Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hesaplar ikinci tur için yapılıyor…

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için artık son düzlüğe girildi. Az sayıda seçmen dışında, herkes kararını verdi.

Gerçi bizim ülkede “seçimler son gece kazanılır” diye bir gerçek de var. Son geceki operasyonlar, hemen her seçimde yapılır ve az bir miktar oy kaydırılır. Bunun kararsızlıkla değil, çıkarla ilişkisi olduğu açıktır…
Bundan önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sonuçlar, üç aşağı beş yukarı herkes tarafından biliniyordu. Tek tahmin edilemeyen, ilk turda bitebileceğiydi…
Peki şimdi öyle mi? Kesinlikle hayır. 7 adayın yarıştığı ama 4 adayın gündemde olduğu, hatta 3 adayın ikinci tur için önde gittiği bir süreci yaşıyoruz. Hala bu 3 adaydan hangi ikisinin ikinci tura kalacağını söyleyebilmek oldukça zor. İlk günden beridir, yayınlanan anketlere itibar etmediğimi ve bu anket sonuçlarının benim oyumu değiştirmeyeceğini hep söyledim. O nedenle hiç ayırım yapmadan, dört isimden herhangi birinin, ikinci tur vizesini almaması normal karşılanmalı.
Adaylar bundan sonra propagandalarını, nokta atışlarla sürdürmeyi tercih edecek ve son günlerde büyük kentlerde yapılacak mitinglerle seçmene mesaj vermeye çalışacaklar. Toplam veya taşıma, ne derseniz deyin, mitinglerde oluşacak kalabalıklar, psikolojik olarak hala daha kararını vermemiş seçmen üzerinde etkili olacaktır. O nedenle final mitinglerindeki coşku ve kalabalık, o adayın hanesine, olumlu bir oy akışını sağlayacaktır. Hala bu devirde halk, adayların tümünü ekranlardan izleme ve değerlendirme yapma imkanına sahip değil ne yazık ki. Ve artık dünyada kalmayan meydan mitingleri, gövde ve güç gösterileri, seçmen üzerinde etkili…
Artık herkes biliyor ki, bu seçimlerin kazananı 19 Nisan’da değil, 26 Nisan’da, yani ikinci turda belli olacak. Kim kazanacak, kazanmayanların oylarının kaçta kaçını kendi hanesine yazdıracak, şimdi bunun hesapları yapılıyor…
İsterseniz gelin bunu biraz daha açalım. Örneğin ikinci tura kalması halinde Derviş Eroğlu’nun, ilk turda aldığı oyların dışında önemli bir artış sağlamasını beklemiyorum. Çünkü ilk turda diğer adaylara gidecek olan oylar, Eroğlu’nun kazanmasını istemeyenlerin oylarıdır. Eroğlu’na destek vermek isteselerdi, ilk turdan verirlerdi. Onun için Eroğlu mecburen ilk tura oynuyor…
Bir diğer aday Mustafa Akıncı’nın ikinci tura kalması halinde, Eroğlu’na karşı şansı matematiksel olarak olabilir. İlk tur için kendine destek veren TDP ve BKP çekirdek oyları yaklaşık %10-12 oranındadır. Bu rakamın üzerinde alacağı her oy, yüzer gezer ve şu veya bu nedenle kendi partili adayına kızıp oy vermeyenlerin oyları olacak. Bu durumda ikinci turda, Eroğlu’nu geçebilmesi için, Kudret Özersay’a verilen oyların tamamıyla, CTP’den büyük bir katkı alması gerekecek. Olmayacak şey değil, ama zor gibi. Zaten sürece baktığımızda da Eroğlu’nun, ikinci tura kalması halinde rakip olarak Akıncı’yı görmek istediği gibi bir hava var…
Gelelim ikinci tur şansı olan CTP adayı Sibel Siber’e. Hemen başta söyleyeyim, Eroğlu ikinci turda Siber ile yarışmak istemiyor. Neden diyeceksiniz? Şöyle ki, ilk turda Eroğlu’nun aldığı oyların dışında kalan oylar ki, bu oran %65 civarında olacak gibi görünüyor, Eroğlu’na her ne şartta olursa olsun, destek vermeyecek bir kitledir. İlk turda Özersay ve Akıncı’ya giden oyların büyük bölümü, ikinci turda Sibel Siber’e yönelecektir. Örneğin Mustafa Akıncı, Sibel Siber’in ikinci tura kalması halinde kontrol edebileceği oy oranı en fazla yüzde 10’dur. Yani TDP ve BKP’nin çekirdek oyları. Bunun dışında kalanları yönlendirebileceğini düşünmüyorum. Zaten ilk turda “Eroğlu’na asla” diyen kesimlerden de oy alacağını hesap edersek, o kesim ikinci turda kuşkusuz Eroğlu’nun karşısına çıkacak olanı destekleyecektir. O nedenle Sibel hanımın ikinci tura kalması halinde kazanma şansı hem Akıncı’ya, hem de Eroğlu’na göre çok daha yüksektir…
Kudret Özersay için söylenebilecek tek şey, aslında bu seçimlerin tek sürpriz adayı olduğudur. Diğer adayların üç aşağı beş yukarı oy oranları tahmin edilebilir ama karşımızda bilinmeyenli denklem gibi duran ve gücünün ne olduğu ancak sandıklar açılınca görebileceğimiz tek isim Kudret Özersay… Ben ikinci tur için pek şanslı görmesem de, ikinci turu yakalaması halinde bütün hesapları ters yüz edeceğini söyleyebiliriz…

