Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ADAMLAR HAKLI, SESİMİZİ ÇIKARTMIYORUZ Kİ…

 Kimin bazası çok, kim evde kalıp kurultaya gitmedi, ikinci tura kim daha çok adam taşır….

 

Memleketin durum ahvali bu…

 

Bunların sizin çektiklerinizle bir alakası yok. Tatar dönemini atlattıktan sonra, o 1,5 yılda yaşananların yaşanmayacağı, daha sorumlu, sorunlara duyarlı olacaklarını bekledik. En azından kurultay ikinci tura kalınca, memleket daha fazla başsız kalmasın diye bir mutabakat sergileyeceklerini ummuştuk.

 

Nafile…

 

Kim başkan olacak, kim otomatikman başbakan olacak. O seçilen ne yapacak, işte orası belli değil.

 

Memleket dibe vurmuş, sıfırı tüketmiş, adamların yaptığına bakın.

 

Ne ülke tarihinde, ne UBP tarihinde böyle bir sorumsuzluk görülmedi.

 

Bir aydır başsız bu hükümet. HP’nin çekildiği günden bugüne tam bir ay. Ve hiç çekinmeden o süreyi uzattıkça uzatabiliyorlar. Utandıklarına dair en ufak bir işaret bile yok.

 

Demokrasi mi bu? Hiç de değil. Ülkenin kaderini 12 bin delegenin keyfine bırakmışız.

 

Madem ki muhalefet ağırlığını koyamıyor, madem ki halk kitleleri geçmişten bugüne en büyük krizleri art arda yaşadıkları halde seslerini çıkartmıyor, adamların ne umuru…

 

Böyle bir ortamda bile, bir an önce işe sarılalım, ne yapabiliriz ona odaklanalım, ya da geçici bir hükümet olsun kuralım demiyorlar.

 

Çünkü onları buna zorlayamıyoruz.

 

Yaşadığımız abuk durumu bile normalleştirdik, UBP’nin içinde olup bitenler sanki ülkeyi kurtaracakmış gibi detaylarla uğraşıyoruz.

 

Ve en kötüsü ellerimiz bağlı beylerin keyfini bekliyoruz.

 

Haklıdırlar, yerden göğe kadar.

 

Onların bildiği budur, bilmiyor muydunuz?

 

Onlar kurultay için parti bile değiştirirler de sonra umut olup geri gelirler…

 

Onların kitabında memleketin sorunları değil, kendi bekaları vardır. Başka türlüsünü beklemeyin. Dertleri memleket olsaydı, zaten bu rezaleti yaşatmazlardı. Özeti, “BEN seçileyim de varsın memleket yansın”.

 

Parti kurultayına giderken bile yandaşlara ne sözler verilmiş. Duyunca insanın tüyleri diken diken oluyor. Genel seçimlerde yaptıklarının beş beterini yapmışlar. İstihdamdan, makam, mevki, arsa dağıtmaya kadar…

 

Haydi eğlendik, oylandık ya da dişimizi sıkıp bekledik, ikinci tur da oldu; ne değişecek? Ülkeyi bir aydan fazla zaman sırf kendi çıkarları için kilitleyenlerden ne bekleyebilirsiniz ki?

 

Ne beklememiz gerektiğini ben söyleyeyim; bakın görün, ne formülde olursa olsun bir hükümet kursunlar, ertesi günden itibaren onlara erken seçimi kazandıracak işlere odaklanacaklar. Kendilerini kim destekler, kim maddi yardım yapar, kim oy getirir, o kesimleri kollayan uygulamalar göreceğiz. Hep yaptıkları gibi.

 

Ülkenin sorunları da katmerlenmeye devam edecek…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

 

GÖZLER GUTERRES DE:

İki liderin buluşma sonrası 5’li konferansa sıcak baktıkları yönündeki açıklamaları BM Genel Sekreteri Guterres’i umutlandırmış mıdır? Şimdi gözler Guterres’in taraflara yapacağı çağrıda. Ancak beşli konferansa, bu kez taraflar farklı yaklaşımlar ile gidecekler. Türkiye ve KKTC “iki devlet temelinde” çözümü müzakere etmek istediklerini zaten sürekli dile getiriyorlar. Kıbrıs Rum tarafıysa iki bölgeli iki toplumlu federasyonu destekler görünmekle birlikte aslında öyle bir niyeti yok. Asıl istedikleri, müzakere sürecini koparan ve suçlanan taraf olmadan, mevcut statükoyu, yani çözümsüzlüğü sürdürmektir…

 

