KıbrısManşet

Akansoy: Toplum, Cumhurbaşkanlığı’nın ve Ankara’nın yeni siyasetiyle çözümsüzlüğün süreceğini biliyor








Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili ve Milletvekili adayı Asım Akansoy, tek başına bir partinin iktidara gelmesinin mümkün olmadığını söyleyerek, kendi parti tabanına sahip çıkanların, bu seçimde etkili sonuç alacaklarını kaydetti.

Kıbrıs TV’de yayınlanan Objektif programına konuk olan Akansoy, sokağın nabzını tutmaya çalıştıklarını, gittikleri yerlerde halkın eleştirilerini dinlediklerini anlatarak toplumun, Kıbrıs sorununun hayatın her alanına yansıdığını gördüğünü ve bildiğini belirtti.




Akansoy, “Çünkü toplum, Cumhurbaşkanlığı makamının ve Ankara’nın yeni siyasetinin, Kıbrıs’ta iki bölgeli, iki toplumlu ve siyasi eşitliğe dayalı bir federasyondan uzaklaşmasıyla, çözümsüzlüğün süreceğini de biliyor” dedi.



 

 

“Anahtarı iyi kullanırsanız gerekeni yaparsınız”

 

Tüm alanlarda daha yüksek bir standartın yaratılması için toplumun siyasetçiden beklenti içinde olduğunu, bunun da vatandaşın en doğal hakkı olduğunu kaydeden Akansoy, siyasetin aslında dönüştürücü bir güç olduğunu vurguladı.

“Anahtarı iyi kullanırsanız gerekeni yaparsınız” diyen Akansoy, bu dönüştürücü gücün öznesinin de halk olduğunu, halkın da gerçeklerle ilintili bir unsur olduğunu ve gerçekleri gördüğünü belirtti.

Akansoy, “Biz de bu nedenle ayakları yere basan bir programla halkın önüne çıktık. Ekonomi bu nedenle birinci konu olarak ön plana çıkıyor. Eğitim ve sağlık alanında atılacak olan adımlar ise gerçekten radikal adımlardır. Gerek kısa vadeli dönemlerde gerekse orta ve uzun vadeli dönemde halkın beklentilerini karşılayan unsurlar içermektedir” ifadelerini kullandı.

 

“Eğitim Bakanlığı’nın üniversiteler üzerindeki etkisini artırmalıyız”

 

Ülke olarak ekonomik yaklaşımımızın birinci ayağının turizm diğerinin ise yükseköğrenim olduğunu, yükseköğrenimin ise nitelik olarak düştüğünü belirten Akansoy, güçlü bir planlamayla eğitim düzeyini yukarıya çekmek zorunda olduğumuzu söyledi.

 

Akansoy, “Eğitim Bakanlığı’nın üniversiteler üzerindeki etkisini artırmalıyız. Bu yönde bir yol haritamız vardır” diyerek, var olan üniversite sayısının da yeterli olduğunu, bunu daha fazla artırıp da niteliği düşürecek ve sosyal problem haline gelen öğrenci niteliği ile birlikte, kendimizi dar bir alan hapsetmenin bir anlamı olmadığını vurguladı.

 

 

“Turizm kumarhane sektörüne endekslenmiş bir alan oldu”

 

Turizmde de benzer sorunların yaşandığına dikkat çeken Akansoy, turizmin bugün kumarhane sektörüne endekslenmiş bir alan halini aldığını kaydetti.

 

“Bir kitle turizmi, bir kültür turizmi söz konusu değildir. İki yıldızlı otel neredeyse kalmadı” diyen Akansoy, teşvik planlamasını daha küçük otellere kaydırarark daha çok gelişmesini sağlayacaklarını belirtti.

 

“Üretime kapı açılmalı ve üretim ekseni üzerinden teşvik verilmelidir”

 

Pandeminin başındaki kapanma döneminde, tüm gelirlerin altüst olup, devletin adeta çöktüğünü, döngüyü sağlayabilmek adına belli üretim hamlelerinin yapılması gerektiğini anlatan Akansoy, bunun da gerek Yeşil Hat Tüzüğü gerekse Mersin kapısı üzerinden olabileceğini ifade etti.

