Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Adres: Kürkçü dükkanı!..

Bugün 15 Kasım. KKTC’nin 31. yıl dönümü. Bu vesile ile önceki günkü yazımda, siyasi kavgaların birkaç günlüğüne dahi olsa tatil yapacağını yazmıştım. Ama sağ olsun siyasilerimiz bu yazdıklarımı haksız çıkarmak için hiç vakit kaybetmediler…

Önceki gün yazımı tam bitirmiş, gazeteye atmak üzereyken gelen bir telefon, Ahmet Kaşif ve diğer 3 vekilin istifa edeceğini iddia ediyor ve yazmamı istiyordu. Aslında beklenen bir gelişme olmasına rağmen, 15 Kasım arifesinde böylesi bir gelişmenin yaşanamayacağını düşündüm. Ancak bu bilgiyi veren güvenilir kaynak, detayları da verince, kısa bir mesaj olarak vermeyi uygun buldum…
Havadis gazetesinde bu haberi okuyan ve arayan birçok kişi haberin “yalan” olduğunu iddia ediyordu. İlerleyen saatlerde olay patlak verdi ve söz konusu 4 kişinin partilerinden istifa ettikleri haberi gündeme bomba gibi düştü…
Neyse, bu dört istifa DP-UG içerisinde aylardır konuşulan otorite eksikliğinin gerçekliğini ortaya koyması bir yana, iplerin Genel Başkan Serdar Denktaş’ın elinde olmadığının da somut bir göstergesiydi…
İstifaların arkası gelir mi, şu an için bir şey söylemek için henüz çok erken. İstifacıların hafta başı yapacakları açıklamayı beklemek gerek. Öyle ki, bu istifaların geri alınması bile sürpriz olmayacak…
Çünkü yapılan eylem, aritmetik olarak hükümeti pek etkilemeyecek… 21+7= 28 sayısı ile sorunsuz yola devam edilecek.
İlk yorumlar, “Sevgi-saygı söylemleri boş işler, gerçek olan koltuk davası” şeklinde oldu…
Yani kimse çıkıp da, bu kopmaları, ideolojik veya fikirsel anlamda ayrılıklara, hele de sevgi ve saygı konusuna bağlamaya kalkmasın. İstifaların gerçek nedeni, bal gibi siyasi ikbal ve makam sevdasıdır…
Hani bu değerlendirmeyi yapanlar haksız da sayılmazlar. Çünkü bu isimlerden başı çeken Sayın Ahmet Kaşif’in siyasi geçmişi bu tür zigzaglarla dolu ne yazık ki. Bugüne kadar hangi partilere girip çıktığını yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Ama genelde nedeni tek, “bakanlık”…
Ahmet Kaşif ve arkadaşlarının UBP’den kopma günlerini bir hatırlayın. O zaman da bakanlık görevinden alınmış, başkan adayı olmuştu. Ardından Küçük ile yapılan “makam pazarlıkları” olumlu sonuç vermeyince, çareyi arkadaşlarıyla birlikte partisinden ayrılmakta bulmuştu. Yine o günkü açıklamalarında Sayın Kaşif, UBP’de “istenmeyen adam ilan edildiklerini, dışlanıp ötekileştirildiklerini” iddia etmişti…
İyi güzel de, neden hep bu, “sevgi ve saygının kalmadığı” iddiaları, bakanlık koltuğunu kaybettiği zamanlar geliyor Ahmet beyin aklına..?
UBP’den de şimdi DP’den de ayrılma gerekçeleri hep aynı. Bakan koltuğunda otururken “sevgi ve saygı tamam” ama koltuktan gidince mi partide sevgi ve saygı kalmıyor…
Başta da söyledim bu dört istifanın aritmetik olarak hükümeti etkileyeceğini söyleyemeyiz. Diğer yandan, olayı Eroğlu konusuna bağlayanlar var ki, bu da akıl karı değil. İstifalar Eroğlu’nu her halükarda olumsuz etikler, olumlu değil.
Bugün için söylenebilecek tek şey, bu dört arkadaşın kamuoyundaki etkilerinin ve desteklerinin düne kadar çok daha dibe vurduğudur. Bir müddet vekilliklerini bağımsız olarak sürdürüp, UBP ile dirsek teması yapıp, neler elde edebileceklerine bakıp kararlarını vereceklerdir. Ama bu konuda da fazla seçenekleri yok. Bu saatten sonra yeni bir oluşuma gidemeyeceklerine göre, tek adresleri, “Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır” misali, olsa olsa UBP olacaktır… O da, UBP isterse…

YERİN KULAĞI VAR
İNANDIRICI OLAMADILAR:
DP-UG’li 4 milletvekilinin istifalarıyla ilgili olarak, “partide bize karşı sevgi ve saygı kalmadı” gerekçeleri kimseyi tatmin etmedi. Özellikle bu tür ayrılıkların farklı partilerde ama aynı isimler olması bu açıklamaları pek de inandırıcı kılmıyor. Keşke çıkıp, “biz bakan olamadık onun için istifa ediyoruz” deseler, inanın bu istifalar daha hoş karşılanabilirdi…

