Köşe Yazarları

Aklınızı başınıza toplayın

“Baf’ta cemaatine açıklamalar yapan Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hrisostomos, ‘Türkler aklını başına toplamazsa, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için başlayan müzakereler çöker’ dedi.”


Bu sözler haber ajanslarına düştüğü sırada Bandabuliya’da iki kişi tartışıyordu:
-Bu kez olacak.
-Bekle. Daha önce de böyle olmuştu.
-Yok. Bu sefer iş başka. Amerika devrede.
-Yani, beysbol sopası.
-Öyle vallahi, bize da o yakışır!

Komşularımız ne zaman “Türklere” öfkelenip bir şey söyleseler, hemen alınırız.
Aslında onlar “Türkler” dediğinde, Türkiye’yi kast ederler.
Bizimle ilgisi yok…

Bu durumda bizi Türk yerine koyan yoktur!

Papaz, Türklerin aklını başına almasını söylüyor.
Aslında, bizim politikamızda da papazvari bir tartışma var!
Çözümcüler, güvenmedikleri çözüm karşıtlarının akıllarını başlarına toplamasını isterler.
Çözüm karşıtları da, aynı şeyi çözümcülerden ister…

Aklını başına topla…

Durum vahimdir!
Çünkü bu durumda kimsenin aklı başında değildir!

Zaman zaman biz de komşuya öfkelenir, aklınızı başınıza toplayınız demez miyiz?
Komşu da bize öfkelenir sırasında, aklımızı başımıza toplamamızı ister!


Ama hangi tarafın aklı ne kadar başındadır henüz anlaşılamamıştır!
Anlaşılmış olsa, niye birbirimize “aklını başına topla” diyelim ki?

Tam o esnada Bandabuliya’daki yurttaşlarda hararet artmıştı,
-Aklını başına topla, bu son tren…
-Asıl sen aklını kaçırdın, Rum bizi yutacak, daha annamadın ama?

Yurttaşın da aklı başında değil!

Siyasette akıl başta olmayınca, yurttaş ne yapsın?

Geçenlerde akıl dediğimiz şey hepten uçmuştu!
Biri kalktı diğerinin dedesini gündeme getirdi!
Getirince, dedeler neneler irkildi!
Herkes aklını yoklamaya başladı.
Çok geçmedi, diğerleri harekete geçti.
Faşist suçlaması yapıldı, bu da memnuniyetle kabul gördü!

Öğretmen öğrenciye kızar:
Aklını başına topla der.
Kocası karısına kızar,
Aklını başına topla der.
Baba oğluna kızar,
Aklını başına topla der.
Zamlara öfkelenen vatandaş hükümete çıkışır,
Aklını başına topla der.
Bu böyle sürüp gider!..

Bakın,
Türkiye’de akıl hepten pazara döküldü!
Darbe, cemaat, çete, yolsuzluk, rüşvet, tele kulak derken aklı olanı arayıp da bulmanın mümkünü kalmadı!
Dahası,
“Benim başörtülü bacımı yerlerde sürüklediler” diyenlerin aklı başında mıydı?


Bu durumda “Türkler” aklını başlarına nasıl toplayacaklar!..

Sanki Rum komşularımızda çok mu akıl var?
Papatopulos, Talat ile kahve içmeyi bile ret etmişti!
Akıl işi değildi.
Çözüm neredeyse yakındı, Hristofyas, Talat ile yaptığı anlaşmaları açıklamaktan kaçınmasaydı.
Akıl işi miydi?

Durum vahimdir!
Aklınızı başınıza toplayın!

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı