Afrika gazetesine Türkiye’de dava açıldı.
Bizim polis gidip Şener Levent ve Ali Osman Tabak’tan ifade istemiş.
Duyunca hayretten hayrete düştüm.
Bizim polis ne zamandır Türkiye’deki savcıların soruşturmacısı oldu?
Hangi hukuki prosedürle Türkiye’deki savcılar KKTC vatandaşlarının soruşturma ve ifade alma sürecini bizim polislere yaptırıyor?
Buna kim izin verdi?
Polisi kim görevlendirdi?
KKTC Başsavcılığının ve KKTC “yetkililerinin” derhal bir açıklama yapma zorunluluğu vardır.
***
2004 referandumları sonrasıydı.
Dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer görevinin son günlerindeydi.
“Türkiye bir kötülükten kurtuluyor” başlıklı bir yazı ile Sezer’i eleştirmiştim.
Türkiye’deki ulusalcı çeteler derhal harekete geçmişler ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında hakkımda dava açılması için başvurmuşlardı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı “işlendiği iddia edilen suç Türkiye’de değil” gerekçesi ile takipsizlik kararı vermişti.
Yani, “Türkiye’de işlenmeyen bir suçla ilgili biz soruşturma yapıp dava açamayız” demişti.
Şimdilerde ne değişti de KKTC’de yazılan köşe yazıları veya haberler için dava açılıyor ve bizim polis de soruşturma yapıp ifade alıyor.
Eğer arda değişen bir şey olduysa “hukukçu” yöneticilerimiz behemehal izahat yapmaları ve gazetecileri aydınlatmaları gerekiyor.
Öyle ya, hangi ülkede ve hangi koşullarda gazetecilik yaptığımızı bilmemiz lazım.
***
Bana Ankara’da dava açılamamıştı ama Kuzey Lefkoşa’da açıldı.
Dönemin büyükelçisi (Türkekul Kurttekin) dönemin KKTC Dışişleri Bakanı’nı (Turgay Avcı) makamına (ayağına) çağırdı ve dava açılmasını istedi.
Dönemin Dışişleri bakanı bu isteği (emri) yerine getirdi ve “yabancı devlet büyüklerine hakaretten, KKTC Başsavcılığı hakkımda dava açtı.
Yıllarca mahkemeye gidip-geldim.
Şimdi emekli olan yargıç Fügen Ulutekin her duruşmada savcıya “bu davayı nasıl ispat edeceksiniz çok merak ediyorum” diyordu.
Savcı hiç de ispat peşinde değildi. Sürekli olarak “hazırlanmak” için erteleme talep edip duruyordu.
Mahkeme süreci bizim için bir nevi cezaya dönüşmüştü.
Birgün gidip dönemin Başsavcısı (Aşkan İlgen) ile görüştüm.
Cevap: “Ne yapayım Büyükelçi iki günde bir arar ve dava ne oldu diye sorar” yanıtı aldım.
O gün birkez daha anlamıştım ki KKTC Türkiye’nin alt yönetimi bile değil…
































