Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Orta Doğu’da Yemen krizi

 

YEMEN, resmi adı ile Yemen Cumhuriyeti, Orta Doğu’da, Umman Denizi, Aden Körfezi ve Kızıldeniz kıyısında, Umman ile Suudi Arabistan arasında yer alan bir ülkedir. Üç tarafı da deniz tarafından kuşatılmış bu ülkede üstünlük kuran yönetimlerin, Orta Doğu’nun kontrolünde belirgin bir üstünlüğü olacağı KESİNDİR. Yemen’de yaşanan son krizi anlamaya çalışmak için öncelikle krizi tetikleyen Şii Husi hareketinin ne istediğine bakmak gerekiyor.
Şii mezhebinin Zeydi kolundan olan Husi aşireti, ismini 2004’te ilk isyanı başlatan Hüseyin Bedrettin El Husi’den alıyor.
25 milyonluk Yemen nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unu Husiler oluşturmaktadır. Ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olmak isteyen Husiler, Yemen’i 6 bölgeye ayırmayı öngören Anayasa tasarısını reddederek, kendilerine daha fazla söz hakkı doğuracak olan iki bölgeli yapıya geçişi savunmaktadırlar.
2014’ün son aylarında Husilerin ayaklanması hızla büyüdü ve başkent Sana’ya kadar ulaştı.
Devlet Başkanı Hadi’yi “Batı yanlısı Amerikan piyonu” olmakla suçlayarak görevden aldıklarını ilan eden Husiler, parlamentoyu da feshedip bir “Devrim Komitesi” kurdu.
Yemen’de Husiler, El Kaide ve son olarak IŞİD de etkilerini arttırıp, bölgeyi kontrol etmek için kıyasıya çatışmaktadır. Suudi Arabistan Mısır ve diğer 8 bölge Arap ülkeleri, Husilerle çatışırken, El Kaide ile iş birliğine girmektedirler. Husilerin arkasında ise İran bulunmaktadır.
Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği üyeleri dahil çok sayıda ülke Yemen’in başkenti Sana’daki büyükelçiliklerini kapattı.
Husilerin son ayaklanmasından önce de Arap Yarımadası’ndaki El Kaide olarak bilinen Yemen El Kaide’si bölgede çok sayıda kişinin ölümüne neden olan saldırılar düzenliyordu.
Ancak ülkenin büyük bir siyasi karmaşanın içine düşmesi ve devlet sisteminin çökme noktasına gelmesiyle El Kaide’nin Yemen’de daha da güçlenebileceği endişeleri var.
ABD’ye yakın kaynaklar son günlerde Husilere karşı olan Sünnilerin de El Kaide’ye destek vermeye başladığını daha sık vurgulamaktadırlar.
Yemen’deki El Kaide yapılanması son karışıklıktan önce de Husi hareketine karşı eylemler düzenliyordu. Örgüt militanları geçen yıl 14 askeri, Husi olduğu iddiasıyla başlarını keserek öldürmüştü.
El Kaide, Husilerin, Devlet Başkanı Hadi karşıtı protestoları sırasında da başkent Sana’da intihar saldırısı düzenlemiş ve 47 Husi’yi öldürmüştü.
İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’tan Peter Salisbury, Yemen’i ele aldığı bir makalede “Bölgesel etkisini artırmak için birbiriyle rekabet eden İran ile Suudi Arabistan’ın bu yarışı, iki ülkenin çatışan karşıt grupları desteklemesine yol açıyor. Buna Yemen’deki durum da dahil” diyerek, iç karışıklık ve dış müdahaleyi analiz ediyordu.
Türkiye de bu çatışmada, Suudi CEPHESİN, desteklemekte ve İran’ı da açıkça eleştirmektedir.
Görünen o ki Arap Baharı’nın bölgeye getirdiği çözülme, dağılma ve mezhep çatışmaları, daha uzun bir süre devam edecek ve iç karışıklara dış güçler daha büyük oranda katılacaklardır.
Orta Doğu, her an daha büyük bir bölgesel yangına gebedir.
Bu karmaşık Coğrafya’da yer alan Kıbrıs’ın da, istikrarını bir an önce sağlaması, tüm bölgede olumlu bir etki yapacaktır.