YERİN KULAĞI VAR
ÖZGÜRGÜN’ÜN SEÇİM HESABI: UBP Genel Başkanı Özgürgün, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partililerin %90’ı Eroğlu’na oy verecek diyor. Yani, GAE’nın yaptığı son ankette oy oranı %36 civarında gösterilen UBP’den Eroğlu’na gidecek oy %32 olacak… Bir diğer destekçisi DP-UG’nin ise aynı ankete göre oy oranı %5… Gitmez ama tümünün Eroğlu’na gittiğini düşünsek bile etti mi sana %37… Bu durumda Derviş Eroğlu, ilk turda seçimi nasıl kazanacak acaba..?

DERHAL İSTİFA ETMELİ:
Din İşleri Dairesi Başkanı, yani kısaca müftü olarak bildiğimiz Talip Atalay, Mersin bölgesinden müracaat ettiği aday adaylığını kaybetmiş ve listeye girememiş. Adaylık süresince hem görevinden istifa etmemiş, hem de listeye girmek için, buradaki din görevlilerini kullanmıştı. Şimdi liste dışı kalınca gelip görevine devam mı edecek? Talip Bey’in bu saatten sonra tek yapacağı tek şey, istifa etmek olmalıdır. Etik böyle diyor ama ben tahmin etmiyorum. Dini siyasete alet eden birinden, etik davranmasını beklemek abes olur…

SİYASET YASAĞI YOK MU:
Dün devlet televizyonunda bir program izliyorum. Ekranda halen öğretmenlik yapan birisi, bir adayın propagandasını yapıyor ve ona methiyeler düzüyor. Benim bildiğim hala daha kamu görevlilerinin siyaset yapma yasağı var. Ha, keşke kalksa da herkes konuşabilse ama bu yasak sürerken, hem de devlet televizyonunda buna izin vermek ne kadar doğru bir davranış olur…

TESTİ KIRILDI BİR KERE:
Yönetim kurulunda yaşanan istifalar sonrası KTOEÖS, 13 Nisan Pazartesi günü tüm okullara sandık kurarak, sendika yönetimi için referanduma gitme kararı almış. İstifaların gerekçesi ne olursa olsun, hani derler ya, “testi bir kere kırıldıktan sonra su tutmaz” diye, KTOEÖS’de testi kırıldı. Referandum sonucu ne olursa olsun, kırılan testi yapıştırma ile düzelmeyecek…

İŞSİZLİK DÜŞÜK AMA:
İşsizlik oranımız, yüzde 8.4’müş. Bu oran, Avrupa’da 9.7; Türkiye’de 10.7; Güney Kıbrıs’ta ise 16.1. Sevinmeli miyiz dersiniz? Belki işsizlik oranımız düşük ama, çalışma koşulları ve gelir düzeyi onların çok çok altında… DPÖ’nün anketi bir başka konuyu daha netleştirmiş. Çalışanların sadece yüzde 30’u kamuda. Sürekli yazdığımız gibi, yüzde 70 özel sektörde, doğru dürüst bir güvencesi olmadan, çok düşük maaşlara çalışıyor. İşte bizim asıl gerçeğimiz bu…

KOBİ PROJESİ HEYECAN VERİCİ:
Uzun süre önce Türkiye Elçiliği finansmanı ve Çukurova Kalkınma Ajansı’nın teknik desteği ile Ticaret Odası bünyesinde yürütülen Küçük ve Orta Ölçekli İşletme Geliştirme Projesi meyvelerini vermeye başladı. Pilot olarak seçilen 10 işletmeye üretim, istihdam, ihracat gibi konularda ücretsiz danışmanlık hizmeti verilecek. Gerçekten heyecan verici. Çünkü Türkiye’de olağanüstü başarı oldu ve küçük işletmelerin dünya çapında dev şirketlere dönüşmesini sağladı. Bizim için de gerçekten büyük bir gereksinimdi. Umarım başarılı olur da, biz de Türkiye’deki gibi, başarı öykülerini okuruz…

ZİRVEDEKİLER
Ahmet Benli: Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli’nin yaptığı, bu ülke yönetiminde belki de bir ilk. İnşaatı bitmek üzere olan bir villayı, yasal prosedüre uymadığı için yıktırdı. Normalde, o kaçak yapı sahibi, sözünü geçirecek bir siyasi bulana kadar orada yıllarca durur, sonuçta da bir şekilde kitabına uydurulurdu. Böylesini ilk kez gördük. Bravo sayın başkan, dileriz cesaretiniz örnek olur…

DİPTEKİLER
Sahte Doktora Göz Yumanlar: Kadın, çocuk doktoru. Psikiyatrist kimliğine bürünmüş, hatta ilaçla tedaviye bile girişmiş, insanlara zarar vermiş. Cinayet gibi… Bir hastane tespit yapmış, kovmuş, ama anlaşılan ne polise, ne hekim örgütlerine şikayet etmemişler. Kadın aynı işi, bu defa dernek kisvesi altında devam ettirmiş. Her konuda sözü olan hekimler, halkın sağlığını tehdit eden bir konuda, sessiz kalmışlar. Daha birçok insanın zarar görmesine göz yummuşlar. Şimdi kim ödeyecek bunun vebalini?..