KıbrısManşet

Akıncı: İsviçre Son Değil Ama…






Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk tarafı olarak İsviçre’ye; “Gerçekçilik ve makuliyet sınırları içerisine gideceklerini” belirterek, “Rumların toptancı yaklaşımlarını bir yana bırakmalarını temenni ediyoruz.

Gerçekçilik ve makuliyet sınırları içerisine onların da gelmesini istiyoruz. ‘Sıfır asker sıfır garanti hiçbir şey kabul etmeyiz’ anlayışıyla bir çözüme gidilmeyeceğini Onların da kavramasını istiyoruz” dedi.

CUMHURBAŞKANI AKINCI: “RUMLARIN TOPTANCI YAKLAŞIMLARINI BİR YANA BIRAKMALARINI TEMENNİ EDİYORUZ”

“BİZ O DUYARLILIK MAKULİYET VE GERÇEKÇİLİK İÇİNDE GİDİYORUZ… BİZİM DE İSTEYEBİLECEKLERİMİZİN BİR SINIRI OLDUĞUNUN BİZ DE FARKINDAYIZ”

“EĞER BİR SONUCA VARAMADAN ORADAN AYRILACAKSAK ARTIK KIBRIS SORUNUNDA DA 2017 İLE BİRLİKTE HERKESİN ŞAPKASINI ÖNÜNE KOYUP DÜŞÜNME ZAMANI GELMİŞ OLACAKTIR”

Akıncı, “Biz o duyarlılık makuliyet ve gerçekçilik içinde gidiyoruz… Bizim de isteyebileceklerimizin bir sınırı olduğunun biz de farkındayız. Ancak Onlar da empati yapabilmeli, bizim kaygılarımızı anlayabilmeli. Eğer birbirimizin kaygılarını anlar ve bu adada eşit özgür ve güvenlik içinde toplumlar olarak eşit iki kurucu devlet olarak federal yönetimde de etkin bir paylaşımla geleceğe yol alabilirsek bu herkesin yararına olacak olan bir senaryo olacak” diye konuştu.



Cumhurbaşkanı Akıncı, İsviçre’nin kendi gözünde bir son olmadığını ama “sona giden bir önceki merhale” olduğunu belirterek, “Eğer bir sonuca varamadan oradan ayrılacaksak artık Kıbrıs sorununda da 2017 ile birlikte herkesin şapkasını önüne koyup düşünme zamanı gelmiş olacaktır. Belki de federal çözüm arayışlarının da son denemesi haline gelebilir” ifadelerini kullandı.



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) Akademik Yıl Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusuna değindi ve önümüzdeki hafta İsviçre’de gerçekleştirilecek müzakerelerden beklentilerini paylaştı.

HEDEF

Akıncı, İsviçre’de Kıbrıs müzakereleri kapsamında önemli bir hafta geçireceklerini belirterek, hedefin; “Kıbrıs’ta iki kesimli, iki toplumlu federal bir yapıyı, iki kurucu devletin siyasi eşitliğine dayalı bir yapıyı, iki tarafın da ‘evet’ diyebileceği bir yapıyı sonuçlandırabilmek” olduğunu vurguladı.

“BM DAHİL TÜM KESİMLER ARTIK İDRAK ETMEKTEDİR”

İsviçre’nin kendi gözünde bir son olmadığını ama sona giden bir önceki merhale olduğunu belirten Akıncı, “Eğer başarıda ve çözümden söz edebileceksek, eğer bir sonuca varamadan orda ayrılacaksak artık Kıbrıs sorununda da 2017 ile birlikte herkesin şapkasını önüne koyup düşünme zamanı gelmiş olacaktır. Çünkü 50 yıldır konuşulan bu mesele artık 50 yıl daha konuşulacak bir noktada değildir. Bunu BM dahil herkes bu şekilde idrak etmektedir artık” diye konuştu.

“10 YIL SONRA ARTIK FEDERAL BİR ÇÖZÜM İMKANSIZ HALE GELECEK”

Akıncı, müzakerelerin, kendi nesillerinin son denemesi olduğuna inanç belirterek, “Belki de federal çözüm arayışlarının da son denemesi haline gelebilir çünkü eğer bu olanak da yitirilirse eğer yine bir çıkmazla karşılaşılırsa bizden sonraki kuşakların artık başka yollar deneyeceğini öngörebiliyoruz. Çünkü bu kadar yıllık ayrılık zaten çok zor hale getirdi bir çözümü, 12 yıl önceki noktadan daha zor bir durumdayız bu bir gerçekliktir ama bir 10 yıl sonra artık nerdeyse federal bir çözüm imkansız bir hale gelecektir” ifadelerini kullandı.

Dolayısıyla bu fırsatı akıl yolunda değerlendirmek istediklerini, çünkü Kıbrıs sorununun çözümü hem Kıbrıs Türklerine, hem Rumlarına, hem bölgeye, hem Türkiye Yunanistan ilişkilerine, hem Türkiye AB ilişkilerine yeni ufuklar açabileceğini, yararlarını gördüklerini belirten Akıncı, “Eşitliğimiz özgürlüğümüz güvenliğimiz… Güvenliği içermeyen bir çözümün çözüm olmayacağını hepimiz biliyoruz. İnsan gerek bireysel gerek toplumsal anlamda güvenlik gereksinimlerini mutlaka karşılamak durumundadır, herhangi bir alternatifle, bunun başka bir yolu yok” diye konuştu.

“TOPTANCI YAKLAŞIMLARI BİR YANA BIRAKMALARINI TEMENNİ EDİYORUZ”

Akıncı şöyle devam etti:

“O nedenle Rumların toptancı yaklaşımlarını bir yana bırakmalarını temenni ediyoruz. Gerçekçilik ve makuliyet sınırları içerisine onların da gelmesini istiyoruz. ‘Sıfır asker sıfır garanti hiçbir şey kabul etmeyiz’ anlayışıyla bir çözüme gidilmeyeceğini onların da kavramasını istiyoruz.

Makul gerçekçi çözümcü olacağız ama bunların bir sınırı vardır. O sınırı aştığınız zaman o çözüm olmaktan çıkar ve herhangi bir yere varmak mümkün olmaz. Temenni ederiz ki Rum yöneticileri bu açık fikirlerle oraya gelebilsinler ve toptancı kestirmeci yaklaşımlarla değil bizleri dinlediklerinde kaygılarımızı gerçek manada anlayacak bir yaklaşım sergilesinler…

Biz o duyarlılık makuliyet ve gerçekçilik içinde gidiyoruz, bizim de isteyebileceklerimizin bir sınırı olduğunun biz de farkındayız. Ancak onlar da empati yapabilmeli, bizim kaygılarımızı anlayabilmeli. Eğer birbirimizin kaygılarını anlar ve bu adada eşit özgür ve güvenlik içinde toplumlar olarak eşit iki kurucu devlet olarak federal yönetimde de etkin bir paylaşımla geleceğe yol alabilirsek bu herkesin yararına olacak olan bir senaryo olacak.

Biz bunu gerçekleştirmek için gidiyoruz, temenni ederiz bu karşılığı orada onlardan da görebilelim.”





Başa dön tuşu