Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Alkol etkisiyle olamayacak kadar ciddi

Öyle şeyler anlatmıştı ki bir röportajımızda Tahsin Ertuğruloğlu, ağzım açık kalmıştı.

Derviş Eroğlu’nun UBP üzerinden kurduğu yapı…
Ki buna “hanedan” demişti.
“Zincirlerini kırıp” bu yapının dışına da çıkmıştı…
Çıkma nedeni vardı…
Eroğlu…
Yarattığı “hanedan yapısı…”
Kendi yandaşlarına sağladığı çıkarlar, hem de kamu ve UBP kaynaklarından…
“UBP’ye döneceğim ama Eroğlu’nun olmadığı” demişti.
Döndü de…
Eroğlu yoktu…

Bir gün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Eroğlu ile görüştü…

Sonra, “Eroğlu’na destek verirken” bulundu…
Önceki gün, “Eroğlucu değilim, görüşlerim aynı, sadece bu seçimlerde Eroğlu’na destek vereceğim” dedi.
Peki, neydi “bazı” görüşleri Eroğlu’na yönelik…
24 Mayıs 2010’da yayınlanan Havadis Gazetesi’ndeki Ertuğruloğlu röportajı… Ben yapmıştım. İşte Eroğlu’nu anlatan Ertuğruloğlu’nun söyledikleri…
– “Hanedan sadece milletvekili adayı atayıp, daire müdürü yapmıyor. Toplumun gözü önünde battı denilen KTHY için pazarlıklar yapıyor. Toplum bunu bilmeli ve yorumunu buna göre yapmalı”
– “Benim UBP’liliğimi değerlendirenlerden daha fazla UBP’liyim. Eroğlu’ndan da daha UBP’liyim. Benim sözünü ettiğim UBP başka, DEP başka bir parti. Bütün mücadelem UBP’yi DEP boyutundan kurtarmak içindir. DEP’siz bir UBP içerisinde mutlaka yerimi alacağım. Bu partinin saf temiz, tabanına güveniyorum ve onları partinin DEP boyutu ile ilgili uyardım, uyarmaya devam ediyorum.”
– “Kabine dışında kalmasının çeşitli nedenleri olabilir. Ama ne Hanedan Taçoy’u sevdi, ne Taçoy, Hanedan’ı… Çıkarları için birbirlerini sever göründüler. Şimdi Taçoy birçok isim gibi bir kenara itildi.”
– Cumhurbaşkanlığı seçimini fırsat olarak değerlendirdim ve seçim sürecinde neler olacağını, aday olmamam halinde neler olabileceğini, seçim sonrası neler olabileceğini hep gördüğüm için de, öylesi bir senaryo içerisinde, sırf makam kapma adına figüranlık yapmama kararlılığı ile yola çıktım.
– Çünkü birisinin artık çıkıp “sistem çöktü, sistem yanlış, bu sistemden nemalanan hanedanlık zihniyeti ortada… Kral çıplak” diye yaşananları kamuoyunun önüne sermesi gerekirdi.
– Ülkesini ve halkını düşünen bir vatandaş olarak, ben sadece görevimi yaptım.

