Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

AL-VER sürecini bekleyiniz

Toplumlararası görüşmelerin Kıbrıs Süreci sona ererken, her iki tarafın halkında yeniden UMUTSUZLUK ön plana geçmeye başladı.

Gerçekte bu, oyunun bir parçası.

Her iki taraf da, karşıdan alabileceğinin en fazlasını NASIL ALABİLİRİM hesabında.

Maximum istekler, son aşamada, karşılıklı AL-VER ile dengelenecek.

Rumlar, şu aşamada özellikle, GARANTİLER konusunu kabul etmiyeceklerini yüksek sesle dillendirmekte ve Yunanistan’ı da bu oyuna katmaktadırlar.

Oysa, GARANTİLER konusu, Türkiye ve Yunanistan’ın da dışında, NATO’nun dolayısıyla Amerika’nın bölgesel çıkarlarının bir parçasıdır.

NATO nun bölgesel planları 1974 tte adanın bölünmesini gerektirdiği için, ada fiilen ikiye bölündü.

Henry Kissinger’in politikası, Amerikan Çıkarları için adanın bölünmesini öngörüyordu…Yapılan buydu.

Şimdi ise özellikle Orta-Doğu’nun yeniden düzenlenmesinde, Kıbrıs ve Türkiye’nin işbirliği gerekli olduğu için, ada birleştirilecek.Bu birleştirilmenin sonunda, adada NATO askeri olan Türkiye ve Yunanistan’da askerlerin bulunması, herhangi bir formülle

Sağlanacak.

Kıbrıslıları da bu noktada kimse dinlemeyecek.

Toprak konusuna gelince: Bu konu her iki tarafın da Kırmızı çizgilerinin öne çıktığı bir konu görünümünde.

Gerçekte, yer değiştirme sırasında, yer değiştirecek insanların yeniden rehabilitasyonu için gerekli kaynağın, ve malını alamıyacak olanların tazmin edilmelerini sağlayacak paranın bulunması durumunda, Toprak konusunda önemli bir sorunun olmayacağı kesindir.

İnsanları mağdur etmeyecek ve onlara daha iyi hayat şartlarını sağlayacak bir antlaşmanın, ideolojik nedenlerle reddini beklemek, ekonominin gücünü bilmemektir.

Kıbrıs sorununda,  DIŞ DİNAMİKLER adanın bütünü üzerindeki askeri kontrollerini devam ettirme, iç dinamikler ise, çeşitli gerekçeler ileri sürseler de, MADDİ ÇIKARLARINI DEVAM ETTİRME peşindedirler.

Her iki tarafın çıkarını sağlayabilmek için, dış kaynakların adaya parayı nasıl sağlayacakları, şu anda tüm diğer sorunların önünde durmaktadır.

Gerek Akıncı gerekse Anastasiyadis, çözüm için gerekli MADDİ KAYNAK BULUNMADAN, planı referanduma götürmeyecekleri konusunda NET söylemleriyle, gerçekte, DIŞ DİNAMİKLERE, mesaj göndermekle en gerekli adımı atmışlardır.

Kıbrıs Görüşme Süreci ada dışına çıktığı anda, farklı bir zeminde, AL-VER süreciyle birlikte, birçok konunun farklı boyutuyla, DIŞ GÜÇLERİN yardım ve müdahaleleriyle çözüleceği kesindir.

Akıncı’dan sonra Anastasiyadis’in de, Türkiye’nin yardımı ve anlayışı sağlanırsa, bu sorunun yıl sonuna kadar çözümlenebileceği mesajını daha sık vurgulaması, Dış Dinamikleri oyuna davet etmesinden başka birşey değildir.

Sonuçta, Türk ve Yunan askerinin adada kalacağı bir formül mutlaka yaratılacaktır.Bu yaratılırken her iki tarafın kamuoyunu tatmin edecek bir ara kesit sağlanacaktır.

Güzelyurt,Karpaz ve Dillirga’da merkezi federal devlete bağlı özel bölgeler yaratılarak, Kıyı Şeritlerinin her iki toplum yararına kullanılması ve yer değiştirecek insan sayısının azaltılması sağlanacaktır.

Özel bölge politikasıyla Rumların belirli istekleri dikkate alınırken, belirli  zaman oranlarıyla,  DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK da sağlanarak, Türklerin Federal Devlet içerisindeki Temsiliyeti  dikkate alınacaktır.

Her iki tarafın bu dönemdeki maximum istek politikasının, SÜRECİN bir parçası olduğunu unutmadan, KASIM-ARALIK sürecini izlemeye devam edelim.

Bu süreci baltalayacak olanın AĞIR BİR BEDEL ödeyeceği şimdiden söylenmektedir.

OYUN’un sonunu  görmemize az kaldı.