Seyahat

Amsterdam ve çevresi…..


Temmuz 1974 yılında uçağımız aktarmalı olarak hayatımda ilk kez gideceğim Amsterdam’a uçacaktı. Böylece de hep merak ettiğim bu şehri ’lay over’ (bekleme) süresinde havalimanından çıkıp gezebileceğim için planlar yapmaktaydım. Ancak ne var ki uçağımız Amsterdam’a inmiş bağlantılı ABD uçuşunu Amsterdam yerine Rotterdam üzerinden yapınca planlarım suya düşmüştü. Yine de bu değişiklik ile Amsterdam – Rotterdam havalimanları arasındaki bağlantıyı çok geniş kapsamlı olmasa da otobüsle panoramik olarak görme imkanı olmuştu. Kısa sürede gördüklerim ve hakkında pek çok yazı okuduğum Amsterdam şehrini adım adım gezmeyi ancak geçen kış yapabilmiştim.

Hollanda’nın başkenti olan Amsterdam’ın Schipol Havalimanına Larnaka havalimanından 4 saat 30 dakika süren tarifeli veya charter uçuşlarla uçabilirsiniz. Pek tabii ki erken rezervasyon yaparak gidiş/dönüş uçak biletinizi €90’dan başlayan fiyatlarla almanız mümkündür. Siz bu uçuşunuzu Larnaka değil de Ercan aktarmalı İstanbul üzerinden de yapabilirisiniz. Bu uçuş süreniz ise 3 saat 10 dakika sürmektedir. Biz bu seyahatimizi havayolu ile değil de Brüksel üzerinden hızlı tren ile yapmıştık. Avrupa’da yaygın olarak kullanılan Euro Pass ile 2 saatlik yolculuğumuz için €30 bilet parası ödemiştik. Tren Garın’dan çıkar çıkmaz karşınıza çıkan ‘I love Amsterdam’ yazısının önünde şehre gelen her turist fotoğraf çektirip anılarını ölümsüzleştirmekteydi.

1952 yılında Hollanda Avrupa Birliği kurucu ülkelerinden biri olmuştur. 1999 yılından itibaren ise ülkenin para birimi AB para birimi olan Euro’dur. Hollanda’da konuşulan dil Flemenkçe olup İngilizce ’de yaygın olarak konuşulmaktadır. Hollanda’ya girişte eğer AB pasaportunuz varsa vize almanıza gerek yoktur.  İster kanallar isterseniz laleler veya bisikletler şehri deyin bu şehir Hollanda’nın başkenti olan Amsterdam’dır. Büyük Petro’ya St. Petersburg (Leningrad) şehrini kurmak için ilham veren yine bu şehir yani AMSTERDAM olmuştur. Şehir, Amstel Nehri kıyılarına kurulması nedeniyle ismi Amstel-reddamme adıyla anılarak günümüzde bildiğimiz isim olan Amsterdam olmuştur. Şehir, kuzeyinde bulunan IJ Irmağı’yla kazılmış havuzlardan oluşur. Limanı ise dünyanın en işlek limanlarındandır. Bir set ile kapatılmış olan bu liman, gelgitin engelleyemeyeceği şekilde her an girilip çıkılabilen bir limandır. Amsterdam’ın kuruluşu 12.ci yüzyıla dayansa da gittikçe büyüyerek,17.ci yüzyılda sömürge ticaretinden çok zenginleşmiştir. 60 yıl içerisinde şehrin ‘Hasan Keyif’ gibi tamamen sular altında kalacağı düşünülse de ülkenin güçlü ekonomisinin bu ihtimali gerçekleşmeden ortadan kaldıracağına inanılmaktadır. Amsterdam, ön yargısız ve özgür bir şehirdir. Böyle olunca da burada eşcinsel evlilikler, fahişelik ve ötenazi yasaldır. Hollanda genelinde suç oranının çok düşük olmasından dolayı ise Avrupa ülkeleri arasında en güvenilir ülkelerden olmuştur. Şehrin nüfusu ise takriben 822 bin dir.

Merkez Tren Gar’ından şehir merkezine yürümeniz en fazla 15 dakikanızı alır. Eğer yürümek istemiyor ve bisikletler şehri olarak da bilinen bu şehirde bisiklet kiralayıp öyle gezmek istiyorsanız hemen Garın çıkışında bulunan bisikletlerden kiralayabilirsiniz. Şehirde düzenlenen pek çok etkinlik Dam meydanında yapıldığından burası kafeleri ve restoranları ile turistlerin ilgi odağıdır. Kanallardan geçerek daracık sokaklarda çarşıya, müzelere veya ‘Red Light District’e yani vitrinli sokağa ulaşabilirsiniz.

