Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Havadis’in konuğu oldu. Mete Tümerkan ve Hüseyin Ekmekçi’nin sorularını yanıtlayan Burcu, ENOSİS krizinin aşılmasının Rum liderliğinin elinde olduğunu söyledi
BATAKLIK: Müzakere sürecinin kopmadığını ancak gelinen aşamada Rum Meclisi’nin aldığı kararın süreci ciddi şekilde zedelediğini söyleyen Burcu, “Enosis denilen şey Kıbrıs’ta neredeyse bütün sorunların kaynağıdır” dedi ve “Sivrisineği üreten bataklık” benzetmesi yaptı
DEĞERİ ARTACAK: Barış Burcu, Rum Lider Anastasiadis’in Enosis kararı ile ilgili olumlu bir tavır ortaya koyması halinde kıymetinin azalmayacağını ve Kıbrıs Türk tarafının taleplerine ödün vermiş olmayacağını söyleyerek “Aksine değeri artacaktır” dedi
AGRESİF VE KABA: Burcu, geçtiğimiz Perşembe günü yapılan toplantıda Anastasiadis’in zaman zaman agresif ve kaba bir tutum sergilediğini belirterek, “Sayın Akıncı ve Eide’nin yapıcı ve Kıbrıs Türklerinin hassasiyetlerini anlatan yaklaşımlarına, Rum lider aynı şekilde yaklaşmadı” saptamasında bulundu
UMUT EN SON ÖLÜR: Burcu: Bizim yegâne hedefimiz anlaşmadır ama bu anlaşma da tek taraflı olmaz. Bir anlaşmanın ayrıca asgari koşulları vardır. Şu an o asgari koşullara zarar veren bir olay ile karşı karşıyayız. Bu zarar veren olayı ortadan kaldırıp en kısa zamanda anlaşmayı kurtarmamız lazım. Umut en son ölür, çalışmaya devam edeceğiz
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Rum lider Nikos Anastasiadis’in somut adım atarak Enosis ile ilgili meclis kararının geri alınması için girişim yapması ve yürütmenin başı olarak idari karar alıp uygulaması gerektiğini dile getirdi.
Müzakere sürecinin kopmadığını ancak gelinen aşamada Rum Meclisi’nin aldığı kararın süreci ciddi şekilde zedelediğini söyleyen Burcu, “Enosis denilen şey Kıbrıs’ta neredeyse bütün sorunların kaynağıdır” dedi ve “Sivrisineği üreten bataklık” benzetmesi yaptığı Enosis’in küçümsenmemesi gerektiğini ifade etti.
Burcu, “Müzakerelerde bu kadar mesafe kat edilmişken, 5’li konferans düzeyine gelinmişken ve çözüme ramak kalmışken çok güçlü, çok kararlı bir politika ortaya koymak gereklidir. Bu konuda Rum lider Anastasiadis’in üzerine düşen görevler vardır.
Sayın Anastasiadis, çıkıp alınan bu kararın yanlışlığını çok net bir şekilde ifade etmeli ve bu kararın geri alınması için eldeki enstrümanlar, mekanizmalar ne ise onun harekete geçirileceğini söylemesi lazımdır. Bu kararı da uygulamada da kadük etmeleri lazımdır” dedi.
“Biz bütün Kıbrıslıların geleceğini kurtarmaya çalışıyoruz”
Barış Burcu, Enosis kararının toplumlar arası bir çekişme hakline getirilmemesi gerektiğine de vurgu yaptı. Kararın Akıncı-Anastasiadis çekişmesi de olmadığını belirterek şunları söyledi:
“Lütfen ama ne Kıbrıs Türk toplumu içinde ne de Kıbrıs Rum toplumu içinde bunu bir Kıbrıs Türk toplumu, Kıbrıs Rum toplumu çekişmesi haline getirmeyelim, bu Akıncı-Anastasiadis çekişmesi de değildir. Bu tarihsel olarak Enosis’in bütün Kıbrıslılara getirdiği zararların bir daha yaşanmaması için bütün Kıbrıslıların tedbir alması meselesi olarak düşünülmelidir. Sayın Anastasiadis bu konuya bu şekilde yaklaşmalıdır. Bizim ne Rum toplumuna dayatabileceğimiz ne de onlardan alabileceğimiz bir zafer edası şeklinde talebimiz vardır ne de peşinden koştuğumuz şey budur. Biz bütün Kıbrıslıların geleceğini kurtarmaya çalışıyoruz.”
Barış Burcu, Rum Lider Anastasiadis’in Enosis kararı ile ilgili olumlu bir tavır ortaya koyması halinde kıymetinin azalmayacağını ve Kıbrıs Türk tarafının taleplerine ödün vermiş olmayacağını söyleyerek “Aksine değeri artacaktır” dedi.
