Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Akıncı ezber bozuyor…

Seçildiği andan itibaren, hatta daha da geriye giderek, aday çıktığı günden itibaren en çok eleştirilen isim oldu Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı…
UBP, CTP ve DP’den birçok kesimin ilk turdan destek vermesi, ikinci turda ise, yine aynı kesimlerden sayıları artan bir kitlenin oylarını yönlendirmesi, Akıncı’nın ne yapıp ne yapmayacağı konusunda spekülasyonlara neden oldu.
Başlangıçta, kökeninden geldiği kesimlerce tartışılmadı. Onlar büyük bir çoğunlukla, “ne isterse olsun,  çözüm”ü yapacağından emindiler ve desteklediler.
Ancak özellikle UBP ve DP, kendi tabanlarını korumak adına, “memleketi satma” safsatasına varan saldırılar yaptılar. O partilerin tabanları, hem Eroğlu’nu artık istemediklerinden, hem de Akıncı’nın reel politikanın gereğini yapacağından kuşku duymadıklarından gönül rahatlığıyla oy verdiler.
CTP için de, ideolojik bir endişe söz konusu olmamakla birlikte, TDP ile olan çekişme ve “deneyim sorunu” ön plana çıkarılmaya çalışıldıysa da, çoğunluk güvendi, seçti.
İlk anda Ankara’dan gelen “ayar” çıkışı yine bu kesimlerin eline malzeme verdi. “Aha gördünüz mü” sesleri yükselmeye başladı.
Ancak gün geçtikçe ve detaylara ilişkin net söylemleri ortaya çıkınca, Sayın Akıncı’nın gerçekten de ezber bozan, akılcı bir siyaset izleyeceği belli oldu.
İşte Türkiye’nin Star gazetesine verdiği mülakat….
Yunanistan’ın tek başına garantörlükten çıkamayacağını,  Kıbrıs’ın güvenliği ve Türkiye’nin garantörlük hakkının doğrudan ilişkili olduğunu ve bunun Türk tarafının gündeminde olmadığını söylüyor.
Mısır, Yunanistan ve Rum tarafı arasında, doğal gaz konusunda yapılan yetkilendirme deklerasyonunu yanlış bulduğunu vurguluyor.
Çok daha önemlisi, Rumların bunu yaparken, “Tek egemen devlet benim” anlayışı içinde olduklarını, bunun da yanlış olduğunu vurguluyor ve devam ediyor; “Biz devletiz, siz de bizim vatandaşlarımızsınız. Hayır bu böyle değil. Rumlar da Türkler de ortak bir devletin vatandaşları olacak. Bu ortaklık da siyaseten eşit iki kurucu devlet tarafından oluşturulacak. KKTC de Rum tarafıyla eşit, yeni siyasi bir varlık olarak bu çatı altında yerini alacak”…
Ya 40 yıldır Beşparmaklardaki mayınlarının  bildirilmiş olmamasını eleştirmesi…
Şimdi söyleyin Allah aşkına, geleneksel Türk politikasına aykırı bir şey var mı burada…?
Ya da tersinden bakalım; bu söylediklerini yaparsa “çözüm karşıtı” mı olacak?
Bunlar, başta da dediğim gibi, reel politikanın gerçekleri ve Sayın Cumhurbaşkanı bunları gördüğünü, hayal içinde olmadığını bizzat ifade etmiş bulunuyor.
Ama bu kez de, doğuştan muhalif kesimler, bunları duyunca feverana başladılar. Sosyal medyada kıyameti koparttılar. Sonunda Cumhurbaşkanı da “söylediklerim çarpıtıldı” şeklinde bir tweet attı. Umarım benim buraya aldığım bu konuları kastetmiyordur.
Diğer yandan Özdil Nami’yi müzakereci ataması…
Seçtiği isim de, bu talebin kendinden geldiğini ısrarla savunması da güzel.
Her dönem bağırıp çağıran olacak. Bu kaçınılmaz. Kendi adayını bile ilk fırsatta yerden yere vurmaya çalışan radikal kesimler her zaman vardı, yine olacak.
Kendisini destekleyen homojen bir kitle değil. Çeşitli kesimlerden bir mozayik. Başka kimi atamış olsaydı, bu sefer de geriye kalan kesimler eleştirecekti. Bence Özdil Nami, halkın büyük çoğunluğunun onaylayacağı bir isimdi ve en doğrusu oldu…
Eide geliyor, Akıncı istişareler yapmak üzere ilk ziyaretini Ankara’ya gerçekleştiriyor.
Kısaca önümüzdeki günlerde zorlu bir maraton başlayacak. Bu süreçte Cumhurbaşkanı’nı zayıflatmanın ne ülkeye, ne anlaşma isteyenlere bir faydası olmaz.
Eleştirmeyecek miyiz, tabii ki eleştireceğiz.
Ama bu ne acele be kardeşim. Bir dinleyin, bir izleyin bakalım…

YERİN KULAĞI VAR
MALUMUN İLANI: 

