Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Açıklanan enflasyon oranları ve yansımaları ile alınması gerekli önlemler

3 Mayıs Çarşamba günü Türkiye’de,  5 Mayıs Cuma günü de KKTC’de enflasyon oranları açıklandı. Çift haneli enflasyonun geçen aya göre daha da yükselmekte olduğunu görüyoruz.

Türkiye’de Nisan ayı enflasyonu %1.31’e, yıllık olarak ise % 11.87’e ulaştı. Üretici fiyatlarıyla enflasyon ise yıllık daha yüksek % 16.37 . Üretici fiyatlarıyla enflasyonun özellikle son beş aylık süre içinde ve Kasım- Aralık- Ocak aylarında her ay % 2 ile % 3.98 arasında oldukça yüksek seyrettiğini görüyoruz.

Geçen yıl tüketici fiyatlarıyla aynı dönem enflasyonu ile mukayese edersek bir mislinden fazla artarak ikiye katlanmış durumdadır. Geçen yıl Nisan ayı itibariyle bir yıllık enflasyon % 6. 57 idi. Bu yıl ise % 11.87 . Enflasyonun yükselmesi hem tüketiciyi hem üreticiyi hem de kalkınmakta olan ekonominin büyüme hızını ve de gelir dağılımını olumsuz etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Üretim maliyetlerinin artması dolayısıyla fiyatlara direk yansıyan enflasyonla tüketicinin aynı oranda artmayan gelirleri karşısında talebi kısma mecburiyetinin de toplam talebi ve büyümeyi olumsuz etkileyeceği kuşkusuzdur.

Türkiye Başbakan Yardımcısı M. Şimşek dahi en sorumlu mevkide bir yetkili olarak geçen günkü açıklamasında çift hane enflasyonun kabul edilebilir bir seviye olmadığını vurguladıktan sonra enflasyon sebebini döviz kurlarının yükselmesine ve gıda fiyatlarının da artmasına bağlamıştır.

Enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarının sağlanmasında birincil politika izleyen TCMB’nın, geçen yıl ortalarından sonra kur etkilerini azaltmak için direk faizlerin yükseltilmesine gitmeyerek sadece geç likidite penceresi (GLP) faizinin yükseltmesi ve bazı yan tedbirler alınmasıyla yetinilmesi politikasının devam ettirilmesi, enflasyonun durdurulması veya frenlenmesine yetmemiştir.  Yüksek döviz kurlarının tırmandığı bu geçmiş dönemde Para Politikası Kurulu’nca faiz artış toplantılarında sadece GLP faizinin bir miktar arttırılmasının, kur artışlarına ve fiyat istikrarına olumlu etkisinin olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla enflasyonla mücadelede etkili olan kur artışlarının önlenmesinde, bu önlem ve döviz rezervlerinden piyasaya bir miktar döviz salınması ile, TL likidite kontrolünün ve kullanılan diğer yan enstrümanların enflasyonu durdurmasına yetmediği çıkan sonuçlardan belli olmuş, izlenen para politikasının tek başına etkili olmadığı görülmektedir.

Malûm, Hükümet politikası olarak faiz artışı maliyet artışını ve enflasyonu arttırır görüşüne dayandırılmaktadır. Ancak kur artışı da enflasyonu ve maliyetleri arttırmaktadır. Dolayısıyla kur riskini azaltıcı direk faiz politikasının piyasada makul kabul edilen seviyelere getirilmesi gerektiği de ortaya çıkmaktadır. Nitekim ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı kurun enflasyonu etkilediğini kabul etmiştir. Halbuki Hükümetlerce daha önce iddia edilen faizin enflasyonu doğuracağı idi.

Kurun Türkiye’de gecikmeli etkisinin Mayıs ayında da devam edeceği tahmin edilmektedir. Haziran’dan sonra dolarda ABD-FED faiz artış kararı gelirse, kurlarda da yukarı oynama yapması kuvvetle muhtemeldir, enflasyonun artışı da sürecektir.  Enflasyonu etkileyen diğer önemli unsur ise üretim maliyetleri ve gıda enflasyonudur.

