Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

AĞIR AKSAK SEMAİ

Yaşamının son dönemlerinde sağır oldu.

Sağırken 9. Senfoniyi yazdı.
1770’de doğdu, 1827’de öldü.

Buhurizade Mustafa İtri Efendi, Beethoven’dan hemen önce yaşadı.
Besteci.
Padişahlar tarafından kıymetli bir insandı.
Bir defasında III. Ahmet’in sofrasında bulunmuş.
Hikaye şöyle:
Itri Efendinin önüne bir altın sahan gelmiş.
Sahanın kapağını açan Itri ne görsün!
Kabın içinde yemek yerine altın, yakut, zümrüt varmış.
Şaşırarak “Padişahım ben bu nimetlere layık değilim” demiş.
Padişah da, “Ne yapayım ki sarayımda sana layık daha kıymetli bir şeyim yok” demiş.

Bestekar Itri Efendi o kadar mühimdi.
Peşrevler, gazeller, semailer yazmıştır.
Beethoven henüz ortalıklarda yokken,
Segâh Kurban Bayramı Tekbiri, Segâh Salât-ı Ümmiye, Dilkeşhâveran Gece Salâtı, Isfahan Zencir Beste ve Ağır Aksak Semai gibi besteler yapıyordu.

Bunlar günümüze kadar ulaşsa da güncelliğini koruyamadılar…

Beethoven ile aynı dönemlerde İsmail Dede Efendi de birçok besteler yapmıştı.
O birçok besteden bir tek Gülnihal adı ile bilinen eser günümüzde güncelliğini korumakta.
O da “Batı” formunda yazılmıştır dikkat buyurun…

Osmanlı döneminde Türk Sanat Müziği diye bir isimlendirme yoktu.
“Musuki” olarak telaffuz edilirdi.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk Sanat Müziği adını aldı.
“Musuki”nin bir “Osmanlı müziği” olduğu gerekçesi ile.

Öte yandan, Türk Sanat Müziğinin başına da çok şeyler geldiği bilinmekle birlikte,
Cumhuriyet döneminde bu müzik türünü taçlandıran bestekar Münir Nurettin Selçuk oldu.
Münir Nurettin’in eserleri, “musuki” diye bilinen Osmanlı müziğini terk edip, fantezileştirildi.
Birçok Türk Sanat Müziği eserleri bugüne kadar gelebilmişse de,
Yine de yeni nesiller nezdinde pek yer etmediği biliniyor.
Radyo ve televizyonlardaki egemenliğini yitirmiş vaziyette.
Bakalım, bu türün macerası da nasıl bitecek…

Beethoven’ın geçtiğimiz günlerde 245’inci doğum günü kutlandı.
Bütün eserleri günümüze kadar tekmil gezegende güncelliğini koruyor.
9. Senfoninin son bölümü AB Marşı olarak kullanılıyor.
Dede Efendi ile Itri Efendi’yi sadece meraklıları biliyor…

İddiaya göre akepeli bir kadın şöyle demiş:
“Reis-i Cumhurumuz uygun görürse onun zevcesi olabilirim. Sahabe hazretleri de cihat eden Peygamber efendimize zevcelerini ikram etmişlerdir.”

O Osmanlı “musuki”si, sözü ve güftesi ile geri gelebilir mi?
Cihat dediğin de öyle.
İkramınla kalırsın!

AB’ye neden girmek istiyorsun?
Ağır Aksak Semai’i AB Marşı yapmak için mi?