Burcu, Rum toplumu içinde de çok saygı değer insanların ve siyasi partilerin bu konuda tepkilerini ortaya koyduğuna vurgu yaparak “Çünkü mesele hepimizin meselesidir” dedi.
“Hristodulidis’in söylediği her şey yanlıştır”
Barış Burcu, modern bir devletin üç koşulundan birinin güven olduğuna işaret etti ve “Eğer, Avrupalı, iki bölgeli, iki toplumlu federal bir Kıbrıs devleti ortaya çıkartacaksak güven, rıza ve genel arzu olmalıdır” dedi.
Barış Burcu, güveni sarsanın sadece Enosis kararının alınıyor olmadığını söyleyerek “zamanında ve zemininde doğru tepkiyi koymamaları, doğru açılımları yapmamaları, yan yollara sapmalarıdır. Mesela Güney Kıbrıs Rum Yönetimi hükümet sözcüsü Sayın Nikos Hristodulidis, ‘Anastasiadis ara istedi. Kapıyı çarpmadı. Akıncı ve heyeti odadan çıktı ama kimse neden çıktığını bilmez’ gibi ifadelerde bulundu. Çok büyük iki fahiş hata yaptı. Meselenin özünden farklı bir mecrada meseleyi tartışma zeminine çekmeye çalıştı, İkincisi söylediği her şey yanlıştır” diye konuştu.
“Anastasiadis çok agresif ve kabaydı”
Barış Burcu, 16 Şubat Perşembe günü gerçekleşen liderler görüşmesinde yaşananları da anlattı.
Rum Lider Anastasiadis’in oldukça kaba ve agresif olduğunu söyleyen Burcu, şunları söyledi: “Sayın Cumhurbaşkanımız o gün çok soğukkanlı, dostane bir üslupla ve de çok diplomatik bir dil kullanarak ‘Bak Nikos, bu yalnızca Kıbrıs Türkünün sorunu değil, senin tarafının da bir sorunu, bu Kıbrıs’ın bir sorunudur. Geçmişte yapılan hatalar bir tarafta bir de kurgulamaya çalıştığımız gelecek, ortak sorumluluk var. Bu konuda liderlik göstermeni istiyorum. Yardımcı olmanı istiyorum ki el birliği ile hep birlikte bu yanlış algıları ortadan kaldıralım’ dedi. Maalesef Sayın Anastasiadis, Sayın Cumhurbaşkanının bu konuşmaları tamamladıktan sonra aynı içtenlikle ve üslupla, süreyi çare üretmek için kullanmadı ve ‘senin argümanların varsa benim de argümanlarım var’ gibisinden önceden kendisine hazırlanan yazıyı, yüksek ve agresif bir ses tonu ile muhtıra gibi okudu. BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, bunun iyi bir gidişat olmadığını, Anastasiadis’in yaklaşımının uygun, elverişli bir yaklaşım olmadığını fark etti ve durumu toparlamak için ‘doğru veya yanlış böyle bir algı var. Bunu gör, kabullen ve bunun değişmesi için daha yaratıcı, daha çaba koyucu bir moda gir’ gibisinden hafiften bir uyarı konuşması yaptı. Derken Sayın Anastasiadis patladı. Eide’ye ‘Sen bana böyle şeyler söyleyemezsin’ gibi sözcükler kullandı. Çok kabaydı. Oldukça da agresifti ve bağırarak ‘ size söyleyecek hiçbir şeyim yoktur’ diyerek, kapıyı da çok sert bir biçimde kapayarak dışarıya çıktı. Biz orada hepimiz donduk kaldık.
Herkes birbirine baktı, bir sessizlik oldu. Sonra Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Bu sadece bana değil, toplumumuza yapılan bir hakarettir, biz böyle bir şeyi kaldıramayız. Zaten Sayın Anastasiadis de toplantıyı terk etti dolayısıyla burada oturmanın da bir manası kalmadı, gidiyoruz’ dedi, kalkıp, gittik.”
“Her krizden bir fırsat çıkabilir”
İkinci Mont pelerin zirvesinde yaşananlara da değinen Barış Burcu, her krizden bir fırsat çıkabileceğini kaydetti.
Burcu, “Mont pelerin 2’de de benim maksimalist diye ifade ettiğim o gergin toplantılardan sonra benim üzerime bir çullanma olmuştu. Süreç bizi akladı. Ondan sonra ortaya 1 Aralık uzlaşıları çıktı ve 5’li konferansın önü açıldı. Nasıl ki o olumsuzlukta böyle bir olumluluk çıktı ve biz geriye dönüp tekrar bunların eleştirisini yapmadık muhataplarımıza karşı, ortaya çıkan yeni uzlaşı ve süreci sahiplendik. Benzer şeyler de olabilir” diye konuştu.
Burcu, Perşembe günü yapılması planlanan liderler görüşmesine ilişkin açıklamasında “Biz Sayın Anastasiadis’in ‘politik olarak siyaseten mecliste yanlış bir karar alındı. Politik olarak ve siyaseten bu kararın geri alınması için elindeki bütün gücü kullanacağım, bu oluncaya kadar yürütmenin başı olarak da bunun hayata geçmemesi için elimden geleni yapacağım’ diyerek en doğru en sonuç alıcı somut mekanizmaları devreye sokmasını bekliyoruz” dedi.
Barış Burcu, “Umut en son ölür” diyerek “bizim yegâne hedefimiz anlaşmadır ama bu anlaşma da tek taraflı olmaz. Bir anlaşmanın ayrıca asgari koşulları vardır. Şuan o asgari koşullara zarar veren bir olay ile karşı karşıyayız. Bu zarar veren olayı ortadan kaldırıp en kısa zamanda anlaşmayı kurtarmamız lazımdır” diye konuştu.
Çözüme olan ihtiyacın ve bütün tarafların bundan yararlanma akıllılığının hala ortada olduğunu kaydeden Burcu, “biz buna bir karşılık bekliyoruz. Asgari zemini kurtaracak adımları bekliyoruz” dedi.
“Çavuşoğlu’nun ziyareti önceden planlanmıştı”
Barış Burcu, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun KKTC’ye ziyaretinin ana nedeninin Enosis krizi olmadığını ancak müzakerelere ilişkin yapılacak görüşmelerde bu konunun da görüşüleceğini belirtti.
Burcu, “Sayın Çavuşoğlu’nun Kıbrıs’a yapacağı ziyaret ve bizimle yapacağı çalışmalar çok önceden planlanmıştır. Ancak geliş nedeni müzakere sürecidir. Bu yaşanan olay üzerine gelmiyor. Ama bileceğiz ki bu olay da spesifik olsa dahi müzakere sürecini etkileyen bir olaydır. Dolayısıyla görüşmelerimizde herhalde bunlarda karşılıklı olarak değerlendirilecektir” diye konuştu.
“Fırsatçı olsaydık bunu daha önce kullanırdık”
Barış Burcu, bugüne kadar süreci sıkıntıya sokmamak adına adım attıklarını, hiçbir zaman istismarcı, aşırı reaksiyon gösteren bir tavırda bulunmadıklarını kaydetti.
Barış Burcu, şunları söyledi: “Geriye dönüp baktığımızda bizim için hiçbir şey hata değil. Sayın Anastasiadis’in, Yunanistan Dışişleri Bakanı Sayın Nikos Koçias ile belli temasları oldu. Birinci Mont Pelerin’e gelmeden önce belli ki Sayın Koçias’ı ikna edemedi. Yunanistan’da da hassas bir hükümet dönemi var. Sayın Anastasiadis böyle bir sıkıntı yaşadı ama bu gerçekliği dürüstçe bizimle paylaşmadı. Kalacak toprak oranı konusunda yakınlaşma olunca Eide, topu kucağına aldı ve 5’li konferansın takvimlenmesi ile ilgili hamle yapacağı sırada Sayın Anastasiadis toplantıyı kesti, ara istedi. O gece ben basının kaldığı otelde basın konferansı verdim. Kıbrıslı Türkler, ‘Sayın Anastasiadis masadan kaçtı diyebilir miyiz’ diye beni sorguladılar. Eğer biz istismarcı ve aşırı reaksiyon gösteren bir taraf olsaydık o gün yere düştüğü gün bunu yapardık. Kaçtı derdik. Biz tam tersini yaptık, koruduk.”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, harita konusuna da değindi.
Burcu, “En son önümüze konulan ve bizim kabul ettiğimiz harita yüzdelik 28.7’dir. Buna yüzde 76 oranında Kıbrıs Rum toplumu ‘Hayır’ demiştir ama biz yüzde 29.2’ye indik gibi görünüyor, onlar da 28.2’ye çıktılar. Sayın Akıncı’nın sunduğu haritanın Türkiye ile bir gerilime neden olduğu yönündeki söylemler de gerçeği yansıtmamaktadır. Hem Türkiye’de hem de burada herkes her şeyi biliyordu” diye konuştu.
































