Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Al Jazeera’nın dosyaları

Hilmi Hacaloğlu’nu beğenirdim.

Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün okulunda yetişmiş bir gazetecidir. Tıpkı Can Dündar, Cüneyt Özdemir, Ali Kırca, Rıdvan Akar ve niceleri gibi…
Yıllar yılı dünya sorunları hakkında hazırladıkları dosyaları, gerçekliğinden, objektifliğinden hiç kuşku duymadan izledik.
Al Jazeera Türk, “Akdeniz’in Paylaşılmayan Adası” başlıklı bir Kıbrıs belgesel serisi hazırladı. Bir bölümünü de izledik. Sunucusu Hilmi Hacaloğlu idi.
Bunların arasında, metnini de bizzat Hilmi Hacaloğlu’nun kaleme aldığı “Kıbrıslı Türkler Türkiyelileri Sevmez mi” başlıklı olanı, ne yalan söyleyelim, tüm geçmiş çalışmaları için kuşku duymamıza sebep oldu.
Birincisi, hiç gereksiz yere, bazı insanlar konuşturularak, Kıbrıs’ın Kuzey’inde bir Türkiyeli-Kıbrıslı kavgası algısı yarattığı için…
Evet içeriğe bakıldığında, yaşanan olaylardan söz ediliyor. Ancak bunları genel bir olgu olarak ortaya koymak yanlış…
İkincisi, asayiş sorunlarından Türkiye’den gelenlerin sorumlu tutulduğu vurgusu…
Asayiş sorunlarının son yıllarda tavan yaptığı bir gerçek. Her zaman yazdığımız gibi, bu bütün dünyanın bir gerçeği. Her zaman her yerde yasaları çiğneme, suç işleme potansiyeli olan insanlar bulunabilir, vardır da. Alt gelir gruplarının çoğalması, gençleri yasa dışı yollarla kolay para kazanılan yollara itiyor, bu da suç oranını arttırıyor.
Bizim sorunumuz, ülkede asayişle ilgili yeterli denetim ve caydırılıcılığın olmaması, eğitim sistemi, gelir dağılımındaki korkunç adaletsizlik…
Asayiş sorunlarından hareket ederek, iki kesim arasında, hem de 1974’te gelenler de dahil olmak üzere husumete varan bir ayrışma olduğunu kanıtlamaya çalışmak objektiflik midir?
Ya da orada söylenenler, herkes için geçerli midir?
Bu ülkede Türkiye kökenli insanlar, bürokrasinin de siyasetin de devlet yönetiminin de en üst noktalarına geldiler. Birçok Türkiye kökenli bakan görev yaptı burada. Bunlardan hiç bahis yok.
Bir taraftan Türkiye’den gelenlerin sürekli aşağılandığı, itildiği, ötekileştirildiği söylemi, diğer taraftan da bu insanların suça meyilli oldukları imajı birlikte verilerek ne elde edilmeye çalışılmış. Buna bir de, Kıbrıslı Türklerin “Biz Yavruvatanız, Türkiye bize bakmak zorunda” dedikleri eklenmiş ki, Kıbrıslı Türklere yönelik eleştiriler tam olsun…
Bu bakış açısını, maksatsız, iyi niyetli, nesnel gazetecilik olarak görmek mümkün mü..?
Belli ki, belli bir hedefle hazırlanmış program… Hatta bu öyle açık ki, Dışişleri Bakanı Özdil Nami’ye de “Kıbrıslı Türkler, Türkiye’den gelenlere karşı neden mesafeli?” sorusu yöneltilmiş. Bakan Nami gayet güzel bir yanıt vermiş; “Her toplumun alışkanlıkları var. Yeni birileri gelince biraz şaşırmak normal. Türkiye’de de yoğun göç alan kentlerde benzer sorunlar olmuyor mu? Mesela Mersin’de oluyor. Bunlar çok abartılı durumlar değil. Ama hükümet olarak sosyal politikaları desteklemek ve geliştirmek bizim görevimiz” diyor.
Yine de program, Hacaloğlu’nun KKTC için “Cemaatlere bölünmüş bir laboratuvar” söylemiyle bitiyor.
Sadece bu değil tabii… Al Jazeera’nın çeşitli muhabirlerinin hazırladığı diğer on dosya arasında, Kıbrıs’ın başka başka sorunları da var. Doğal Gaz, Maraş, kayıplar, ekonomik durumlar, cumhurbaşkanlığı seçimleri, üniversiteler gibi…
Ancak tümüne baktığınızda, Kuzey Kıbrıs, birbirini kırmaya hazır bir sosyal ayrışma içinde, bir kumar cenneti olarak ortaya çıkıyor. Yaklaşan seçimlerden asla umut beklenmediği, Kıbrıs Türklerinin bir çıkmaz içinde olduğu vurgulanıyor, “Adadaki siyasi hava, insanların üzerine inmiş kara bir bulut gibi” ifadesi kullanılıyor…
Böyle bir zamanda, bu zorlamaya neden gerek görülmüş, onun değerlendirmesini de sizlere bırakıyorum…