Aslında Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinden Talat’ın yeniden CTP’nin başına geçmesi için çalışmalar yapılıyordu. Talat’a, parti içinde yaşanan krizleri durduracak, yeniden birlik ve beraberliği sağlayacak, tabana yeni bir heyecan getirecek isim olarak bakılıyordu. Sonunda Talat da, bu beklentilere cevap olarak adaylığını resmen açıkladı. Bence açıklamasının en vurucu kısmı, “demokrasi ve disiplin” in birlikte ele alınması hedefi…
    
YORGANCIOĞLU’NUN YERİNE ERHÜRMAN: 
CTP’de yaşanan kriz bitmek bilmiyor. Genel Başkan ve Başbakan Yorgancıoğlu’nun başkanlığı bırakacağını açıklamasıyla birlikte, yeni başbakanın ki olacağı konusunda bazı isimler üzerinden tartışmalar başladı bile. Yorgancıoğlu’nun ayrılacağını açıklamasından sonra, başbakanlık koltuğu için  Tufan Erhürman ismi öne çıkıyor. Önemli olan isim değişikliği değil, CTP’nin topluma ve de tabanına verdiği sözleri yerine getirmesi olmalıdır.

DOĞRU SEÇİM:
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın görüşmeci olarak Özdil Nami’yi atamasına övgüler kadar olmasa da,  tepkiler de geldi. Akıncı’nın bu kararını beğenmeyenleri anlamıyorum. Yıllardır müzakere heyeti içerisinde olan ve son iki yıldır da Dışişleri Bakanı olarak dünyada saygın bir yeri olan Nami’nin nesini beğenmemişler. Ha, Kıbrıs konusunu parti boyutuna indirgemişlerse ona diyeceğim yok…

ORTAYLI’NIN KIBRIS ANALİZİ:
İlber Ortaylı, resmi tarihle, gerçekleri ayıran, araştıran ve analiz eden günümüzün en ünlü tarihçisi. Kıbrıs konusunda çok fazla yazıp çizdiğine şahit olmadık. Ancak son yazısı, bu konuyu da derinine incelediğini gösteriyor. Özellikle de adanın sorununa ilişkin değerlendirmesi. Bakın ne diyor:  “Sorun 1974 yazında ortaya atılan ‘Yavruvatan’ ve 1990’lardan sonra ortaya çıkan ‘kardeş cumhuriyetler’ terminolojisi etrafındaki pek yararı olmayan hatta dış dünyada ucuzcu hücumları celbedecek tartışmalar değil. Adanın yapısal sorunları… Sadece 1970’lerden sonra ortaya çıkmış değil… En önemli sorun düşük üretim; kardeşlik veya yavruluk tartışmaları bu sorunu nutukla çözecek araçlar olmaktan uzak…”. 

ORGANİZATÖR EİDE:
BM Kıbrıs Özel Danışmanı Eide, Twitter’de Mustafa Akıncı ile Nikos Anastasiadis’in, 11 Mayıs’ta Ledra Palace’da akşam yemeğinde buluşacaklarını açıklamış. Başlangıç için Eide bir organizasyon yapmış. İyi  de olmuş, daha ilk günden birbirlerini yiyeceklerine, oturup birlikte yemek yesinler… 

HALİMİZE ŞÜKREDELİM:
Dün  “Dünya Basın Özgürlüğü Günü”ydü. Öncelikle bu sektörde hizmet veren meslektaşlarıma kutlu olsun. Söyle etrafımıza baktığımızda, bizim ülkede diğer ülkelere göre, hele de Türkiye’ye göre basının çok daha özgür olduğunu söyleyebiliriz. Yazdığımız bir yazıdan dolayı tutuklanma korkumuz yok hiç olmazsa. Ufak bazı dokunuşlara ihtiyaç olsa da, yine de halimize şükretmeliyiz sanırım…

ZİRVEDEKİLER
Özdil Nami: Pek alışık olmadığımız bir olaya imza attı. Bakanlık koltuğunu, görüşmecilik adına hiç düşünmeden terk etti. Özdil Nami, “makamların bir önemi yok. Önemli olan görevdir” sözleriyle, yıllardır oturdukları koltukları babalarının malı gibi sahiplenen siyasilere de önemli bir mesaj vermiş oldu. Helal olsun…

DİPTEKİLER
Mehmet Çakıcı: Çakıcı, Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin müzakereci olarak atanmasını beklemediğini ve şaşırdığını belirterek, “Siyasi biri olacağını tahmin ediyorduk ama bu kişinin Milletvekili veya CTP’den biri olmasını bekleniyorduk. Ben de bu haberi basından öğrendim ve partideki arkadaşların haberi olmadığını da fark ettim. Dolayısıyla müzakerecinin daha yeni bir figür olmasını tercih ederdik” değerlendirmesinde bulundu… Korkarım Sayın Çakıcı Cumhurbaşkanı’nın kendini TDP ile sınırladığını sanmış…