SIRADA KİM VAR:
Gözler şimdi, muhtemel diğer istifalara çevrildi. Hasan Taçoy’un yıllar sonra elde ettiği bakanlık koltuğunu bırakacağını düşünen pek yok gibi. Ama iddialar iki isim üzerinde yoğunluk kazandı. Hüseyin Avkıran Alanlı ve Milli Eğitim Bakanı Özdemir Berova. İstifa ederler mi bilemeyiz ama her depremin mutlaka artçıları olduğunu da unutmayın…

DP TABANI BU KARARA UYACAK MI:
DP Parti Meclisi’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde Eroğlu’nu destekleme kararının tabanın görüşünü yansıtmadığı duyumları geliyor. Bu seçimler de, yerel seçimlere benzeyecek gibi. Hani DP’nin gençleri Lefkoşa Belediye Başkanlığı seçimlerinde internet üzerinden Mehmet Harmancı’ya destek mesajları yayınlamışlardı. Aynen o durum…

AL SANA İKİ MÜŞAVİR DAHA:
Orman Dairesi Müdürü Cemil Karzaoğlu 2013’te atanmıştı. Dairede şube müdürüydü, önceki gün görevden alındı. Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin son müdürü ise sadece 4 ay önce atanmıştı. O da dün görevden alındı, bir başkası atandı. Şimdi bu ikisi evlerine gidecek, aynı maaşı iki kişi daha çekecek. İki makama 4 maaş… Bunlar devlet içinden yetişmiş elemanlar. Atayan siyasi parti de aynı, görevden alan da. Eğer suçları varsa, hesabı sorulmalı. Ama yoksa, bu artık kabul edilmez hale gelen bir keyfilik. Ve bu keyfilik bir yıl içinde onlarca defadır sergileniyor, devletin sırtına yük üstüne yük bindiriliyor…

AMAÇ ÜZÜM YEMEK DEĞİL:
Bir ülke düşünün. Yıllarca bağımsızlık ve özgürlüğü için canını malını versin. Ama yıllar sonra kurduğu devletine sahip çıkmasın. İşte KKTC bunun en güzel örneği. Devlete sahip çıkmak yerine, ülkede yaşanan olumsuzlukların tüm nedenini ona bağlamak ve tüm siyasetini bunun üzerine kurmak ne kadar doğru bir yaklaşım olabilir. Kuruluşunun üzerinden 31 yıl geçmiş ama biz hala kurduğumuz devlete sahip çıkmak yerine tartıştırıyoruz. Burada amaç, üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek gibi geliyor bana…

DİK DURMAK:
Türkiye Cumhuriyeti AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye’ye uluslararası sularda seyreden gemilerini çekmesi yönündeki kararının Türkiye açısından geçerliliğinin olmadığını söyledi. Yani “yok hükmünde”… Madem ki AB, uluslararası hukuka aykırı tek yanlı siyasi kararlar alır, madem ki yıllar yılı kendi verdiği sözleri tutmaz, o zaman onun aldığı kararların da bir manası yoktur. Sanırım artık Türkiye ile AB ilişkilerinde düğüm tarağa geliyor. Bu durumda yapılacak en güzel şey dik durmak…

ZİRVEDEKİLER
KTTO Mesajı: Ticaret Odası’nın 15 Kasım mesajında, siyasilerin basmakalıp mesajlarından farklı bir söylemi vardı ve toplumun beklentilerine tercüman oldu; “Bu anlamlı yıldönümünde, değişen dünya ve bölge koşullarına ayak uydurabilmemiz için tüm toplumsal kesimleri kucaklayan, genç nesilleri gelecek için umutlandıran ve halkımızı ortak bir hedef doğrultusunda birleştiren bir dönüşüm vizyonuna ihtiyacımız olduğunu belirtmek ihtiyacını hissetmekteyiz. Bu dönüşüm vizyonu, Kuzey Kıbrıs’ın her alanda kalkınması ve sürdürebilir bir yapıya kavuşmasını ve bunun, hep beraber başarılmasını zorunlu kılmaktadır. Dönüşüm vizyonu, adalet, eğitim, sağlık, ekonomi, siyaset, kamu yönetimi, enerji, turizm, ulaşım ve daha birçok alanda ciddi reformları içermelidir”…

DİPTEKİLER
Kutlay Erk: Çatısı altında yaşadığın devleti, onun kuruluş yıldönümünü görmezden gelmek, hele de devleti yöneten pozisyonda bir parti iken bunları söylemek nasıl bir çelişki gerçekten merak ediyorum. Başında bir devlet olmayan insanlar, kiminle, neyin müzakeresini yapabilir ki? Yapacağı şey, en fazla, teslim bayrağını çekmek olabilir… CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk, çözüm mücadelesinden vazgeçmediği için KKTC’nin kuruluş yıl dönümünde halkı kutlamış. Ne zorlama bir mesaj. Hiç mesaj yayınlamasaydı keşke…