Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Aceleleri yok…

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklama oldukça manidar…

Deniyor ki: “Ortaya herkesin katkısıyla bir görüş çıktı mı, o görüşü savunmak, o noktada durmasını bilmek gerekir. Aksi takdirde halk görüşmecilik yetkisini Cumhurbaşkanı’na vermişken ortaya iki başlılık gibi bir durum çıkar ve bu başkaları tarafından halkımızın çıkarları aleyhine kullanılmaya çalışılabilir”…
Kimin kast edildiğini anlamak zor değil; tabii ki Dışişleri Bakanı ve hükümetin CTP kanadı. Açıklama yapılmasına neden olan rahatsızlık herhalde, Dışişleri Bakanı Nami’nin “Al-vere geçeceksek, devletin tüm kurumlarının uzmanları ile birlikte buna hazırlık yapması lazım. Cumhurbaşkanı’na bu teklifi uzun zamandan beri yapıyoruz. Müzakerelerin görüşüldüğü Bakanlar Kurulu toplantısında da tüm bakanlar olarak buna desteğe hazır olduğumuzu söyledik. Halen cevap bekliyoruz. Süreç tarihi metinle başladı ancak ardından yaşananlar metnin gücüne uygun gelişmiyor” ifadesinden kaynaklanıyor. Nami hükümetin sürece daha fazla müdahil olma kararlılığından ve uzmanların sayısının arttırılmasından bahsediyor…
Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasında dikkat çeken bir husus, ortaya herkesin katkısıyla çıkan görüşten bahsedilmesi. Bence şu ana kadar ortak görüşle ortaya çıkan tek metin “ortak metin.” Onun dışında bizim dıştan gördüğümüz, Cumhurbaşkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasında sürece ilişkin farklılıklar var. ..
Yani şimdi bu tartışmalara ne gerek var diyebilirsiniz. Öyle ama şunu da hatırlamak gerekir ki, CTP ile Cumhurbaşkanı’nın Kıbrıs konusuna bakış açıları farklı. Referandum’un “hayır”cısı Eroğlu ile “evet”cisi CTP’nin, süreç boyunca izlenen yöntem konusunda da, elde edilecek sonuç konusunda da görüş ayrılıkları var. Hatta ortak metinde son noktaya gelindiğinde, Eroğlu’nun bizzat Davutoğlu tarafından ikna edildiğine dair iddialar da var…
Diğer taraftan referandumda “evet” demiş olsa da, hem kendi tabanının, hem de diğer partilerin saldırı ateşi altında olan Anastasiadis de işi yavaştan almayı tercih ediyor.
Hani deniyor ya, bu kez Kıbrıs müzakerelerinde dış faktörlerin de etkisi var diye; görünen o ki o dış etmenler baskılarını yoğunlaştırmadığı sürece, Eroğlu ve Anastasiadis ömürleri yettiğince müzakere etme sabrına sahipler…

YERİN KULAĞI VAR
KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE: Daha birkaç ay önce Dışişleri Bakanı Nami’nin yaptığı bazı görüşmeler, özellikle milliyetçi kesimden tepki görmüş ve Nami’yi, “paralel görüşmeci” diye suçlamışlardı. Şimdi ise Kudret Özersay’ın yaptığı bazı temaslara tepki gösterilerek, “paralel Dışişleri bakanı” diye suçlamalar yapılıyor. Bir türlü orta yolu bulamadık. Gerek Eroğlu, gerekse Nami ve Özersay’ın temasları adada bir çözüme varmayı kolaylaştıracaksa, kavga etmek yerine birlikte hareket etmeyi niye denemiyoruz…
İTTİFAKTA 366 KRİZİ: UBP kurultay döneminde işe alınan ve hükümetin durdurma kararı aldığı 366 kişinin ilk partisi olan 88 kişinin işine son verildi. Şimdi geri kalanlar için formül aranıyor. UBP ise yerel seçimlerde ittifak yaptığı DP’yi, 88 kişinin durdurulmalarına onay verdiği için eleştiriyor. İttifak konusunda birçok bölgede sorun yaşayan UBP ve DP’de şimdi de 366 krizi yaşanmaya başladı…
AKINCI ADAY OLUR MU: Gündem her ne kadar yerel seçimlere odaklansa da, 2015’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için de start verilmiş gibi görünüyor. TDP, uzun bir süre siyasetin dışında kalan ve sessiz duran Mustafa Akıncı’yı ikna çabalarını sürdürüyor. Akıncı’nın, “zamanı geldiğinde düşünürüz” sözü ile oldukça umutlanan TDP’liler, bir aksilik olmazsa cumhurbaşkanlığı seçimlerine Mustafa Akıncı ile gidecek…
CTP’DE TALAT MI, SİBER Mİ: UBP ve DP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak Derviş Eroğlu isimi üzerinde anlaşmaları sonrası CTP’nin adayı kim olacak sorusunu gündeme getirdi. Beklentilerin aksine CTP’nin, Mehmet Ali Talat’ın dışında bir adayı düşündüğü iddia ediliyor. CTP içerisinde Talat’a karşı bir grubun olması da partiyi bir başka isme yönlendirmiş. Bu isim de tahmin edeceğiniz gibi Meclis Başkanı Sibel Siber. 3 aylık başbakanlık döneminde toplumda yakaladığı olumlu ivme, kadın oluşu Siber’in şansını oldukça artırıyor…
ÖNCE ANLAŞIN BAKALIM:
Asım Akansoy, Anayasa değişikliğinin 28 Haziran’da yapılacak yerel seçimlerle birlikte referanduma sunulmasının hedeflendiğini söylüyor. Önümüzde iki aydan az bir zaman var. Oysa çalışmalar hala öneri düzeyinde. Siyasal partilerin yanıtları alınmış değil. Konular da gerçekten hassas. Tarih verilerek bir motivasyon sağlanmak istenmiş olabilir. Ancak bu süre bence hem partilerarası konsensüs için, hem de oy verecek halkın ikna edilmesi için çok kısa…