– Bir kere, partinin Mağusa adayı olarak, babasının yerine aday gösterilen bayan, hanedanın zaten önde gelen bir göstergesi. Bakınız aday yapılma yöntemine…
– Şimdi Hanedan hem Cumhurbaşkanlığı’nı, hem partiyi hem de hükümeti idare ediyor. UBP’nin Mağusa’da kimi aday göstereceğine UBP değil, Saray karar vermiştir. Birçok UBP’linin bu karara tepki koyduğunu da çok iyi bilmekteyim.
– Olağan genel seçimde adaylardan biri olarak ortaya çıkmak başka, babadan boşalan bir yere aday olmak ise tam başkadır. Yani bu aslında Hanedanlığın devamıdır. Zihniyet bunu gösteriyor… Hanedan’ın başının talimatı ile bu kararın alınmasına herkes dikkat etmeli. “Babadan boşalan koltuğa, kızının talip olması, hem de babanın emri ile…”
– Hanedan’ın bir diğer üyesi, Eroğlu Başbakan’ken, Başbakanlık’ta bakanları idare edip, talimatlar yağdırmaktaydı. Şimdi Cumhurbaşkanlığı’ndadır. Reklam piyasası ile uğraşan kişilerle konuşun ve bu üyeden rahatsızlığı dinleyin. Bu hanedan üyesi, aynı zamanda da DAÜ mütevelli heyetindedir
– Hanedanlığın başka bir ferdi de bugün Gençlik Dairesi Müdürü’dür. Şoförlü bir makam aracı emrinde şu anda… Gençlik konularında yetkilendirilen Hanedan ferdi, istihdam yapabilmekte, bakandan daha yetkili kılınabilmektedir.
– Bütün bunlara karşın Sayın Eroğlu yıllarca şu gerekçeyi vererek olayı örtbas etmiştir, hanedanlığı gizlemiştir. “Benim kızlarımın iş yapma hakkı yok mu, benim kızımdır diye aç mı kalsın” demiştir sürekli olarak.
– Tabii ki, bizlerin sırf Eroğlu’nun kızlarıdır diye aç kalmalarını arzulamadığımız ortada. Ancak hanedan üyeleri, sırf Eroğlu’nun kızı olduğu için toplum içinde yükseliyor. Kimse hanedan üyeleri ile eşit koşullarda mücadele etmiyor.
– Ama Hanedan Eroğlu ailesi ile bitmiyor. Maddi ve manevi hanedan olanaklarından nemalanan her kim varsa, toplum bunları iyi bilmektedir. Yani sadece kan bağı olanlar değil. Hanedanlık sistemi içerisinde, mutlu bir azınlık yaratılmıştır.
– Ben bunları söylemeye, deşifre etmeye devam edeceğim. Bu yapı içinde kişisel çıkar elde eden her birey, hanedanlığın bir unsurudur. Bu yapıya karşı mücadele verme adına Cumhurbaşkanlığı’na aday oldum. Bu realiteleri kamuoyu ile paylaşma gereği hissettim. Ben bu yola çıktım, devam edeceğim.
– Burada söylediklerim birilerini kırabilir. Ancak, ben söylediklerimin arkasındayım ve topluma bunları anlatacağım. Bu söylediklerimden sonra, ciddi saldırılara uğrayacağımı biliyorum. Ama bu toplum, “Hanedan bitmeli” dediğim zaman, neyi anlattığımı iyi bilmeli. Söylediklerimin arkasındayım, bunları ispata da hazırım.
– Ben UBP’den istifa etmedim. Benim problemim UBP ile değil. UBP’yi kontrol altına alan DEP yapısı ve oluşan hanedanlıkladır kavgam. Benim UBP’liliğimi değerlendirenlerden daha fazla UBP’liyim. Eroğlu’ndan da daha UBP’liyim. Benim sözünü ettiğim UBP başka, DEP başka bir parti. Bütün mücadelem UBP’yi DEP boyutundan kurtarmak içindir.
– DEP’siz bir UBP içerisinde mutlaka yerimi alacağım. Bu partinin saf temiz, tabanına güveniyorum ve onları partinin DEP boyutu ile ilgili uyardım, uyarmaya devam ediyorum. UBP DEP’ten kurtulmayı birinci görev olarak görme durumundadır. Yoksa UBP diye bir parti kalmayacaktır.
– Küçük de Kasım’a kadar yıpratılacak. Taahhüdüne rağmen aday olsa bile, kaybetmesi için zemin yaratılacak. Kasım ayındaki kurultayda da hanedanlığı esas gönlünde yatan kişinin kazandırılacağını düşünmekteyim.
– Bir isim Özgürgün’dür. Ama hanedan iki isim üzerinde durmaktadır. Hanedan kendisini her aşamada hissettirecektir. Parti içişlerine karışmaktan geri kalmayacaktır. Hanedan’ın devam etmesi için Eroğlu her tedbiri pervasızca almaya devam edecektir. Kasım kurultayında UBP’lilerin istediği değil, Hanedan’ın işaret ettiği aday kazanacaktır.
– Söylediklerimin hepsi toplumun gözü önünde cereyan ediyor. Ülkemize yazık. Kamu kaynaklarına yazık. Cennet yapabileceğimiz ülkemizi, cehenneme döndürdük. Bunun sorumlularını deşifre etme, kral çıplaktır deme bize yakışan bir görevdir. Birileri bundan gocunacak, eleştirileceğim diye doğru bildiğimi söylemekten geri kalacak birisi değilim. Benim ve arkadaşlarımız mücadelesi bu doğrultuda devam edecektir.

***
Alkol mü gerçekten

Sonra, Eroğlu, bu söylenenlerin ardından, Tahsin Ertuğruloğlu’nun “alkollü” olduğunu iddia etti. Röportajı sabah yapmıştık, alkol falan da yoktu.
Ertuğruloğlu da kendinden emindi.
Eroğlu ne demişti:
“Kendisi 15 yılı aşkın bir süre en yakınımdaki kişilerden biri olarak çalıştı, evimize girip çıktı. Ertuğruloğlu daha önce pek çok kez eleştirdiği Denktaş’a giderek bana destek verdiği için özür diledi, alkollüyken aleyhine konuşmalar yaptığını belirtti ve artık kendisinin yanında yer alacağını söyledi.
Annan Planı’nın çıkmasıyla başlayan ve 2004 yılı Nisan ayına kadar devam eden süreçte Annan Planı’nı destekleme kararı alan AK Parti yönetimine, Tayyip Erdoğan’a gazetelere ve TV’lere de yansıyan çok ağır suçlamalarda bulundu.
“Başbakan olacağına dair kendisine yazılı belge vermem halinde Cumhurbaşkanlığı’na seçilebileceğimi söyledi…”
Alkol mü gerçekten?