Bir taraftan pahalılığın talebin kısılmasına neden olabileceği tahminimizi yaparken, öte taraftan Türkiye’de Hükümetin aldığı ekonominin önünün açılması için teşvik önlemleri ise üretim ve istihdamı arttırırsa, talebin önünü de açabilir. Böyle bir durumda tüketime yönelik fiyatların yine artması ve enflasyonu etkilemesi muhtemeldir.

TCMB,  esasen önümüzdeki aylarda durumu izleyeceği ve fiyat istikrarını sağlamak için enflasyon raporunda, para politikalarını ona göre değiştirebileceği, mesajını vermiştir. Piyasalarda fiilen artan faizlerin gerisinde olan Merkez Bankası faizleri, kur ve talep baskısını düzenlemek için faizleri artırabilecek mi göreceğiz.

KKTC’de enflasyon,  Nisan ayında Türkiye’den daha fazla arttı. %1.85. Nisan 2017 itibariyle de 12 aylık enflasyon % 16. 29 oldu. Türkiye’de gerçekleşen enflasyonun 4.42 puan daha üzerinde. Bu sonuç malûm KKTC’de dövize bağlı işlemlerin daha fazla olmasından kaynaklanan ve direk yansıyan enflasyondur. KKTC’de enflasyon oranını en çok etkileyen harcama gruplarına bakarsak en yüksek artışların; elektrik, gaz, yakıtlar % 24.80 gibi çok yüksek, Lokanta oteller% 26 çok yüksek, Ulaştırma , eğitim % 19 oldukça yüksek,  gıda alkolsüz içkiler % 12.8, giyim %11.48 ve sağlık ve haberleşme % 10 olarak yine yüksek oranlar olarak görünüyor.

Halkın esas harcamaları olan konut harcamaları akaryakıt, elektrik, gaz % 25’e yakın, eğitim ve ulaştırma’da % 19 ve gıdada % 13’e yakın fiyat artışlarıyla yapılan harcamalar, vatandaşların aynı oranda artmayan gelirini yutuyor.

Enflasyonu düşürmek için KKTC’de en yüksek fiyat artışı olan akaryakıt, gaz ve elektrik fiyatları ciddiyetle masaya yatırılmalıdır. Öte yandan her gün harcama kalemi olan yiyecek, gıda fiyatlarında maliyet- kalite- fiyat denetimleri ve müdahale ederek aşırı kârları düşürmesi şarttır.  Et fiyatları tırmanmaktadır. Hayvan yetiştiricilerinin canlı hayvan fiyatları olan 12-15 TL kilo’nun kasapta 45-50-60 TL’lere satılması iddiasına Hükümetin çare üretmesi ve denetimler ile tanzim satışlarını gerçekleştirebilecek kurumsallaşmaların tekrar sağlanarak fiyatları düşürecek kuruluşlar marifetiyle düzenlemeleri yapması ve mağdur olan yüzbinlerce tüketicinin mağduriyetine son vermesi gereklidir.

Liberal ekonomi başıboş fiyat anarşisi, kalitesizlik, sağlıksız üretim  düzeni olarak algılanamaz.  Liberalizmin merkezi batı ülkelerinin uyguladığı halkın yararına sağlıklı üretimden başlayarak pazarlanmasına ve tüketiciye ulaşana kadar her safhada halka sunulacak ürünlerin kalite-fiyat kontrolüne kadar bir zincirle ulaşmasını sağlayacak kontrollü liberal uygulamalara gidilmelidir. Yalnız ette değil aşırı kâr marjı uygulanan halkın sömürülmesini önleyecek temel kullanım malları ve hizmetleride de rekabete dayalı fiyat oluşturulması ve maliyet denetimlerinin yapılması için Hükümetin çeşitli önlem alma imkânları vardır. Vergi dairesi gelir açısından Ticaret Dairesi de fiyatlar ve maliyet tespitleri açısından görevlendirilmelidir. Bu konularda en fazla da Rekabet Kurulu’na görev düşmektedir.

Üreticiler örgütlenmeli, kooperatifleşmeli ve tarladan tüketiciye her iki tarafı da daha çok tatmin edecek fiyatlarla buluşma fırsatı yaratılmalıdır. Hükümetin, bu konularda hem üreticiyi hem de tüketiciyi teşvik ve destek politikalarını süratle üreterek yürürlüğe koyması şarttır. Hükümetler vatandaşın hayatını kolaylaştırıcı ve koruyucu düzenlemeleri getirmek için vardırlar.