Amsterdam ‘da gezilecek yerler:

– Amsterdam Kanalları: UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi’ne de alınan kanallar hem şehir ulaşımında hem de turizm için önemli bir rol oynuyor. Kanallar arasında gezerek şehrin keyfini çıkarmak istiyorsanız bir tekneye atlayıp dolaşmalısınız.

-Van Gogh Müzesi: 1853 yılında doğup henüz 37 yaşında iken karnına kurşun sıkarak intihar eden kesik kulaklı sanatçı ayrıca ‘Sarı renk denince akla gelen’ ressam olarak da bilinen Vincent Van Gogh’un müzesidir. Sanatçı kısacık ömründe pek çok resim yapmışsa da o hayatta iken sadece ‘Kırmızı Üzüm Bağları’ adlı eseri satılmıştı. Sanatçının ölümünden sonra akrabaları tarafından saklanmaya başlanan resimler daha sonra değer bulmuştur. Yurt dışındaki müzelerde olduğu gibi bu müzede de eserleri diğer çağdaş sanatçıların eserleri gibi sergilenmeye başlanmıştır. Amsterdam ‘da bulunduğunuz süre içerisinde bu müzeyi gezmeyi sakın ihmal etmeyin.

Madame Tussauds Balmumu Müzesi: Ünlülerin mumdan heykellerini bu müzede bulabilirsiniz. Dam Meydanı’na çok yakın bir konumdadır.

Amsterdam Kraliyet Sarayı: Dam Meydanı’nda yer alan saray 1655 yılında Belediye Sarayı olarak açılmış ve sonradan Kraliyet Sarayına dönüştürülmüştür.

Şehirde bulunduğunuz bir günü yürüyerek gezmenin dışında bot turları yaparak veya şehri bisiklet ile baştan başa dolaşarak alışılmışın dışında bir gün geçirebilirsiniz.

Amsterdam ve çevresi:

Biz, Amsterdam şehrini gezmekle kalmayıp çevresinde bulunan küçük yerleşim yerlerini de gezmek istedik. Günü birlik turlarla bu küçük ülkede Amsterdam çevresindeki farklı yerleri kısa bir sürede gezebilirsiniz. Biz de Zaanse Schan, Edam, Marken ve Volendam’ı gezmek için Amsterdam paket turlardan bir tanesini aldık. Yol boyunca su kanallarını, birbirinden güzel renkli lale tarlalarını, siyah beyaz olan ineklerini görmek ve onları resimlemek günümüze ayrı bir güzellik ve renk kattı.

Amsterdam – Zaanse Schan’a 1 saatten az bir sürede ulaşabilirsiniz. Bu küçük yerleşim yerini gezerken her yerde karşınıza yel değirmenleri çıkar. Kanallar ve köprüler üzerinde kasabada dolaşırken bu değirmenler arasında fotoğraf çektirmeden bu kasabadan ayrılmak olmazdı. Burada yapılacak en güzel şeylerden biri ise Açık hava Müzesini gezmektir.

Amsterdam – Edam arası 25 km uzaklıkta olup kara yoluyla bu yolculuğunuzu 30 dakikada yaparsınız. Kasaba, Amsterdam’ın kuzey batısında yer alır. Edam deyince akla ilk gelen pek tabii ki günümüzde sarı veya kırmızı renkte jelatin ambalajı olan peynirdir. Gerek tekerlek gerekse dikdörtgen kalıplar halinde satılan bu peynir Kıbrıs’taki marketlerin peynir reyonlarında kolayca bulunur. %40 yağ oranına sahip bu peynirlerin dışı parafin balmumu ile kaplıdır. Bu işlem peynirlerin uzun süre dayanması için yapılır. Bu kasabayı gezerken dilerseniz peynirlerin tadına bakıp satın alabilirsiniz. Fiyatları €8 -€15 arasında büyüklüklerine göre farklılık göstermektedir.

