Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Akıncı’sız tartışmalar: (En azından kesimler arası görüşler belirginleşiyor!)

Büyük olasılıkla tatil hakkını kullanmakta olan Akıncı “kıs kıs” gülmektedir!

Çünkü: Yokluğunda “müzakerelere” yönelik tartışmalar rölantiye yatmamıştır!
Çünkü: Sorun istediğinden alâ ilgilerde KKTC gündeminin sıcak konusu olmaya devam etmiş, tartışmaların odağına kurulmuştur.
Çünkü: Her “kesimden” çözüme ilişkin değerlendirmeler yapılırken Akıncı kendi demeçleri ile yaratamayacağı zenginlikte halkın görüş ve hissiyatını öğrenmek şansı yakalamıştır!
Çünkü: Her ne kadar “barika’i hakikat müsademe’i efkârdan doğsa” da Akıncı dışında olduğu bu tartışmalar nedeniyle,“siyasi parti ve STÖ’leri ile birlik derneklerin görüşlerini öğrenmiştir!”
Çünkü: Referanduma giderken siyasi tercihi ile “evet” veya “hayır” kararına propaganda teşkil edecek müthiş bir zemin kazanmıştır…
KISACA: Akıncı bir taşla iki kuş vurmuştur. Hem tatilini yapmıştır hem de Kıbrıs siyasi sorununun yokluğunu aratmayacak beceride gündemin en sıcak “konusu” olarak devamını sağlamıştır! Üstelik mihver adam olma özelliğinde!
BU İLGİ OLUMLU MU? Bu kez kendi görüş alanımızdan cevap verelim “evet!” Nedeni de şudur: Geçmişte bir Annan planı sendromu yaşadıktı. Bu kez o Annan planının olayları ile yaşadığımız tecrübesini de harmanlayarak ve yanına elan sürdürülen spekülatif haberleri de koyarak daha şimdiden Kıbrıs Türk yurttaşının kendi “kader saptamasına” nasıl baktığının ibretlik bilincine sahip olunmuştur!
Nitekim İzcan gibi “verelim gitsin” diyenler de var, S. Denktaş gibi “global çözümden” söz edenler de… Tabii haddi olmadan yetki ve sorumluğu kendi kişisel kusurlarını örtmeye bile yetmeyen insanların, siyaset filozofları gibi işkembei küpradan “atmaları” da vardır! Onları da bir kenara koyduk mu zaten kamplar ortaya çıkmaktadır!
ÇOK YAZIK: Yukarıda yazdıklarımı tahsis için dönüp bir daha okudum. Ve hayıflandım. “Kendi kendine darbeler yapıp kendi insanlarını kurşunlayıp öldüren Rum kadar olamadık! Bir “Ulusal Konsey” kuramadık! Kıbrıs Türk halkının ulusal görüşünü saptayıp mücadelesini bu yolda sürdürecek bir “bütünsellik” yaratamadık! Ki hatırlayın Annan planında oy verecek insanlar euro vaatlerinde oylarını sattılardı! “Kim bilir bu kez neleri nelerin karşılığında satacaklar” demek istemiyoruz! Ancak bir “Ulusal Konseyimiz” olsaydı bu arbedeyi yaşamaz, en azından birbirimizi kırıp düşman kamplar yaratmazdık!

**********

Kalyoncu hükümeti zorda: (UBP’deki çalkantılar çalışmaları olumsuz etkileyecek!)

