüzden de Kuzey’de “ amasız ve şartsız ” Akıncı’nın arkasında durmalıyız.

Anastasiadis, Kıbrıslı Türkler için en hayati olan ve egemenliğimizin, siyasi eşitliğimizin en önemli konuları olan “dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım” konularında her hangi bir adım atmadan toprakta almak istediğini cebine koyarak, garantiler ve güvenliğin görüşüleceği son 5’li zirveye gitmek istedi. Yani, yukarıda söylediğim doğal Kıbrıs müzakere dengesini bozmaya çalıştı.

Üstelik 1974 sonrası ve Annan Planından 12 yıl sonra hayatın değişen gerçeklerine aykırı olarak makul olmayan taleplerle bunu yapmaya çalışıyor .Özetle,toprağı siyasi eşitlikten(devletin yarısı) koparmaya çalıştı. Siyasi eşitliği garantiler-güvenlik konusunun pazarlığı haline getirmeye çalıştı.Makul ve doğru olan siyasi eşitliğin ,toprak ve garantilerle birlikte nihai bir al-vere girmesidir.

…Ne yazık, 1.Mont Pelerin zirvesinden itibaren Kıbrıs müzakereleri arka planda TC-AB kapışmasının da parçası olmuştur. Müzakarelere indirekt  Anastasiadis üzerinden, direkt-aracı olarakta Yunanistan üzerinden AB müdahaleleri yapılmaktadır.ABD, bu konuda rahatsızdır.

Bakın, AB-TC kapışmasının en büyük,en yakın ve en öncelikli konusu mülteci-vize sorunudur ve Erdoğan bu konuda da kararlıdır.Yani,vize konusunda adım atılmazsa mülteci anlaşmasını iptal edecektir.Bunu da sırf AB ile yeni bir pazarlık yapmak için yapacaktır.

Ve geldiğimiz aşamada AB, Kıbrıs sorununun bu şartlarda çözümünü de artık Türkiye’ye karşılıksız bir bonus-hediye gibi görmekte(çözümün Türkiye ye getireceği sinerjiler),algılamaktadır; o yüzden arka planda araya mülteci konusunu da sıkıştırmaktadır.

Diyeceğim odur ki, Anastasiadis’in elinde tarihi bir fırsat vardır.Ya, bu işi kısa zamanda makul ve mantıklı taleplerle tüm ada halkının geleceğini düşünerek çözme yönünde adımlar atar; ya da sebebi ne olursa olsun bu süreci kendi seçim sonrasına erteleyerek öldürür.

Lakin,bu süreci erteleyerek öldürürse, ben dahil bilmesi gereken şudur; en büyük kaybı ,Kuzey’de federal çözüm vizyonunda olan Kıbrıslı Türkleri geri dönülmez bir şekilde kaybedecek ve Kuzeyde yaratacağı büyük hayal kırıklığı ile artık Kıbrıs’ta federal çözüm dışında başka alternatiflerin konuşulmasına da ciddi şekilde kapı aralayacaktır…

Top Anastasiadis’te…