Ampul vazifesi

13 Ağustos 2016 Cumartesi | 09:34
Ahmet Okan

 

Bir şeyler seziyordum ama bir anlam veremiyordum.

“Bunlarda bir iş var” diyordum kendi kendime.

Ama nereden bilebilirdim ki…

Gerçek sonradan ortaya çıkacaktı…

Zaman zaman ağzımı yokluyorlardı belli.

Ama o zaman bunu anlayamıyordum.

Her defasında “Aşk hayatın nasıl gider?” diyen arkadaşımın sonradan FETÖ mensubu çıkacağını nasıl kestirebilirdim ki?

Bir defasında beni yemeğe davet ettiklerinde pirzolaları elleri ile yediklerini görünce,

“Bunda bir iş v ar?” diyerek kuşku duyduğumu hatırlıyorum…

Belli ki, yerleştirilmemişler, sızmışlar,

Kandırılmamışlar, inandırılmışlardı.

Her hallerinden belliydi nasıl da çakmadım…

Üstelik şarap içiyorlardı,

Hatta viski.

İki ayyaş, üç ayyaş, dört ayyaş.

“Bunların hepsi ayyaş” diye düşündüm.

Üstüne bir de puro yakmazlar mı?

Kim ne anlayabilir ki?

Aşk hayatımda bir olağanüstülük yoktu.

Her defasında bu soru karşısında şaşırıp durmakla birlikte,

Abartılı hikayeler uyduruyordum.

Yazılarımla ilgileneceklerine aşkla meşkle ilgilenmelerinden de bir anlam çıkaramamıştım doğrusu…

Ama islim üstündeydim…

Gençliğimden beri sıkı bir dost, kardeş olduğum arkadaşıma açılmak istedimse de,

Bunu da yapamadım.

Hani işitilirse dibelik ayıp olacaktı.

Boş yere rezil olabilir, bir daha yüzlerine bakamaz hale gelebilirdim…

Kırk yıllık dostlarımız neticede.

İnsan kırk yıl durmadan yaver gibi bir yerlere sızar da belli olmaz mı?

Sonuçta,

Her dönem zurnanın birinci deliği olmaya meraklı biri,

Çıkıp gerçekleri söyleyince ben de jeton düştü.

Başaran da, Hüseyin de FETÖ’cü idiler.

Bildiğin Hain.

O zaman anladım neden pirzolayı elleri ile götürdüklerini.

O zaman anladım bana aşk hayatımı sorarak ne demek istediklerini…

Keşke Moreket’e açılsaydım.

“Sana aşk hayatını sorarken onlardan kuşkulanmadın mı?” deseydim.

O benden daha eskiydi aralarında ve mutlaka bazı sezgileri olabilirdi.

Yoksa o da mı şey?

Hain?

Ama olur mu?

Ta 1967’lerden bura arkadaşım, içime mi sızmış?

Onun İzmir Kestane Pazarında işi ne?

Öntaç, perde gerisinde durmayı sever.

Eski komitacılardan olduğu için,

Bu işte de gizlenmesini bilmiştir yani ne desem.

Ben de onu jurnalliyorum.

Hatta Turhan Korun’u, ki çok tehlikelidir.

Bunlar Poli örgütlenmesidir.

Derginin adı kendilerini çoktan ele vermeliydi ama,

Buna o gammazcının aklı eremezdi.

Halbuki biraz aklı olsaydı,

Poli örgütlenmesinde yayınlanan şifreli hikayeleri darbe öncesi çözmüş olurdu…

Neticede,

Mesele meydana çıkmıştır.

Sağolasın ampul kardeş…

Sayın Çvuşoğlu,

Bilgilerinize arz ederim,

Benim durumum budur.

Zaten yazılarımı da “online” gönderiyorum, birkaç pirzola partisi ve İbrahim’le birkaç kahve sohbetinden başka örgütte bulunmadım.

Bir mahsuru var mı acaba?

Yoksa sızmış vaziyette kalayım mı?

Ampul vazifesi olur…