Seyahat

ALSACE ŞARAP ROTASINDAKİ SELESTAT


Noel pazarlarındaki ilk durağımıza Kasım ayında İsviçre’nin Basel şehrinden başlamıştık. Başta İsviçre olmak üzere Fransa ve Almanya’yı içine alan 7 günlük kısa gezimizde bu hafta sizlerle paylaşacağım yazı dizim Alsace şarap rotasındaki ‘Selestat kasabasıdır. Bugünkü adı ile Selestat, Fransa’nın Colmar ve Obernai arasında yer alan bir yerleşim yeridir.

Fransa’nın bilinen ve bir o kadar da meşhur olan ‘Şarap Bölgesi’ Alsace Lorraine’dir. Colmar sonrası inanılmaz güzel ve rahat geçen tren yolculuğumuzda pencereden gördüğüm güzellikler karşısında kendimi alamamıştım. 170 km uzunluğundaki bu şarap rotasında 15.600 hektara yayılan ovalar, vadiler ve Vosges dağlarının etekleri dahi tamamen bağlar ile kaplanmıştı. Bu bölgede bulunan 103 kasaba ve köy genelinin gelir kaynağının başında şarap üretimi gelir. Ancak savaşlar sonrası geçen dönemlerde şarap rotası değişmişse de Alsace bölgesinde şarapçılığın yeniden önem kazanması 2.ci Dünya Savaşından sonraya denk gelmiştir. Günümüzde Alsace – Lorraine olarak bilinen bu bölgede 4200 civarında farklı şarap üreticisi vardır.

Genelde kuru olan bu iklimde tatlı ve aromatik ağırlıklı beyaz şarap üretiliyor. Ancak beyaz şarap kadar çok olmasa da Pinot Noir olarak bilinen kırmız şaraplar da bu bölgede yetiştirilen bağlardan elde edilir. Farklı şarap çeşitleri olmak üzere Fransa’nın Alsace bölgesinin tümünde yılda 150 milyon şişe şarap üretilmektedir.

Ren Nehri ve Almanya sınırından 17 km uzaklıkta olan Selestat, Fransa’nın Grand Est bölgesine bağlı olan Bas-Rhin yöresinde yer alır.

 

Kasaba, Orta Çağ döneminde Strasbourg ve Colmar’dan sonra bölgedeki en büyük 3.cü yerleşim yeri olarak biliniyordu. 1871-1919 yıllarında kasabanın adı Alman idaresi sırasında Schlettstadt’ dı. İlerleyen yıllarda, kısacası 1920’e gelindiğinde ise yerleşim yerine Fransızca kelime olan ‘Selestat’ denmiştir. Bir liman kenti olarak kurulan Selestat ileriki dönemlerde şarap ticareti ve dolayısı ile de kültürel yaşam sayesinde refah düzeyi yükseldi. Kasaba, Fransız fethinden sonra ise kültür merkezi durumuna gelmiştir. 2013 yılında yapılan istatistik neticesinde yerleşim yerinin nüfusu 19 bin 335 kişi olmuştur.

 

Nasıl gidilir

Selestat’a gitmek için havayolu, demiryolu ve kara yolu olmak üzere 3 farklı ulaşım seçeneğiniz vardır.

Havayolunu kullanacaksanız Selestat’a en yakın Uluslararası Strasbourg (32.3 km) veya Europort Havalimanından farklı havayolu şirketlerinin düzenledikleri uçuşlardan yararlanabilirsiniz. Colmar ile Strasbourg arasında bulunan Selestat’a Avrupa’nın farklı şehirlerinden bağlantı veren hızlı trenlerin yanı sıra normal tren seferlerini de kullanabilirsiniz. Kara yolunu tercih ederseniz Alsace bölgesi üzerindeki kasabaları kiralık araba ile dolaşmak da mümkündür. Colmar -Selestat arası 24.1 km(30 dk) Strasbourg -Selestat 50km(40dk) sürmektedir.

Bizler, Kıbrıs’ın Uluslararası Larnaka havalimanından yaptığımız direkt uçuş sonrası Europort Havalimanına uçmuştuk. İsviçre’nin Basel,  Fransa’nın Colmar şehirlerindeki konaklamalarımızın ardından tren ile Obernai ‘ye gitmeden güzergahımız üzerindeki Selestat kasabasında durak yapmıştık.  Colmar – Obernai  tren bilet fiyatları çok uygun olup hele de 60 yaş üzeri indiriminden yararlanınca bilet fiyatı bize €3.50 gelmişti.

İklim

Selestat’da genel olarak yıl içinde sıcak ve ılıman iklim hakimdir. Bölge, en kurak aylarda bile yağış alır. Yıl itibarı ile en sıcak sayılan Temmuz ve Ağustos aylarında sıcaklıklar 24C civarında seyretmekte olup yıl içinde en fazla yağışın olduğu dönem bu dönemdir.

Kasım ayının sonlarında gittiğimiz Selestat’ da hava soğuk ancak yağmurlu değildi. Önceden gezilecek tarihi yerleri belirlediğimizden cep telefonumuzdaki Google haritasından yararlanarak kasabayı yürüyerek gezmeye başladık.

 

 

 

Gezilecek yerler

Chateau D’eau De Selestat(Su Kulesi): Tren garından şehre doğru ilerlediğinizde tam karşınıza çıkan kocaman kuledir. 1906 yılında inşa edilen kuleden şehrin su ihtiyacı tedarik edilmekteydi.

Şehir Surları: Şehri çevreleyen ve yapımına 13.cü yüzyılda da başlanıp 16.yüzyılda tamamlanan surlardır. Günümüzde surların bir bölümü yıkılmışsa da 17.ci yüzyılda surlara eklenen 4 kule günümüze kadar gelmiştir. Bu kuleler arasında Tour des Soiciers(Cadıların kulesi)  bir zamanlar suçluların tutulduğu hapishane olarak kullanılmıştı. Tour de l’Horloge(Saat kulesi) da bu kulelerdendir. İki farklı kule ise ill nehrinin hemen yanında olup bu kulelerden 4.cüsü ise ileriki yıllarda bir evin duvarları içine alınmıştır.

Tren garından ‘Old Town’ olarak bilinen istikamete gittiğimizde pirinç levha üzerine yapılmış ayı pençesi şeklindeki izler dikkatimi çekmişti. Biz de bu izleri takip ettik.(Lefkoşa’da ki mavi ayak izleri veya daha sonra yapılan mavi çizgide olduğu gibi) Ayni mantıkla yapılan bu izler bizi bir süre sonra tarihi yerlere götürdü. ‘Old Town’ olarak bilinen yer Orta Çağ ve Rönesans dönemine ait birbirinden tarihi bir o kadar da bakımlı binalarla doluydu. Hele dönem Noel dönemine denk geldiğinden bina dışlarına yapılan süslemeler inanılmaz göz alıcıydı.

St. George Kilisesi: Her ne kadar kilise olarak yapılmışsa da büyüklüğü itibarı ile tamamen bir Katedrali andırmaktadır. Gotik yapı tarzı olan kilisenin yapımına 13.cü yüzyılda başlanmış 15.ci yüzyılda ise tamamlanmıştır. Kilise, pencerelerindeki birbirinden güzel 288 vitray panelle aydınlatılmıştı.

Foy de Selestat (St. Faith’s Katedrali): Alsace bölgesindeki en güzel Romenesk eserlerden biridir. 1170 yılında yapımına başlanan kilise 1180 yılında tamamlanmıştır. 19.cu yüzyılda Foy de Selestat’ın restorasyonu sırasında kilise içinde ’ölüm maskesi’ bulundu. Bu maskenin kilisenin kurucusu olarak bilinen Egursheim Hildega’ya ait olduğu sanılmaktadır. Kilise 1862 yılında UNESCO Tarihi Anıtlar listesine dahil edilmiştir.

Humanist Library: 1452 yılında açılan kütüphanede Orta Çağ ve Rönesans dönemine ait el yazması kitaplar vardır. Kütüphane, Alsace bölgesindeki ‘Strasbourg Katedral’i, Colmar’daki ‘Isenheim Altarpiece’den sonra en değerli kültürel hazinelerden biri olarak kabul edilir.

Sinagog: 1890 yılında inşa edilen Sinagog kare şeklindedir. 1940 yılında Naziler tarafından kulesi yıkılmıştır.

Rue du President: Selestat’ın ana caddesidir. Üzerinde restoranların yanı sıra alışveriş yapabileceğiniz dükkanlar bulunur.

Selestat merkezin dışında olan Haut Koenisbourg Şatosu bu bölgeye gidenlerin ziyaret ettikleri bir başka yerdir. Şato, kasabadan 12 km uzaklıkta olup dağın yamacındadır. 700 metre yükseklikte olan bu Şato 12.yüzyılda Hohenstaufen ailesi tarafından yaptırılmışsa da 15.ci yüzyılda Şato el değiştirip Hasbourg ailesine geçmiştir. 1633’te terk edilen ve kullanılmayan Şato 1899’da yeniden el değiştirerek Selestat şehri tarafından Alman İmparator Willhhelm II von Hohenzollern’e hediye edilmiştir. İlerleyen yıllarda mimar Bodo Ebhardt tarafından restore edilen Şato zaman içerisinde bugünkü son şeklini almıştır. Bugün Selestat’a giden ziyaretçilerin kasaba dışında olmasına rağmen ziyaret ettikleri bir yerdir.

 

Nerede kalınır

Alsace bölgesinin tüm otellerinde olduğu gibi Noel döneminde bu bölgede yoğun talep yaşanmaktadır. Otellerin yanı sıra kiralık dairelerde konaklamanız ise farklı bir seçenek olup daha uygun fiyata gelmektedir.

Tercihinizi otel olarak kullanacaksanız Hostellerie de la Pommeraie by Popinns(4*), Hotel de L’illwald(4*), Best Western Plus Hotel Les Humanistes( 4*) arasında seçim yapabilirsiniz. Tüm otellerin gecelik fiyatları €100 – €120 arasında değişmektedir.

 

Nerede yenir

Gerek Fransız gerekse Avrupa mutfaklarından lezzetleri tadacağınız restoranlar vardır. Bunlar arasında ’La Vignette’ sempatik personeli ve birbirinden güzel Fransız yemekleri ile bilinir. Türklerin de yaşadığı bu kasabada ‘Le Delice Oriental’ adlı restoranda Türk mutfağından seçmeler bulabilirsiniz.

 

 

 

Ne alınır

Kasaba şarap güzergahı üzerinde olduğundan alınabilecek hediyeliklerin başında pek tabii ki yerel şarap gelmektedir. Şarabın yanı sıra yöreye has dantelden yapılmış masa örtüleri, seramik bardak, taşıması kolay olan buzdolabı magnetleri ise her zaman alınabilecek hediyelerdir.

Alsace- Lorraine şarap rotası üzerinde olan Selestat’a günübirlik yapacağınız gezide Orta Çağ’dan kalma birbirinden güzel süslenmiş evlerin, tarih kokan binaların veya parkların arasında dolaşmak sizlere unutulmaz bir gün yaşatacaktır.

Haftaya rotamız üzerindeki bir sonraki durağımız OBERNAİ’ de buluşuncaya kadar sağlıkla kalınız…..

 

 

 

 

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı