Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Akıncı’nın açıklamaları ve sonun başlangıcı

Sn. Akıncı’nın dört gazeteci ile BRT’de yaptığı programını  izleyemedim. Fakat programa katılan gazetecilerin gazetelerindeki yorumlarından anladığımca  Sn. Akıncı Türk halkını çözüme motive etmek için büyük çaba harcıyor.

       Talihsizliğe bakın ki özellikle son zamanlarda Rum siyasi partileriyle medyasının bombardımanına uğrayan Anastiadis hem yalnızlığı oynuyor hem de çok zor durumda kalmış olacak, Kuzey’i ve Türkiye’yi   uzlaşmaz olarak lanse edip   kendine yönelik saldırıları bertaraf etmeye çalışıyor!

       Bu kanıya varmak için Rum medyasından ayazlatılan haberlere bir göz atmak yetip artıyor. Müzakere süreci sona yaklaşırken iyice huysuzlaşan Rum halkı Anastasiadis’in Akıncı karşısında yeterince güçlü olmadığını savunuyor. Pekala neden Rum siyasi partileri ile medyası “sonun başına” an kala bu kadar şirretleşiyorlar?

       BEKLENTİLER GERÇEKLEŞMİYOR: Rum halkı müzakereler başlarken “yeniden Kuzey’e döneceğini, en azından mülküne sahip çıkacağını, TC’nin garantörlüğü geçerliliğini yitirirken yerine AB müktesebatının ikame edilerek “birleşik bir Kıbrıs” (İki bölgeli değil) oluşturulacağını zannediyordu…                            Zaten müzakerelerin tamamen Kuzey üzerindeki Türk ve Rum halklarının müktesep haklarının   yeniden tespit edilip paylaşılmasına yönelik bir süreçle başlaması, Rum beklentilerine verilen olumlu cevaptı.

       Pekala şimdilerde ne oldu da Güney  bu kadar şiddetli hiddetli davranışlarla Anastasiadis’e diş göstermeye başladı?

       HATIRLARSINIZ: Annan planında çözüm “kazan kazan” üzerine oturtulduydu. Sorgusuz sualsiz Güzelyurt ve pek çok köyler topraklar Rum’a iade edildiydi.

       Bugün çok farklı bir durum var. Mesela “üzerinde inkişaf yapılan Rum mülkleri iade, takas” olaylarının dışında bırakılacak. Tutun ki “tazminat” kapsamına girecek.. Pekala son zamanlarda dilimize pelesenk var mı Kuzey’de inkişafa uğramamış Rum mülkü ile toprağı? Kaldı mı ki?  Sadece bu gerçek çözüm aşamasında artık Kuzey’in bir Rum vatanı olmadığını çakarken, Türk halkının sahip olacağı “kurucu devleti” ile vatanı olduğunun tescili  yapılacak!

       ÖTE YANDAN: Annan planında Rum’u şoke eden en önemli olay, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınmış devlet oluşunu  kaybedeceğiydi! Bugün de farklı bir çözüm ön görülmüyor. Fakat Rum tarafı  “Türk halkının federal devlete katılırken,  kendilerinin de Kuzey’e dönüp yeniden mülklerinin sahipliğine kurulacağı hesabını  yaptığından bu olayı görmezden gelip kabullendi!

       Aslında Sn. Akıncı’nın da vurguladığı gibi (başımıza yeni belâ olan şu 4’e 1 nüfus ayarlamasına nazire) mesela çözümle birlikte dörtte bir oranında Rum nüfus Kuzey’e gelecek!

       Fakat biz verdiğimiz ödünlere yanarken, Rum tarafı bunu bile yeterli görmüyor!  Zaten sorun da bu arsızlıklarının sürüp gitmesidir! Sonunda aza kanaat etmeden Kuzey’in tümünü kaybedecekler!

                                  **********                                     

TEMİZLİK KAMPANYASINA KATILAN  BAKAN!

