Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vermeyince mabut, neylesin sultan Mahmut?..

Bir telaştır gidiyor bugünlerde. Yılın sonuna geldik ya, hükümet maaş ve 13. maaş derdinin yanı sıra, üreticiye verdiği sözleri yerine getirmek için çırpınıyor.

Sendikalar ise önümüzdeki yıl hükümetten alabileceklerinin hesabını yapıyor. 2011 yılında hayata geçen “Göç Yasası” ile budanan memur maaşlarının yeniden düzenlenmesini, çalışma hayatına eşit işe eşit ücret sloganıyla denge getirilmesini savunuyor.
İyi güzel de, bunları yapabilmek için kaynağa, yani paraya ihtiyaç var. O da bugün için hükümetin kasasında yok… Sözün kısası hükümet can, çalışan para derdinde… Yani çalışan ne kadar haklıysa, hükümet de o kadar haklı. Bir orta yol bulmak, “ne şiş yansın, ne kebap” mantığıyla, iki tarafı da memnun edecek formülün birlikte bulunması gerekir… “Nereden bulursan bul ve ver” demekle de olmuyor, hakları budamakla da… Doğrudur, bir zamanlar Türkiye’deki çalışanın imrenerek baktığı o maaşlar artık yok. Hatta yeni yasa ile KKTC’deki memurun başlangıç maaşı, Türkiye’deki memur maaşının altına düştüğü de bir gerçek… Ancak, eğri oturup doğru konuşmak gerek. Herkes gibi ben de biliyorum ki, hükümetin elinde bırakın maaşları eşitlemeyi, çalışana enflasyon oranında artış verecek olanak dahi yok… Ve bir başka gerçek, 2011 yılından sonra işe girenler, hangi şartlarda ve ne kadar maaş alacaklarını bilerek girmemişler miydi? O gün sırf işe girebilmek için sesini çıkarmayan ve önlerine konan şartları kabul edenlerin, bugün bu kadar destek görmesini anlamakta inanın zorlanıyorum.
Özel sektörde çok daha yüksek maaşla çalışanların bile işlerinde ayrılıp, daha düşük maaşla, devlet kapısını tercih ettiklerini bilmeyen yok…
Herhalde akıllarında, nasıl olmasa bir gün, daha doğrusu bir seçim zamanı bu iş düzelir mantığıyla mı kabul etmişlerdi istidam edilmeyi. Hani haksız da sayılmazdılar. Yıllardır bunun birçok örneğini gördük, yaşadık. 13. maaş, erken emeklilik, peşin maaş ödemesi ve daha niceleri, hep seçim zamanlarında, sırf oy uğruna yapılmamış mıydı bu ülkede?.. Böyle gelmiş böyle gidecekti nasıl olmasa. Yıllarca gönderilen milyarlarca lira yardımlar, siyasiler tarafında har vurulup harman savrulmuş, sırf seçim kazanma uğruna, olmayacak imkanlar sunulmuştu… Dün hesapsızca harcanan, eşe dosta peşkeş çekilen kaynaklar, o şaşaalı günler yok artık. Bugün geldiğimiz noktanın sebebi kendimiz olduğunu kabullenmeliyiz.
2009 seçimlerini hatırlayın. Derviş Eroğlu’nun sendika ve sivil toplum örgütlerine verdiği o meşhur deklarasyondaki taahhütlerini… Sırf verilen bu sözler yüzünden UBP’yi tek başına iktidara kimler taşıdı?.. Denizin bittiği gerçeğini görmek zorundayız. Bugün para yok diye dövünmek yerine, neden olmadığını, nerede yanlış yaptığımızın özeleştirisini yapmalıyız. Ve oturup kendimize sormalıyız. Peki ama neden yok..? – – Yıllardır devlet kaynakları çarçur edildiği için yok… -Gerek Türkiye’den gelen para, gerekse kendi gelirlerimiz rasyonel olmayan bir biçimde harcandığı için yok… – Üretimi teşvik edecek yatırımlara kaynak ayırmak yerine, kamudaki kambur, seçimler-geçimler denilerek ha bire arttırıldığı için yok… – Partizanlık, adam kayırmacılık sebepleriyle, gelirleri arttıracak vergi adaleti sağlanmadığı, aksine denetimsizlikle bozulduğu için yok… İşte bu yokluğun, bu acizliğin suçu da, bugüne kadar iktidar olanların tümünün. KKTC yıllar yılı bir dipsiz kuyu olmuş. İçine atılan yok olmuş. Birinin diğerinden farkı yok…

YERİN KULAĞI VAR
YANLIŞ HESAP: Hayat Pahalılığı’nın askıya alınması olayı, hükümetin bunu Meclis’ten geçirmek yerine, kanun hükmünde kararname ile düzenlemesi bakımından da yasa dışı bulundu. Doğrudur. KHK’nin 90 günlük ömrü var, sonra yine Meclis’e gitme zorunluluğu bulunuyor. Bugün çoğunluğu sağlayamayacağı endişesini taşıyan hükümetin, günü kurtarmaya çalıştığı anlaşılıyor. Anlaşılan, birçok bakımdan yasa dışı bu karar, yine Bağdat’tan dönecek…

ÖRGÜTLER ÇEŞİT ÇEŞİT: Memlekette narenciyeciler bile bin parça. Adı “Kıbrıs Türk”le başlayan örgüt, ürün bedellerinin ödenmediği gerekçesiyle eylem kararı alırken, adı “Kuzey Kıbrıs”la başlayan örgüt ise, hükümetin sözünü tutacağı inancıyla eyleme katılmıyor. Ne demokrasi ama… Üretici örgütleri bile siyaset kazanında parça parça olduktan sonra, hak arayanların işi zor, hükümetlerin işi çok kolay…

KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME: Hatırlayacaksınız, İrsen Küçük döneminde o günün muhalefeti, bugünün iktidarı CTP ve DP, kanun hükmünde kararnameler konusunda İrsen beye demediklerini bırakmazlardı. Bugün ise, dün eşleştirdikleri uygulamayı kendileri yapıyor. Hem de Küçük hükümetinin yaptıklarını aratırcasına. Peki ama Meclis ne işe yarar. Demirel boşuna dememişti, “dün dündür, bugün bugündür” diye…
NE KONUŞACAKLAR: Her yeni öncesi yıl olduğu gibi bu yıl da sendikalar ile hükümet bir araya geliyor. Maliye Bakanı Mungan sendikalarla, temsil ettikleri çalışanlar adına talep edeceklerini ve görüşlerini almak üzere 30 Aralık’ta buluşma çağrısı yaptı. HP kalktı, hazinede para yok. Peki ama bu şartlarda hükümet ile sendikalar neyin pazarlığını yapacak. Yoksa kahveleri içip birbirlerine “iyi yıllar” mı dileyecekler…
BİN PİŞMAN OLUYOR: Kamu Hizmeti Komisyonu yıllardır hep eleştirilerin hedef noktası oldu. Dün bir okurum aradı ve KHK’nın müracaata bölümüne başvuranların, oradaki bir çalışan tarafından olmadık hakaretlere uğradığını iddia etti. İnsanlar bilgi almak için gittiklerine gideceklerine bin pişman oluyorlarmış. İsmi bizde olan bu kişiden sadece müracaat edenler değil, oradaki çalışanlar da el aman çekiyormuş…
SADECE YÜZDE İKİ BUÇUKMUŞ: Hayat Pahalılığı’nın kaldırılması, hesaplanmasındaki tuhaflığı unutturdu. Deniyor ki, bir yılda hayat yüzde 2,5 pahalılanmış, çarpmışlar, bölmüşler, herkese 149 lira düşecekmiş. Ama ben bir cebimdeki paraya, bir de çarşıdaki fiyatlara bakıyorum, hayat neredeyse bir yılda yüzde 30 zamlandı. Bunun da aynı kararlılıkla sorgulanması gerekmez mi?

ZİRVEDEKLER
Göksel Saydam: “Ekonomist Göksel Saydam, Kıbrıs Postası’nda güzel söylemiş; “İyi alıştılar… Bu ülkede yasa gücünde kararname çıkarmak çocuk oyuncağı oldu… Savcılık mı, Anayasa Mahkemesi mi bilmem ama birileri yasa gücünde kararname çıkarmaya sınırlama getirmeli! İyi alıştılar… Yasa gücünde kararname ile vergi affı, sigorta affı çıkarıyorlar, Hayat Pahalılığı ödeneği kaldırıyorlar.” Gerçekten de, vergi affına karşılık, HP’nin ellenmesi. Ne adalet ama…

DİPTEKİLER
Öncelikler: Mesele halkın refahı, ülkenin kalkınmasıysa, hükümetler yasaların emrettiği yönde çalışacak. Günü kurtarıp, bütçeye acele gelir sağlama adına çıkarılan afla kaybedilen milyonlar, halka verdiği rahatsızlığa rağmen, vergi geliri yüzünden yaşamasına izin verilen bet ofislerin denetimsizliği ve alınamayan vergiler, kaçak ekonomi, kaçak iş adamları… Sonra da “refah arttırma” adı altında, birinin hakkını diğerine üleştirme. Bunun 13. maaşları ödemek için havalimanını alelacele özelleştirmekten hiçbir farkı yok. Hatta daha da tehlikeli…

FOTO GÜNDEM…

LTB, su taşkınları nedeni ile sıkıntı yaşanan bölgelerde çalışma yapmaya devam ediyor