Türkiye’de durumlar iyi değil! Terör yine azdı! Hükümet krizi Türk Lirası’nı ve borsayı vururken döviz yükselişini sürdürüyor! Önümüzdeki günlerin daha kötü olacağı söyleniyor çünkü erken seçim hazırlıklarına başlanacak. Bunun Türkiye’de ne anlama geldiğini ve nelere mal olduğunu bilmeyen yok!
VE ETKİLENECEĞİZ: Tabii ki en olumsuz şekilde! Eğer döviz vurgunu böyle devam ederse ki edecek gibi görünüyor, yakın gelecekte KKTC’de de artan pahalılık yanı sıra “iflaslar” beklemek hiç de ihtimal dışı değildir!
Bu çerçevesini çizdiğim olayların içinden yeni kurulduğu için henüz alışamadığımız dolayısıyla ne yaptığını bilemediğimiz ancak öncekinden çok da farklı olmayacağını sandığımız “CTP-UBP koalisyon hükümetimize” de bakıyoruz!
Yallah bismillah ortaklardan biri kurultayı nedeniyle hükümet oluşa sancılı başladı! Bu da büyük olasılıkla hükümet çalışmalarını olumsuz etkileyecek bir olay demektir! En azından UBP’de tüm dikkatler ekim ayındaki kurultaya çevrileceğinden icraatlar bir süre duracaktır! Hatta öteki büyük ortağı CTP’yi de olumsuzca etkilemesi nedeniyle, “Bakanlar Kurulu”nun bile doğru dürüst çalışması mümkün olmayacaktır!
Oysa KKTC’nin çalışmaya çok ihtiyacı vardır: En basiti müzakereler devam ederken mevcut Kalyoncu Hükümetinin çözüm olasılığını da dikkate alarak (inanmasam da modaya uygun olarak yazdım) KKTC’nin tüm siyasi kaygı ve ekonomik handikaplardan uzak geleceğin Kıbrıs’ındaki yeri için hazırlık yapması gerekir. Mesela önünde 2013-2015 Mali ve Ekonomik Protokolü’nün uygulanmamasından doğan büyük sorun vardır!. Artı bu soruna ulanacak 2016-2018 Mali ve Ekonomik Protokolü de vardır!
Yorgancıoğlu koalisyon hükümeti, “bizim şartlarımıza uymaz” dediği bu TC-KKTC protokolüne nokta bile oturtmadıydı, bakir halde Kalyoncu hükümetine devrettiydi! Çok tekrarladık ama altında TC’nin de imzası olduğu için uygulaması çok daha kolay olacak o 2013-2015 protokolünde bakın gerçekleşmeyen neler vardı:
Kamu yönetimi, Kamu Görevlileri Yasa Tasarısı, mesai saatlerinin düzenlenmesi, e-Devlet Projesi, kıdem tazminatının kaldırılması, kamu mali yönetim ve kontrol kanunu, ek mesailer sorunu. (Ki azalacağına artmaktadır!) – TC’den gelecek su yönetimi, TC’den deniz altından elektrik enerjisi getirilmesi, fonların tasfiyesi, borçların düzenlenmesi kuralları… Falan…
SÖYLEYİN. Bunların hangisi bize uymuyordu? Hangisinin öyle geldi böyle gidecek gibi rasyonel bir sağlamlığı vardı? Hangisi zafiyetimiz değildi? Ve kısaca hangisi iliğimizi kanımızı emmiyordu ki?
Önceki KKTC-TC Protokolü onca gereksinime karşın uygulanmadı. Bekleyin ki uygulansın ve bir ötekine gelsin sıra! Pööö!

**********   

Kısaca takıldıklarım (Elektrik faturaları neden gönderilmiyor?)

Elektrik Dairesi’ne gidip “fatura evime gelsin” dememe ve bu konuda “okey tamamdır” sözü almama karşın “elektrik faturam” hâlâ gelmedi! Aslında kimseye gitmedi! Fakat yarın bana birikmiş borçlarla ödeme güçlüğü çekeceğim iki üç aylık fatura gelirse soruyorum: “Ödeyemeyen mi suçludur yoksa gününde ödenmesinin yollarını tıkayan Kıb-Tek imparatorluğu mu suçludur?” Ki bu Kıb-Tek dediğimiz kendi hataları nedeniyle milletin elektriğini kesmekle ünlendi! Bu ülkede doğru dürüst çalışmayı, halka gerçek anlamda hizmet vermeyi de öğrenmedi! Fakat söz konusu “zam” olduğunda “vatan millet adına “yapılması kaçınılmazdır” demektedir! Meğer bu “vatan millet” ne sağmal inekmiş! Devlet inmiyor memelerinden, kurumları doymuyor sütünü emmekten!