ŞOK DÜŞÜŞ BU DEĞİL:
Akaryakıt fiyatları, 5 kuruş ucuzladı. Bence bu sadece dövizdeki düşüşle bağlantılı. Oysa dünyada petrol fiyatlarında ciddi bir düşüş yaşandı. Bize yansıyan bu şok düşüş olamaz. Yansıması için şimdi 15 gün bekleyecek miyiz? Yani boşu boşuna kazıklanacak mıyız..?

ÜZÜCÜ AMA GERÇEK: Biz Maraş verilsin mi, verilmesin mi diye tartışa duralım, Maraş’ın kaderine biz değil, başkaları karar verecek gibi görünüyor. Bakın işte, ABD Dışişleri Müsteşarı Maraş konusunda iki toplumla bir araya gelecekmiş. Tıpkı Maraş konusunda olduğu gibi, Kıbrıs konusunda da ne yazık ki kararı iki toplum değil, başka güçler karar verecek. Üzücü ama gerçek bu…

ZİRVEDEKİLER
Toparlanıyoruz Hareketi: Toparlanıyoruz Hareketi son günlerde ortaya atılan AB Uyumu ile ilgili kısır tartışmalara açıklık getirdi. AB uyumu konusunda 2009 yılından buyana 87 yasanın yürürlüğe konulacağı taahhüt edilmiş ancak bunlardan sadece 7 tanesi yapılmış. Aynı dönemde önce 197 tüzük ve şimdi de 223 tüzük çıkarılacağı yönünde taahhütte bulunulmuş ancak bugüne değin sadece 24 tüzük yapılmış. Bir başka ifadeyle verilen sözlerin henüz neredeyse %90’y yerine getirilmemiş. Toparlanıyoruz “Eseriniz buysa… Hayırlı olsun” diyor. Hedefi de tabii ki, halihazırda Dışişleri Müsteşarlığı’na getirilen Erhan Erçin.

DİPTEKİLER
Teberrüken Uluçay: İçişleri Bakanı genç bir milletvekili. Bakan olduğunda da kendisinden beklentiler epey yüksekti. Ancak ne yalan söyleyelim bekleneni verdiğini söylemek zor. Geçtiğimiz günlerde kaçak inşaatlar konusunda bir ihmalinden de söz etmiştik. Ardından, bir suç örgütü, emri cezaevindeki mahkumlardan aldığını açıkladı, Bakanlığın bu konuda bir açıklamasını göremedik. Dün de cezaevinde 9 koğuşta mahkumlar yemek almayı reddettiler. Aynı saatlerde Sayın Bakan bir kriz yönetiminin başında olması gerekirken, Girne ve köylerinde belediye ziyaretleri yapmaktaydı…

Foto Gündem…

Altın Patiler Kulübü ve Hayvan Gönüllüleri İnisiyatifi’nin öncülüğünde dün “Katliama Ortak Olma” sloganı ile eylem düzenlendi. Pankartlarla Dereboyu’na yürüyen hayvan severlere esnaf da alkışlarla destek verdi.