Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

AB’nin ‘’silahsız’’ kurtuluş savaşı

Ticarette büyümek isterseniz büyüyen ekonomilerle iş yapmak büyük avantajdır.

Diğer temel kural da, demografik açıdan büyümeyecek ülkelerle işbirliği yaparak kendi ekonominizi sürdürülebilir bir şekilde büyütmeniz zordur.

Detaylı bir analize gerek kalmadan Avrupa’nın pazar olarak, iş adamı ve yatırımcıya verdiği görüntü bu.

Bugün Fransa’da evlilik yaşındaki kişilerin %39 evlenmiyor.

Birçok Avrupa ülkesinde evlenme sayısındaki düşüşten dolayı da çocuk sayısında ve nüfusta artış olması zor.

Almanya’da her yıl nüfus 400.000 azalıyor.

Nüfusu artmayan Avrupa kendini dışa da kapatıyor.

Fransa ve İngiltere başta olmak üzere son yıllarda yabancıların ağırlıklı olarak yaşadığı metropollerdeki sokak çatışmaları ile Arap baharındaki başkaldırı arasında örtüşen noktalar var.

Temelde yatan sebep benzer. İş, aş ve adalet.

Nüfusu artmayan Avrupa gelecekle ilgili endişesinden dolayı göç ve yabacılara karşı da iyice hassaslaştı.

Avrupa’nın büyüme potansiyeli en basit açıklamayla demografik sebeplerden dolayı yok.

***

Avrupa’nın diğer problemi artık herkesin de bildiği üzere çok borçlu olması.

Almanya ve bazı Kuzey Avrupa ülkeleri hariç, tüm AB ülkelerinin borcu gayri safi milli hasılasının kat be kat üzerinde.

Bir süre önce başlayan ekonomik kriz ile AB’de her şeyin uzaktan gözüktüğü gibi olmadığı kabak gibi ortaya çıktı.

Birçok AB ülkesindeki birliğe katılımdan önce oluşturulmuş olunan sosyal devlet düzeni ortak pazar büyümeyince bir yerde tıkanmaya başladı.

Bu ülkelerdeki sosyal güvenlik masrafları çok fazla ve birbirinden farklılık göstermesi de birlikteki fay hattının oluşmasına sebep olan diğer problem oldu.

Örneğin Yunanistan’da 50 yaşında son maaşının %80 alacak şekilde emekli olunabiliyordu.

Almanya’da ise 65 yaşında son maaşının %48 alarak emekli olunuyor.

Almanya, Yunanistan’ı, İtalya’yı ve arkasından gelecek olan ülkeleri mali açıdan kurtarırken bunu kendi seçmenine anlatmak durumunda kaldı.

Yunanlı, İspanyol, Portekizli ve İtalyan da bu düzenin böyle devam edemeyeceğini anlamak ve Almanlara acı çektiklerini, zorlandıklarını göstermek durumunda kaldı.

Geçmişinde en kanlı savaşları yaşamış birlik üyesi uluslar için bunun hazmedilmesinin kolay olamayacağı ve büyük travmalara sebebiyet vereceği kesindi.

Yunanistan vesilesiyle yakın zamanda yaşananlar da bunun göstergesi oldu.

Bu travmalara Perşembe günü yapılan oylama ile İngiltere de eklenmiş oldu.

***

Referandum sonrasında olağanüstü olarak toplanacak olan AB devlet başkanları yalnızca İngiltere ile ilgili planı değil Avrupa’nın bir birlik mi yoksa her şey yolunda gittiğinde iyi vakit geçirmek için bir araya gelebilen bir arkadaş grubu mu olduğunun da bir yerde kararını verecek.

Bu vesileyle konuşulacaklar ‘’Birliğin’’ devamı için ciddi bir tehdit olduğu kadar şu an uzak ihtimal olan çok daha güçlü bir ‘’birliğin ve birlikteliğin’’ de temelini atmak için bir fırsat ve başlangıç da olabilir. Karşı karşıya kalınan durum yeni dünya düzeninde ‘’kurtuluş’’ savaşının yepyeni bir denemesidir.

AB birçok ülkenin asker ve silahıyla karşı koymak durumunda kaldığı kurtuluş ve varoluş mücadelesini silahsız bir şekilde yapmak durumunda kaldı.

Yıllarca sınırları ötesindeki topraklarda silahla ve böl yönet ile iş gören, üstünde güneşin batmadığı ‘’sömürgecilerin birliği’’ bugün kendi varoluş mücadelelerini, askeri güç kullanamadan vermek durumunda kaldı.

AB varlığının ile ağırlığının her vesileyle sorgulanacağı bir sürece kendi halklarının iradesi ile sürüklendi. İngiltere ve AB’nin geriye kalanı referandum sonucu oluşan belirsizlik ve bunun getireceği istikrarsızlık ile yaşamak durumunda kalacaklar.

Allah’ın sopası yok dedikleri şey uluslararası siyasette herhalde bu olmalı.