Volendam, eski ve bir o kadar da popüler olan bir balıkçı kasabasıdır. Konumu itibarı ile ‘Makermeer Gölü’nde olup Amsterdam’dan 25 dakika uzaklıktaki   şehrin kuzey doğusundadır. Bu kasabanın adı’ Doldurulmuş Baraj’ anlamına gelmektedir. Kasaba, Zaanse Schans ve Edam kasabalarına göre daha büyüktür. Bir yanda liman diğer yanda ise kafeler, balıkçı restoranları ve hediyelik eşya satan dükkanlar bulunur. Bu kasabadaki evlerin kapılarının her biri farklı renkte boyanmıştır. Bunun nedeni ise balıkçılar aşırı derecede alkol tüketip sarhoş olduklarından dolayı evlerini rahatça bulabilmeleri için bu yönteme başvurulmuştu. Eski limanda dilerseniz balık yiyip yerel bira olan Heineken veya Amstel’i içebilirsiniz. Bu menünün fiyatı €12 dur. Kasabada Neo- Barok tarzında inşa edilmiş bir kilise vardır. 1860 yılında inşa edilen bu kilise St. Vincenzo’ ya adanmıştır.

Marken: Eskiden ada olan bu yerleşim yeri daha sonra ana karaya köprü ile bağlanarak yarımadaya dönüştürülmüştür. Özellikle Hollanda takunyası olarak da bilinen ‘Clog’ları ile bilinir. Daracık yollarda, birbirinden güzel evlerin arasında gezerken karşımıza çıkan ‘clog’ları denemeden kasabadan ayrılmadık.

Keukenhof Parkı: Yılda 1milyon üzeri turistin ziyaret ettiği bu lale bahçesi 32 hektarlık alana yayılmış olup içerisinde 8 milyondan fazla tulip ekilir. Amsterdam ‘dan arabayla 30 dakika uzaklıkta olan bu bahçeye giriş €16’dur.

Amsterdam ‘da nerede kalınır

Dam Meydanı şehrin buluşma noktası olarak kabul edildiğinden bu bölgedeki 4*otellerin fiyatları €160-350 arasında değişmektedir. Bu oteller arasında Swiss Hotel’i örnek gösterebilirim. Şehrin sanat merkezi olan Jordaan bölgesinde ise 3*otellerin gecelik fiyatları €120-280 arasında değişkenlik gösterir. Bu bölgede bulunan Hotel II Fiore bunlar arasındadır. Genel olarak baktığımız zaman Amsterdam’daki tüm oteller pahalıdır. Airbnb den yapacağınız oda veya ev kiralama ile konaklamanızı daha uygun fiyata yapabilirsiniz. Bir başka alternatifiniz ise şehir merkezine kolay ulaşımlı yerlerdeki tekne evlerdir.

 Festivaller:

Ülke, yılın farklı dönemlerinde  300 kadar festivale ev sahipliği yapmaktadır. Avrupa’da çiçekçiliğin en büyük merkezi olarak bilinen Hollanda’da Nisan ayının ikinci yarısında ’Çiçek Festivali’ düzenlenir. Bu festivalde taze çiçeklerden yapılmış heykeller tüm turistlerin ilgisini çekmektedir. ‘Vondelpark Openluchttheater Festivali’nde açık havada dans gösterileri ve konserler verilir. Bu dönemde festivale yerli ve yabancıların ilgisi büyüktür. Ülkede 50 yılı aşkın süredir 30 Nisan tarihinde kutlanmakta olan Kraliçe Günü 27 Nisan 2013 tarihinden itibaren Willem – Alexander’in doğum günü ‘Kral Günü’ olarak kutlanır.

 

Hollanda ‘da ne yenir

Hollanda mutfağının başında peynir ilk sırayı alır. En meşhur Hollanda peyniri ‘Gouda’dır. Bunu Edam peyniri takip eder.’ Pompoensoep’ Hollanda’nın en bilinen balkabağı çorbasıdır. ‘Hollandse Nieuwe’ çiğ olarak yanında soğan ve kornişon turşu dilimleri ile tüketilen balıktır. ‘Poffertjes’ ise üzerine pudra şekeri serpilerek yenilen kreptir. Ayrıca farklı soslar da yemeklerin vazgeçilmezidir.

Ülke ekonomisi ağırlıklı olarak bankacılık, gemicilik, ticaret ve turizme dayanmaktadır. İşsizlik orani %4.8 olup Avrupa ülkeleri arasında en düşük orana sahiptir. Eğer siz hala bu ülkeyi ziyaret etmemişseniz gezilecek ülkeler listenize almanızı tavsiye ederim. Ayrıca özellikle de Tulpenroute (lale rotası) yapınız. Ancak her yıl yenilenen bu rota için mutlaka yeni bir harita alıp yola öyle çıkınız.

Haftaya bir başka Şirin’ce GEZİyorum’ da buluşuncaya kadar sevgiyle kalın….

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı