Köşe Yazarları

Alın size strateji, uygulayacak olan gelsin…


İnşaat Mütahitleri Birliği ile The Management Centre Ekonomi Bakanı Sunat Atun’u ziyaret etmişler,   birlikte hazırladıkları Gayrimenkul Sektörü Gelişim Stratejisi´ni sunmuşlar, bunun devlet politikası olmasını istemişler. Ne güzel… Eminim ülkenin gerçeklerine, ihtiyaçlarına bilimsel yöntemle, ama pratiğiyle birlikte yaklaşan bir stratejidir…

Strateji, ‘sürdürülebilir kalkınma’ ve ‘ekonomik büyüme’yi öngören, kalite standartlarına uygun bina ve konut arzı sağlayan bir inşaat ve gayrimenkul sektörünün oluşabilmesi için ihtiyaç duyulan yol haritasını ortaya koymayı hedefliyor.

Bakan Atun, uygulanması için gereken desteği vereceğini söylese de ben inanmam.

Bu ülkede her sektör ve özellikle de inşaat sektörü, son yıllarda tümüyle ranta dayalı, orman kanunlarının geçerli olduğu bir sektör haline geldi.

Kafaya göre, eş, dost, ahbap, ricayla kıyak gider burada işler.

Siyaset, inşaat sektörünün tam göbeğindedir. Devletin kendi yaptığı planlar bile uygulanmaz. Aksine kafaya göre siyasi emirnamelerle devam eder.

Topraklar ona göre kiralanır, teşvikler ona göre verilir.

 

Sonuçta yaşanmaz hale gelen bir Girne var ortada. Alt yapısı yetersiz, imar planından, ülkesel fiziksel plandan uzak, ihtiyacın çok üstünde, tümüyle ranta dayalı, keyfe keder.   Bu felaket diğer kentlerin de başına gelmek üzere.

Ama bunca planı görmemekte ısrar eden siyaset, bu raporun gereğini yapar mı?

Benzer bir hedefleri olsaydı, kendileri de bir strateji yaparlar, bu kaosu yaratmazlardı.

Yapacak olsalardı, Ülkesel Fiziksel Planın gereğini yaparlardı. Hiç umudum yok. Zaten zamanları da yok.

Ama yine de emek verenleri, kafa yoranları kutlamak gerek. Belki yeni gelecek olanlar başarır.

Bizdeki de umut…


 

BOZULDUK MU..?

Bir ayın içinde, iki yabancı öğrenci trafikte  hayatını kaybetti.

Kendi insanlarımızın kaybı da büyük tabii ama, bir de düşünün, evlatlarını okusun diye bilmedikleri bir memlekete gönderen insanlar, bir kaç ay sonra tabutlarını alacaklar.

Hatta önceki akşamki kazada hayatını kaybeden Suriyeli’nin ülkesinde savaş var. Dolayısıyla cenazesi nasıl gönderilecek, o bile bilinmiyor…

Bir kaç yıl önce Ortaköy’de yaşanan ve birden fazla öğrencinin hayatını kaybettiği olay hatırlarda.

Kazalar, kazalar, ölümler, kayıplar, akıl koymadığımız yetmezmiş gibi, bir de olayı artık vakayı adiyeden görmeye başladık ki, bu en korkuncu…

Adam ölümlü bir kaza yapıyor, ölenlerin ya da yaralananların acısını, pişmanlığını, en azından korkusunu yaşaması gerekirken, canhıraş bir şekilde arabasının plakasını söküyor. O paniğin içinde bunu nasıl düşünebiliyor?

Başka bir tanesi, saniye sektirmeden sosyal medya hesaplarını kapatıyor.

Ne? Aman imajına zarar gelmesin…

Kimsenin başına gelmesin, dilemem; ama aklım almıyor.

Bunu konuştuğum bir arkadaşım, bencilliğin geldiği boyut yorumunu yaptı.

O bencillikle de her türlü kuralı, yasayı, herşeyi ihlal edebiliyoruz.

Sanırım bozulma denilen şey de bu…

 


 

 

YERİN KULAĞI VAR

KRİTİK GÜN:

Erken seçim olacak mı olmayacak mı bugün belli olacak. Siz bakmayın partilerin 7 Ocak konusunda konsensüs sağladıklarına, Komisyondan oy birliği ile geçtiğine. Dıştan o kadar çok “erteleme” baskısı var ki, herşey bir anda değişebilir. İş çevrelerinden tarih konusunda gelen baskılar, Türkiye’nin “şimdi nereden çıktı bu seçim” karşıtlığı, özellikle hükümet kanadının geri adım atmasına neden olabilir. Bu kadar tantanadan, hodri meydan çekmelerinden sonra, bir erteleme olması sürpriz sayılmayacak. Saatlerin geri alınması olayını unutmayın. Herşey bugün belli olacak…

 

HAZIR OLUN:

Ufukta seçim göründü ya, yine bol keseden vaatler, sözler havada uçacak. Aslında sözü verenler de, verilen sözlere inanıyormuş gibi duran seçmen de, seçimin ertesi günü bu vaatlerin hiçbir önemi kalmayacağını çok iyi biliyorlar. Ama yine de hoşumuza gidiyor. Yıllardır bu iş hep böyle sürüp gidiyor. Ama ben diyorum ki, bu defa bu içi boş ve gerçekleşmeyecek vaatlere kanıp oylarımızı heba etmeyelim. Çünkü bir çoğunun verdiği sözlerin köprüyü geçene kadar olduğunu yaşayarak gördük…

 

ADAY ENFLASYONU:

Bugünlerde yolda yürürken elini sallasan bir aday adayına çarparsın. Her gün yeni vekil adayı isimleri okuyor veya duyuyoruz. Kesinlikle eleştirmiyorum, yasal olarak her yurttaş, seçilme kriterlerine haiz ise aday olabilir, bu onun hakkı ve özgür iradesidir. Ancak kurtlar sofrasında kendine yer bulacak yeni isimlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek. Yıllardır siyasette, sağcısı da solcusu da öyle bir sistem kurmuşlar ki, aradan sıyrılıp da ipi göğüsleyen şanslı sayılacak…

 

SORUMLULAR BELLİ:

Ulusal havayolumuz KTHY’nin, mahkeme kararıyla kapatılmasının üzerinden tam 7 yıl geçti. Neden olanlar ise herkes tarafından biliniyor ama, bir türlü bulunamıyor. Herkes topu birbirinin üzerine atarak sorumluluktan kaçmaya çalışıyor. Eğer bugün bilet fiyatları haber konusu oluyor ise, yolcu taşımacılığında tekelleşme var ise, KTHY’nı siyaset masasına meze yapanlar sorumludurlar…

 

MUHACERETE DE ELEKTRONİK TAKİP ŞART:

Çalışma Bakanı Ersan Saner, yabancı işgücünün, elektronik sistemle takip edileceğini, böylece kaçağın önleneceğini söylüyor. Geç de olsa iyi bir adım. Ancak sadece işgücü takibi değil, tüm muhaceret işlemlerinde elektronik takip şart. Giren, çıkan, girip de çıkmayan, ihraç edildiği halde ülkeye girebilen, eğitimi bitti halde gitmeyen tüm kaçaklar tespit edilebilsin. Baksanıza adamın biri mahkemenin videosunu çekme suçu işleyince, 2 yıldır ülkede kaçak olarak bulunduğu tespit edilmiş. Böyle bir hata yapmasa, kimsenin haberi olmayacak.

 

BU NASIL BİR KORKU:

Kıbrıs gazetesinde Cumartesi günü iç sayfalarda bir haber, ama tam manşetlik. Her satırında “olamaz” diyor insan. “FETÖ avcısı istihbarat albayı” olduğunu, gizlenmek için de ticaret yaptığını söyleyerek, 5 milyon lira dolandırmış. Erkek değil, kadın olduğu anlaşılmış. Teknesiyle kaçarken yakalanmış… Bir zamanlar da “polisim” diye dolandıran biri çıkmıştı. Demek ki insanlar böyle gizli görevler olabileceğine, rüşvetle iş halledebileceklerine, söyleneni yapmazlarsa, başlarına kötü bir şey geleceğine inanıyorlar. Nasıl bir ortam bu, ya da nasıl bir korku..?

 


 

ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “KKTC’nin demografik yapısı fena halde bozuldu! Bu büyük kaygımız! Bozulma sonucunda da kanunsuzlukların girmediği, sarmadığı, olmadığı, gerçekleşmediği hiçbir “yer” kalmadı! Bu da korkumuzdur! Artık insanlar yoğunluğunca birbirlerine saldırıp dövebiliyor, kavga edebiliyor, bıçaklayabiliyor, kurşunlayabiliyor! Ve bu tür kanunsuzluklar gitgide çoğalıyor! Asıl korkunç olanı şudur: Bu olayları inadına ve çılgınca bir travma ile yaratanlar, tutuklanacaklarını, yargılanıp hapsedileceklerini de biliyorlar ama inadına ve göz göre göre hatta bir defa da değil sürekli yapıyorlar”.


DİPTEKİLER

Tomografisiz astane: Sağlıkta tarihimizin hiç bir döneminde yaşanmadığı kadar büyük bir kaos yaşanırken, “çok yol katettik”, “devrim yaptık”, “yeni cihazlar aldık”, “eleştiriler çok ağır, ama bizim buna harcayacak vaktimiz yok” diyen Bakan Faiz Sucuoğlu’nun en büyük hastanesinde, en temel teşhis cihazı tomografi yok! Bozuk…! Herhalde tek bir taneymiş ki, bozulunca, paydos. Kaza geçiren, ağır yaralı öğrenciler, Lefkoşa’dan Mağusa’ya taşınmışlar. Kulak asmasın Sucuoğlu, böyle devam etsin iyidir…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı