Köşe Yazarları

Alo!!! Meclis’teki yeni yüzler mi?

  Sizler,  iyi  eğitim  görmüş,  toplumca  umut  olarak  görülüp  meclise  gönderilmiş  gençler.  Özellikle  hükümetin  büyük  ortağı  kanadında  olanlar,  eminim,  bilincinizdedir  ki  hükümetlerin  tek  bir  görevi  vardır.  O  da  halkına,  o  topraklarda  yaşayana,  iyi  bir  yaşam  kalitesi  sunmakta  ilerleme  göstermektir.  Hatta  diğer  ülkeleri  bu  yarışta   geçebilmek  becerisini  yakalamaktır.  Hani  derler  ya  “devenin  neresi  doğru”;  Bu  durumda  sesinizin  ayyuka,  mecliste  baskınızın  doruğa  çıkacağı  öncelikler  çok  önem  kazanır.  Alo!  Siz  nerdesiniz  ama?  Sesiniz,  soluğunuz  niye  kesildi?  Sizin  üstünüze  de  mi  ölü  toprağı  serildi?  Yoksa  eskiler  sizi  de  mi  kendilerine  benzetiyorlar?  Eski  yüzleri  bu  toplum  çok  denedi.  Onlara  inanılmaz  tolerans,  taviz  tanıdı.  Ama  pek  tabii  bilirsiniz  ki,  genelde  eskilerin  hedefi  halkın  yaşam  kalitesi  değil,  kendilerinin  yaşam  kalitesi  idi  ve  buna  odaklandılar.  Bunlar  değişik  ağırlıkta  iki  cinsten  oluşur.  Birinci  cins  ağırlıkla  parlamenterliği  meslek  görüp,  hayatta  alternatifleri içinde  mebusluğu  kolay  elde  edilebilinen, iyi  ödeyen,  az  emek  ve  mesai  isteyen  bir  meslek.  Diğer  cins  ağırlıkla  dünyalığını  öyle  veya  şöyle  sağlamış,  şimdilerde  en  büyük  eksiği  ego  tatmini.  Özellikle  çok  müşteri  sayısına,  aile  büyüklüğüne,  halk  dalkavukluğuna  dayanarak,  beceri  kısıtı  içinde,  ancak  bu  tatmini  politika  arenasında  sağlayabilenler.
     Alo!  Yeni  yüzler.  En  temel  önceliğiniz  bize  uygun  olmayan  bu  politik  sistemi  süratle  değiştirme;  Bunun  gereğini  Meclis’e  ve  halka  devamlı  taşımak,  eskileri  nefes  aldırmamacasına  devamlı  baskı  altında  tutmak.  Bilirim  çoğunuz  Başkanlık  sistemine  karşısınız.  Peki  seçim  sistemimizin  zafiyetlerinin  belki  de  yarısını  çözecek  parlamenter  sistemde  çarşaf  seçim  bölgesi  işi  ve  aciliyeti  ne  durumda?   Yasa  yapma  işi  kolay,  eskiler  de  devamlı  yasa  çıkarırdı.  Yasa  yazma  tekniği  gereği  meclisin  bir/iki  iyi  hukukçu  katip  tutması  ile  çözülebilinirdi.  Alo!  Sizlerin  en  önemli  öncelikli  görevlerinizden  biri  yasamanın  yaptığı  yasaların  tavizsiz,  ayrıcalıksız  uygulanmasını  denetlemek;  yani  hukukun  üstünlüğünün  firesiz  uygulanmasını  sağlamak,  yapanın  yanına  asla  kar  bırakmamak.  Alo!  Nerdesiniz?  Siz  tahsili  yüksek  gençler!  Dünya  görmüş  gençler!  Liyakatsiz,  gereksiz  işe  almaların ileride  daha  da  işsizlik  yaratacağını  herhalde  bilirsiniz.  Öyle  ise!  Alo!, Alo!  3’lü  kararnamelerin  hala  daha  pervasızca  uygulanmasına,  daha  da  “Otur-ye”  müşavirlerin  oluşmasına  neden  sesiniz  hiç  çıkmaz?  Dünyada  eşi  enderi  olmayan  rezaletle  kurultay  dönemi  kamuya  alınan  geçiciler  konusunda  neredesiniz  de  bu  konu  gereksiz  uzayıp  gider?  Yoksa  siz  de  mi  popülizme  yattınız?  Sakın  tahsilinize  ihanet  etmeyin.  Son  ümidimiz  de  heba  olup  gider. Bazılarınız  hukuktan,  hukuk  sistem  ve  öneminden  çok  iyi  anlar  da  bu  gün  mahkemelerimizdeki  davaların  bu  denli  gecikmesine,  iflas,  icra  işlemlerinin  süratle  uygulanmamasına  neden  çare  gösterip  bu  yönde  her  gün  sistemi  ve  meclisi  baskı  altında  tutmazsınız?  Siz  de  mi  gün  geçsin,  canını  yeme  mantalitesi  rahatlığını  tatlı  buldunuz?
Genç  ve  aydın  gördüğüm  belediyelerden  sorumlu  bakanımıza  sesleniyorum.  Batmış,  batırılmış  veya  batma  yolunda  olan  bir  şirketi  kime  emanet  ederler?  Popülist  bir  politikacıya  mı  yoksa  kendini  ispatlamış  adil  bir  kayyuma,  veya  kayyum  heyetine  mi?  Batmış  belediyelerde  ve  özellikle  Lefkoşa  belediyesinde böyle  bir  yöntemi  önermedik  mi?  İngiltere’de  belediyelerden  sorumlu  bakanlık  öyle  yapmaz  mı?  Belediye  rayına  oturtulduktan  sonra  yeniden  seçime  açılmaz  mı?  Siz  ne  yaptınız?  Belediye  başkanlığına  iyi  bir  parlamenterimizi  aday  göstererek  harcamadınız  mı?  Değerleri  böyle  harcama  yazık  ve  günah  değil  mi?
     Alo,  yeni  yüzler!  Kıbrıs  meselesinde  inanılmaz  pozitif  bir  konjonktür  yakalandı.  Rum  tarafında  yürütmenin  başı  sıfatı  olan,  ayrıca  geçmiş  Annan  planına  evet  deme  vasfı  bulunan  bir  müzakereci  var.  Bizde  ise  partisi  yürütmeyi  kaybetmiş  “hayır”cı  bir  müzakereci  ve  Rum’un  şahsen  gazabına  uğramış  hissiyatından  sıyrılabilmiş  diyemeyeceğim bir  yardımcı.  Bu  durumlarda  sizlerin  ve  özellikle  Dış  İşleri  bakanımızın  Rum  yetkililerle  ve  dış  dünya  yetkilileri  ile  temas  kurup,  güvenliğimizin,  iki  bölgeliliğin,  eşitliğimizin  bize  önemini  anlatmak;  Şahsi  mülk  ve  toprak  konusunda  Rumların  haklarının  teslim  edilmesi  gereğine  işaret  edebilmeniz,  bu  yönde  etkileme  ve  eğitim  sağlamamız  gerekmez  mi?  Statükodan  faydalananlar,  anlaşma  istemeyenler,  kırmızı  bez  görmüş  boğa  gibi  size  saldıracaklar;  Aldırmayın,  Ole!  Deyin  geçsin.  Size  başta  canın  kutsallığı  ile  şahsi  mülk  hakkının  insan  hakları  temelinin  en  önemli  iki  unsuru  olduğunu  tahsiliniz  aşılamadı  mı?  Aşılamış  ise  niye  bu  konuda  da  suskunsunuz?  Eğitiminiz  ve  titılınıza  ne  zaman  hak  kazanacaksınız?  Susmak,  suskunluk  da  onay  vermektir.  Cılız  itiraz  da  yanlışa  yarı  evettir.
     Allah  aşkına  yapmayın.  Bizi  statükocuların,  mal  ve  mevki  ganimetçilerinin,  şahsi  menfaatçilerin  ve  kısacası  Şark  kurnazlarının  eline  ve  insafına  bırakmayın.  Lütfen  geniş  anlamda  Adalete  dört  elle  sarılın;  Bu  yönde  her  gün  gür  çıkacak  sesiniz ve  korkusuz  çabanıza  şahit  olayım.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı