Bir an için İsviçre’de Mont Pelerin’de yaşananları unutun.
Ve gelin birlikte şöyle bir varsayımda bulunalım:
Mont Pelerin’de zirvenin son gününde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Rum Lider Nikos Anastasiades’in çözüm çabalarını bir adım ileriye taşımak için masada yaptığı açılımı değerlendirmek ve Türkiye’ye gidip danışmak için zaman istemiş olsun.
Mont Pelerin’de böyle bir şey olmuş olsa idi ne olurdu?
Adanın Kuzey’inde Akıncı’ya dönük nasıl bir tepki oluşurdu?
Kıbrıs konusunu yakından izleyen üçüncü taraflar ve BM bu durum karşısında ne yapardı?
Sanırım Mustafa Akıncı’nın işi hiç de kolay olmazdı.
Duyar gibiyim, bizim buradan ve Güney Kıbrıs’tan yükselecek sesleri.
“Biz demiştik” ile başlayıp devam edecek olan alaycı ve küçümseyici tepkileri…
Ama tabi ki Mont Pelerin’de sonuçta danışmalarda bulunmak, Yunanistan’a gitmek için zaman isteyen Akıncı değil de Rum Lider Nikos Anastasiades oldu.
Anastasiades Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın masada sergilediği yapıcı tutum karşısında “Ben bu aşamada böyle bir şey beklemiyordum. Hazırlıklı değilim. Gidip danışmalarda bulunmak istiyorum” dedi.
Kendisine “Hemen git gel burada bekleyelim” dediler.
Ama onu da kabul etmedi.
Bir haftalık bir süre istedi.
Bu bir haftalık sürenin sonunda, varılan mutabakat çerçevesinde müzakereleri sürdürmek için Cenevre’ye dönüp dönmeyeceği şu anda bir bilinmez.
Kimse çıkıp “kesin dönecek ve verdiği sözlerin gereğini yerine getirecek” diyemiyor.
Şu an itibarı ile önümüzeki üç beş günde Güney Kıbrıs’ta yaşanacak gelişmeler müzakere sürecinin geleceği açısından belirleyici olacak.
Anastasiades eğer geri döner ve masada yerini alırsa burada toprak kriterleri ile ilgili bir ortak anlayış belgesi ile beşli toplantının yapılması için bir tarih çıkacak.
Dönmezse de kriz…
Bir kriz çıkarsa aşılabilir mi?
Belki bir şekilde aşılabilir. Müzakereler Cenevre’de değil burada ya da başka bir yerde devam edebilir. Ama Rum tarafındaki bu anlayış, vizyon değişmedikçe 2016 yılı hedefine ulaşılması mümkün olmaz.
2016’nın bitmesi ile birlikte de müzakere süreci zaman aşımına uğrar.
Ve Kıbrıs’ta koşulların değişeceği yeni bir sayfa açılır.
Açılacak bu yeni sayfa içerisinde de artık federal çözüm arayışı diye bir şey olmaz.
Sonuçta gelinen aşamada bunun kararını verecek taraf artık Rum tarafıdır.
Ya Cenevre’ye Rum Lider Anastasiades’in dönmesi için onu cesaretlendirip, destek verecekler, ya da içinde birçok bilinmez ve riskin olacağı yeni bir sayfanın açılmasında en büyük destekçi olacaklar.
Ne olacağını görmek için fazla beklemeyeceğiz.
Birkaç gün içerisinde işin kokusu çıkar…
