TEHLİKELİ SÖYLEMLER

Şener Elcil’in, Tatar’la ilgili sözleri mahkemeye taşınıyor. Her ne kadar insanların küfür içermeyen sözlerinden ötürü dava edilmesine onay vermesem de, Tatar’ın da bu iddialar karşısında yasal yola başvurması kendince haklı görülebilir. Ancak, Tatar ve Elcil arasındaki bu meselenin Türkiye’de gündem olmasını, AKP sözcüsünün Elcil’i, ” beşinci kol faaliyeti yapan, Türk sıfatını hak etmeyen Türkiye ve KKTC düşmanları” olarak lanse edip, “protesto edilmeleri” çağrısı yapması ne kadar doğru bir yaklaşım oldu. Bu ülke yeni bir 22 ocak olayını kaldırmaz…

 

HAZIRLANIN:

Haydi hazırlanın, fikir özgürlüğünü kısıtlamaya da  niyetleniyorlar. Ersan Saner’in ne dediğini duydunuz; “UBP, Devlet’in milletin zararına asla sendikacılıkla bağdaşmayan, faaliyetlerde bulunulmasını önlemek için gereken yasal düzenlemelerle ilgili adımlar atacaktır”. Bir sendika yöneticisinin söylediği sözleri bahane edip, özgürlükleri kısıtlayan yasalar geçirmekten bahsediyor. Kim, UBP… Ahalinin heyecanla ikinci tur kurultayını beklediği partinin Genel Sekreteri. Yapamazlar demeyin, şu son birkaç ayda neler gördü bu gözler…

 

BİLDİĞİ BİRŞEY VAR:

Herkes Hasan Taçoy’un ikinci tur oylamaya katılmayıp, Sucuoğlu lehine yarıştan çekilmesini beklerken, o herkesi ters köşeye yatırdı. Belli ki kafasında birtakım planlar var. Yoksa kaybetmesi büyük ihtimal iken, çekilmeyip yarışa devam etmesinin başka bir izahı olamaz. Kazanması için, ya kurultaya gelmeyen 4-5 bin üyeyi sandığa getirecek, ya da başka yerlerden destek alacak. Yıllardır UBP içinde her türlü entrikaya şahit olan Taçoy’un vardır elbet bir bildiği…

 

DÜNDEN RAZI:

HP milletvekili Hasan Topal, “UBP ile koalisyon olabilir mi yeniden?” sorusuna, “yalnızca ölüme çare yoktur. Ülkemizin menfaatine ise neden olmasın” yanıtını vermiş. HP’nin koalisyona gitmemesi halinde Topal’ın partisinden istifan edeceği ve olası bir hükümete bağısız olarak destek vereceği iddiaları zaten çoktandır konuşuluyor. Topal’ın yanında bir başka HP’li vekilin de aynı yola başvuracağı kuvvetle muhtemel. Sizin anlayacağınız bu arkadaşlar HP’nin UBP ile yeniden nikah tazelemesine dünden razı… Ufukta bakanlık mı gördüler acaba?

 

HÜKÜMET VAR MI, YOK MU:

Herkes merakla yeni hükümetin kimler tarafından ve ne zaman kurulacağı, hatta kimlerin bakan olabileceğini merak ediyor. Ancak mevcut hükümet henüz istifasını cumhurbaşkanına sunmuş değil. Yani UBP-HP hükümeti henüz istifa etmiş değil. Kaldı ki bu istifayı, başbakanın sunması gerekir. Ortada başbakan yok, aslında bir hükümet da yok. Ülke yangın yeri ama, onların derdi kurultayı kimin kazanacağı…

 

İLGİLENMEDİK: Türk takımlarının dışta yaptığı karşılaşmaları nefesimizi tutarken izleyen bizler, Basketbolda TOFAŞ’ın Keravnos’u yenmesiyle ilgilenmedik bile. Güney Kıbrıs’ın adını ağzımıza aldığımızda “Rumcu” olduk, her türlü hakarete uğradık, ama kimse Kıbrıs Türkünün yaşadığı yalnızlığı, çaresizliği görmek istemedi. Türkiye’nin Rumlarla birebir maç yapıyor olmasını içimize sindirmemizi beklediler bir de üstüne. “Kıbrıs’ta çözüm” diyeni “Rumcu” diye damgalayan kitlelere, Türkiye’nin Rumlarla yaptığı maçlar kapak olsun.

FOTO GÜNDEM: El ense çekmeyle başladılar. Kimse torbasındakileri tam olarak açık etmedi. Öyle ki, BM Genel Sekreteri’nin 5’li toplantısına katılma taahhütlerini bile yinelediler. Ha, Genel Sekreter’e gönderecekleri pozisyon kağıtlarında neler olacak, asıl festival o zaman başlayacak veya bitecek. Akay Cemal’ın dediğinden, arşive manşet bir fotoğraf…