Özgürgün Koalisyon Hükümetinin  Bakanlarını dinlerken   “Programlarına” nanik çekercesine “paramız yok” dediklerini işitirsiniz. Demek ki Hükümet Programları Devlet Bütçesi ve Bakanlıklara ayrılan bütçelere göre değil “tasavvur edilen icraatlara göre yapılmaktadır.” Bu sadece mevcut hükümetin  açmazı değil; son dönemlerin Yorgancıoğlu ve Kalyoncu Koalisyon Hükümetlerinin de (sonunda programlarının altında kaldıkları gerçeğinde) KKTC’nin başındaki en büyük talihsizliğidir!

       Fakat daha büyük talihsizlik nedir bilir misiniz? Bir Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanının kendisi ile röportaj yapan gazeteciye (Baykan Gürses Özdağ) yakınırken şunları söylemesidir: “…Koyduğumuz öncelikli hedeflerden biri yollar arasındaki oto korkuluklar ve onların refüj aralarındaki ve banket diye nitelendirdiğimiz yol kenarlarının temizliği konusunda Taşeronlar Birliği ile birlikte Gönyelide’den Boğaz’a kadar bütçesiz bir şekilde özverili çalışma  başlattık diğer STÖ’leri ile de bunu yapma noktasına geldik… Ayrılan bütçenin Belediyelerle birlikte kullanılmasına yönelik bir hedefim var…”

       Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst ne Belediye Başkanıdır ne de sıradan yurttaş gibi “temizlik seferberliğine”  katılacak bir STÖ’ü Başkanıdır! Fakat bu memlekette tutun ki yapılması gereken onca  iş varken bakıyorsunuz ki Bakanlığın yetki alanı içine sokuşturulmuşluğu ahkâmında bir Bakan anayolların çer çöpünü bile toplayacak “sorumlu” hale getirilmektedir!

       Ne demektir bu? Demektir  ki “yollardan, yollardaki trafik düzenlemelerinden, arabaların seyrüseferinden, T izinlerinden, Belediyelerden Hava ve Deniz Limanlardan sorumlu bir Bakan Yollardaki Panketlerden çöpleri toplayacak kadar da sorumludur! Denecek ki “ne kadar güzel! İşte halkı ile bütünleşmiş bir Bakan.” Doğru! Doğru da olay Kurumların, Bakanlık makamının altındaki birimlerin, ayni zamanda çalışmadığının veya çalıştırılmadığının, sorun takipçisi olmadıklarının, organizasyon eksiklikleri bulunduğunun da kanıtıdır!                 Bu ülkede Belediyelerle Kamu Görevlerinde bunun için  ivedilikle reformlara ihtiyaç vardır!                                    **********

       KISACA TAKILDIĞIM:  (MİLLİYETÇİLİK BUDUR!)     

TC’nin Vatan Partisi Başkanı Doğu Perinçek kendini Türkiye’nin dış dünyadaki sorunlarına adamış bir siyaset adamıdır.   Yani “milleti için uğraşmaktadır.” Ve kimse de kendisine “sen faşistsin” dememektedir!

       Bir süre önce İsviçre,  “Ermeni Soykırımı emperyalist bir yalandır” diyen Perinçek’i “ırkçılık yaptığı” gerekçesiyle mahkûm etmişti. Bunun üzerine Perinçek AİHM’sine müracaat etmiş ve “Büyük Dairesi” tarafından İsviçre’nin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle Perinçek’i aklamıştı. Karar bağlayıcı nitelikte olduğu için İsviçre yerel mahkemesi de cezayı iptal ederek Perinçek’e 2500 frank ödenmesini emretmişti.                                                                 Bu olay bundan sonrası Ermeni soykırımı için AB ülkelerinde alınacak kararlarda Türkiye leyhine etkin bir emsal teşkil edecek denilmektedir!

       İşte milleti için çalışan milliyetçi bir Doğu Perinçek ve Türkiye’ye kazandırdıkları… Demek istiyoruz ki “ne milliyetçilik ne de vatan kelimelerinden” korkulmamalıdır! Her ikisi de bize çok ama çok gereklidir. Ha yine de söyleyip benimseyemiyorsanız,   “yurt” ve “ulus” dersiniz…