 

Akansoy, “Üretimde standartlaşmayı yükseltmeye ihtiyacımız var. Üreticinin küçük ölçekli olmasından kaynaklı bu da kooperatifleşmeyi getirir. Bir araya gelmek lazım. Üretim kalitesini yükseltmek lazım. Ekonomide yeni bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Üretime kapı açılmalı ve üretim ekseni üzerinden teşvik verilmelidir” dedi.

 

 

“Re-sen vergiyi sonlandırmayı düşünüyoruz”

 

Akansoy, kamu maliyesi açısından bakıldığında ise vergi sistemi ile ilgili bazı düzenlemeler getirmeyi düşündüklerini kaydetti.

 

“Re-sen vergiyi sonlandırmayı düşünüyoruz” diyen Akansoy, vergiyi düşürmeyi ve kayıt dışı ekonomiyi kayıt altın almayı hedeflediklerini, uzmanların yüzde 70 civarında bir kayıt dışılıktan bahsettiğini belirtti.

 

Akansoy, “Bunu kayıt altına alabilmek, vergi kaçırmayı önlemek için herşeyden önce belli bir dönem vergiyi düşürmek gerekir. O zaman kaçma olmaz ve vergisini herkes ödeyebilir. Böylece kayıtlı bir sistemi tesis edebileceğiz” dedi.

 

 

“Türkiye farklı bir ekonomik model uygulamak istiyorsa bu onun sorunu”

 

Akansoy, ülkedeki birçok satış fiyatının dolar ya da Euro bazında olduğunu hatırlatarak, Türkiye ile ticari ilişkinin de dolar bazında olduğunu, devletin gümrüklerde döviz bazlı işlem yaptığını söyledi.

 

Akansoy, “Demek ki hayatımızın dört bir tarafında herşey dövize endeksli. Demek ki bunu düzenleyebiliriz. Ekonomik döngü döviz üzerindense ücretler de döviz üzerinden verilmelidir. Türkiye farklı bir ekonomik model uygulamak istiyorsa bu onun sorunu. Biz kendi yol haritamızı kendimiz çizeriz. Türkiye ile karşılıklı güven ilişkisi istiyoruz. Ben Türkiye devletinin bundan kaçacağını asla düşünmem” ifadelerini kullandı.

 

 

“Bu kadar çok üniversitenin olduğu ülkede, bir yükseköğrenim müsteşarlığı yok”

 

Kimine göre kamu reformu demenin müşavir yaratmamak demek olduğunu, kendisine göre ise kamunun verimli ve süratli çalışması anlamına geldiğini anlatan Akansoy, halka kaliteli hizmet vermesinin hedef olduğunu, yeni yapılanma içinde Bakanlık sayısının da, müsteşarlık ve müdürlük sayısının da olduğunu kaydetti.

 

“Her şey konuşulabilmelidir. Bu nedenle güçlü bir hükümete ihtiyaç vardır” diyen Akansoy, örnek olarak da; bu kadar çok üniversitenin olduğu ülkede, bir yükseköğrenim müsteşarlığının olmamasını gösterdi.

“Altyapısı olmayan bizim gibi ülkeler çocukların hayatından çaldı”

 

Devletin denetim problemi, denetçi sayısının da az olduğunu, bu nedenle ‘kamuya eleman almayacağız’ diye bir durumun söz konusu olamayacağını söyleyen Akansoy, denetimin önemine değindi.

 

Akansoy, “Pandemiyle aslında kendimize geldik. Belki şu an farkında değiliz ama 3-5 sene sonra farkına varacağız; dünya sağlıkta kamu sistemini güçlendirmeye karar verdi. Demek ki sağlıkta kamuyu güçlendirmemiz gerekir. Pandemi bize bunu hatırlattı. Bir de eğitimi hatırlattı. Bazı ülkelerin fiber optik internet altyapıları hazır. Öğrencilere tablet verildi, öğretmen öğrenci ilişkisi bunun üzerinden kuruldu. Yapanlar zaman kaybına uğramadı, bizim gibi yapamayanlar çocukların hayatından çaldı” dedi.