YERİN KULAĞI VAR

40 YILDIR AYNI TERANE:
Ülke yönetiminde en uzun süre bulunmakla övünen Derviş Eroğlu’nun cumartesi akşamki tanıtım etkinliğinde ne söyleyeceği bayağı merak ediliyordu. Ama gördük ki, 40 yıldır söylediklerinden başka yeni bir şey söylemedi. Yine vatan, millet, egemenlik üzerine kurulmuş senaryonun ötesine geçemedi ne yazık ki. Bir taraftan “ben de çözüm istiyorum” diyeceksiniz, diğer taraftan bunun tam tersini söyleyeceksiniz…

YARIN GEÇ OLABİLİR:
Ülke Cumhurbaşkanı’nı seçmek için seçim startını verirken, sağlam durması gereken ve seçim sonuçlarını etkileyecek olan siyasi partilerdeki iç huzursuzluklar devam ediyor. CTP, DP-UG ve UBP… Kendi adaylarına veya destekledikleri adaylara yoğunlaşmak yerine, incir çekirdeğini doldurmayan sorunlarla uğraşıyorlar. Hepsine de tavsiyem, yarın çok geç olabilir…

DERNEKLER YASASI UYGULANMIYORDU Kİ:
Yeni bir Dernekler Yasası çıkarılması için Meclis’e tasarı gönderilmiş. Yeni tasarıyla, dünyaya uyum öngörülüyor. İşleyiş, üyelik, faaliyet koşulları düzenleniyor ve fesih, kapatma için de düzenlemeler yapılıyor. Gerekçede, yürürlükteki İngiliz döneminden kalan yasanın gelişmelerin uzağında olduğu vurgulanıyor. Üç yüz bin nüfuslu KKTC’de kayıtlı dernek sayısı 1875… Oysa bu beğenilmeyen yasanın da, ülkenin bir dernekler çöplüğü olmasını engelleyecek maddeleri vardı. Yani devletin yapacağı denetime ilişkin kurallar… Bunlar bile uygulanmış olsaydı, tabela dernekleri ortadan kalkar, etkin, katılımcı, demokratik derneklerin daha güçlü bir şekilde yaşaması sağlanabilirdi. Bir kez daha söyleyelim, var olanı uygulamadıktan sonra, modern olanını yapsanız ne yazar…

SİZ DAHA DÜŞÜNÜN:
Bizim hükümet elektrikte indirim konusunu hala daha tartışadursun, komşu bu gibi işleri şipşak hallediyor. Güney Kıbrıs’ta elektrik fiyatlarında yüzde 8 oranında yeni bir indirim yapılmış. Böylece fiyatlar son 2 ayda yüzde 15 oranında azalmış oldu. Demek ki istedikten sonra oluyormuş. Bizde ise hükümet ile Kıb-Tek sadece konuşuyor ve vatandaşla dalga geçmeye devam ediyor…

NE KADAR VERGİ ÖDEDİ:
Forbes Dergisi her yıl olduğu gibi dünyanın en zengin insanlarını listesini açıkladı. Listeye göre Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Suat Günsel, geçtiğimiz yıla göre 266 sıra gerileyerek, 1.1 milyar dolarlık serveti ile dünyanın en zengin 1638’inci zengini oldu. Allah artırsın, sağlık ve sıhhatle yesin inşallah. Ama merak ettim, dünyanın en zenginleri arasında yer alan Suat hoca, bu zenginliğine karşı kendi ülkesinde ne kadar vergi ödemiş diye. Normal bir bürokrattan fazla değil. Merak edenler de araştırıp öğrensin…

DEĞİŞİME HAZIR MIYIZ:
Son yılların moda söylemi “değişim” konusunda herkes hemfikir. Değişimi istiyor istemesine ama tek şartla, kendi çıkarlarına dokunmadan… Gerçek anlamda bir değişime hazırsak, bunun birilerinin çıkarlarını elleyeceğini de kabullenmek zorundayız. Sözde değil, özde bir değişim için hazır mıyız? Yoksa samimiyetinize kimse güvenmez…

ZİRVEDEKİLER
Bedri Çetiner: Kıbrıs Türk Profesör Dr. Bedri Çetiner, mühendislik dünyasında devrim olarak nitelenen, gelen sinyallere göre kendini değiştirebilen “akıllı anten” geliştirdi. Çetiner’in geliştirdiği “akıllı anten”, cep telefonları dahil anten kullanan tüm elektronik araçların çok daha verimli çalışmasını sağlayacak.

DİPTEKİLER
Toplumsal Çöküş: Dünkü gazetelerin haberlerine şöyle bir göz atın. “Hırsızlık yaparken yakalandı, evin balkon kapısına ateş edildi, park halindeki araç kundaklandı, suçüstü yakalandı, hırsızlık yapıp uyuşturucu aldı, azılı katil KKTC’de yakalandı…” Ve daha onlarcasını sayabilirim. Kavga etmekten, toplum olarak nereye gidiyoruz diye sormaya fırsat bulamıyoruz…