“Reformlar, 3’lü ya da 4’lü koalisyonlarla çok zor”

 

Halkın siyasetçiden daha güçlü olduğunu ve kararı da halkın vereceğini vurgulayan Akansoy, halkın elindeki bu gücü hissettirmesinde fayda olduğunu belirtti.

 

“Bıçak kemiği geçti” diyen Akansoy, reformların 3’lü ya da 4’lü koalisyonlarla çok zor olduğunu, bunları hayata geçirmek için seçimden güçlü çıkmaları gerektiğini, güçlü siyasi irade ve istikrarlı bir hükümete ihtiyaç olduğunu kaydetti.

 

“Solda ittifak için diyaloglar kuruldu, denendi ama olmadı”

 

Solda bir ittifak konusunda da diyalogları olduğunu, bunu denediklerini anlatan Akansoy, bunun eksileri ve artıları olduğunu ancak belli bir kıvam oluşturulmadığını söyledi.

 

Akansoy, “Böyle bir noktada herkes kendi yoluna yürüdü. Başka zaman başka yöntemler denenebilir. Bu seçim son değildir. Bu toplumun içindeyiz, bir yere gittiğimiz yok. Birbirimize saygı duymalıyız. Biz dayanışma için hazırız. Seçime katılımın çok düşük olacağını beklemiyorum. Endişem karma oyların kullanılmasından kaynaklı sıkıntı olabilir. Bunu aşamadık. Bu da siyaset kurumunun bir ayıbıdır. Boykot görüşünde olanlar belli bir siyasi perspektif ortaya koyuyorlar. Bugün içinde bulunduğumuz koşullarda boykotun değil de sandığa gidip mücadele vermenin daha doğru olacağını düşünüyorum” dedi.

 

“Kendi parti tabanına sahip çıkanlar, bu seçimde etkili sonuç alacaklar”

 

Göreve geldikleri zaman ikametgâh ve vatandaşlık yasasını süratle geçireceklerini kaydeden Akansoy, son dönemde yapılan vatandaşlıkları da takip ettiklerini, bu seçimin özellikle sağ seçmenin ağırlıklı olarak karma oy kullanacağı bir seçim olacağını savundu.

 

Akansoy, “Sol seçmen partisini destekleyecek ya da sol partiler arasında bir karma oluşturma niyetinde olacak. Kendi parti tabanına sahip çıkanlar, bu seçimde etkili sonuç alacaklardır” dedi.

 

“Federasyon tezinin dünyaya daha yüksek sesle duyurulmasına ihtiyaç var”

 

Akansoy son olarak şunları kaydetti;

 

“Bu ülkede özgür bir şekilde yaşamak istiyorsak, eşitliği tesis etmek istiyorsak, Kıbrıs sorununu biran önce çözmek istiyorsak, federal çözüm istiyorsak siyasi hedeflere varabilmek için seçim önemli bir imkândır. Sadece parlamentoya hapsolmak sadece yasalar üzerinden ülkeyi yöneteceğimizi zannetmek yanılgıdır.

 

Yasaların önemini hiçbir zaman yadırgamam. Aynı ölçüde bugün Kıbrıslı Türklerin parlamento kadar sokak, sokak kadar uluslararası ilişkiye de ihtiyacı vardır. Bugün federasyon tezinin dünyaya daha yüksek sesle duyurulmasına ihtiyaç vardır. Bunun sonuçlarını sosyal ve ekonomik olarak alırız.

“Bir partinin tek başına iktidara gelmesi neredeyse mümkün değil”

 

Tüm projelerin bir de AB ayağı vardır. Unutulmasın ki Kıbrıs bir AB toprağıdır. ‘Ben yaptım olur’la hukukun önüne geçemezsiniz.

 

Bir partinin tek başına iktidara gelmesi neredeyse mümkün değil. Seçim sistemi değişmeden bu olmaz. Parlamento içinde nasıl daha istikrarlı hükümetler kurulabilirin tartışmasını yapmamız gerekir. Bu sadece CTP’nin değil tüm siyasi partilerin meselesidir.

 

Sorunlarımız çok ve bu böyle gitmez. Bu devran artık böyle dönmez. Gidip de dönmek istemeyen çocuklara borcumuz vardır. Bu da bu toprakların yaşanabilir bir noktaya getirilmesidir”







Başa dön tuşu