Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eşit HP adalet mi..?

2011 sonrası işe alınanların maaşlarını yükseltmek için hükümetin bulduğu formül, hayat pahalılığı ödeneğinin, bareme göre değil, eşit bir şekilde dağıtılması…
İlk bakışta kulağa hoş geliyor tabii. Ancak cesurca konuşmak, doğruyu söylemek kimsenin aklına gelmiyor.
Böyle bir uygulama, adil değil.
Bir kere, Kamu Görevlileri Yasası’nın şöyle ilk bakışta, hem 17, hem de 25. maddesi bu uygulamaya engel.
O yasalar zamanında uzun uzun düşünülerek yapılmış yasalar.
Öncelikle Yasa’nın ruhu “liyakat”a dayalı. Haklar ve ödevler buna dayandırılmış ve güvence altına alınmış… Bir hiyerarşi kurulmuş. 
Başbakan da  Yasa’nın bu uygulamaya izin vermediğinin farkında ki, düzenleme yapılacağını söylüyor. Peki, eğri oturalım, doğru konuşalım; bunun 2011’de maaşları yarı yarıya düşüren hükmü karakuşi düzenlemeden ne farkı var?
Günübirlik sorunların üstesinden gelmek adına, orasından burasından yasaları ellemek, hakları geriletmek…
Yarın birileri çıkar yapılacak değişikliği dava ederlerse, bu da Tatar’ın emeklilerden vergi kesmesi gibi, geri dönmeyecek mi?
Sadece bu değil, devletin yaptığı bir hatanın vebali, böylece devlete yıllarını vermiş, liyakatla belli bir maaşa hak kazanmış olanların haklarını ellerinden almak anlamına geliyor.
Yeni girenle, 18 yıl, 20 yıl, 30 yıl çalışan, testiyi dolu götürenle boş götüren aynı tutulabilir mi?
Eşit işe eşit ücret demesinler  sakın. Bu ilke, bir işe yeni başlayan ya da aday olan için geçerlidir. Onların arasında eğer bir bir fark olursa, o zaman yasa ihlali, kural ihlali, eşitlik ihlali olur.
Nitekim, şimdi “Göç Yasası dedikleri yasa için dava açıldığında, Anayasa Mahkemesi davayı görüşmeyi bu yüzden reddetmemiş miydi?
Yapılması düşünülen uygulama, bence tam bir popülizm.
Bir kere demokratik değil.
Yani şimdi bunca yıldan sonra, Geçici Türk Yönetimi’ne mi döndük? E, o zaman herkese 40 KL maaş verin bari, olsun bitsin.
Göç Yasası’na karşı eylemler yapan sendikalar, diğer binlerce çalışanın haklarını iki satırlık yasa değişikliği ile ellerinden alan bu uygulamaya nasıl ‘evet’ diyecekler, ben de bunu anlamıyorum.
Bir kere maaş düzenlemesi, bir kaynak gerektiriyor. Bu hükümetin elinde de o kaynak yok. Her fırsatta “Türkiye, ne seni, ne paranı” diyenler, bir kez daha hükümete dönüp, “Nereden bulursan bul” mu diyecekler?
Yoksa, zaten on yıldır reel bir artış almayan, hayat standardı yarı yarıya düşen kamu çalışanlarının alım gücünün  daha da erimesi pahasına, hükümetin düşündüğünü yapmasını mı tercih edecekler.
Yani toplumsal dengeyi de, ekonomik dengeyi de allak bullak edecek bir uygulamayı…
Unutulmasın ki; kamu görevlisi de, çarşı da, bugüne kadar döviz krizlerine ve diğer ekonomik krizlere direnebildiyse, maaşlarıyla ilgili bu maddelere dayanarak direnebildi.
Birilerine ek menfaat sağlamak adına, başkalarının haklarına el uzatmak adalet mi oluyor şimdi?
Sadece bunu sormak istiyorum… 

 

YERİN KULAĞI VAR
EZİDİ MİYDİLER:
Biz Girne açıklarındaki gemiden çıkanları kısaca, “Suriyeli göçmenler” olarak niteledik. Ancak detaylarından haberimiz olmadı. Oysa “Ezidi Press” Haber Ajansı, bu kişilerin “Ezidi” olduğunu yazdı ve KKTC tv’lerindeki yayınları twitter üzerinden dünyaya duyurdu. Malum Ezidiler, Hristiyanlara göre Müslüman, Müslümanlara göre de Hristiyan olarak nitelenen bir halk. Türkiye’ye göç eden Suriyelilerin önemli bir bölümünü de bu grup oluşturuyor…

CTP’DEN GÖVDE GÖSTERİSİ:
Cumartesi günü Arasta CTP’lilerle doldu. Cumhurbaşkan adayı Sibel Siber ile birlikte, Başbakan, Bakanlar, ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat yanı sıra, “bıyıklı- bıyıksız” tüm vekillerin, Arasta’daki birlik ve beraberliği güzel bir kare oluşturdu. Vatandaştan da ilgi gören bu birliktelik, seçimler öncesi partililere de önemli bir mesaj veriyordu…

BAKARSAN BAĞ, BAKMAZSAN DAĞ OLUR:
Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Ali Alioğlu, narenciye üretiminin 260 bin tondan 100 bin tona düştüğünü söyledi. İyi de suçu biraz da kendilerinde aramaları gerek. Kısa yoldan kazanmak için bahçeleri arsa yapıp satan, ağaçları gençleştirmek için elini kıpırdatmayıp, “ne verirse kar” diyen üreticilerin hiç mi suçu yok..?

ÖYLE VEYA BÖYLE ÖDEYECEK:
Gazeteci Züleyha Karaman Halkın Sesi’ndeki köşe yazısında, “Herkes devletten iş ve para bekliyor. Devletin bütçesi denk gibi gözükse de, kamunun elindeki nakit ile 13.maaşın Aralık ayı sonunda ödenmesi mümkün gözükmüyor” diye yazdı. Aslında her yıl bu zamanlar aynı tartışma moda oldu. Züleyha’nın gerekçeleri haklı olabilir ancak, 13. maaşları ödeyemeyen bir hükümet, o koltuklarda bir gün dahi duramaz. Siyasiler de bunu bildiğinden, ne yapıp edip o maaşı ödeyecekler, kimse merak etmesin…  

UFAK DOKUNUŞLAR:
Sürekli yazıyor ve söylüyoruz, vatandaş büyük projelerin peşinde değil diye. Tek istedikleri günlük hayatlarını etkileyecek ufak dokunuşlar. CTP milletvekili Asım Akansoy da her yerde ciddi sorunlar olduğuna dikkat çekerek, “vatandaşın, günlük hayatlarına temas edilmesini ve iyileştirilmesini istediği” değerlendirmesinde bulundu ve güzel sözlerin karın doyurmadığına dikkat çekti… 

O HALI SANA AĞIR GELİR:
Rum Yönetimi eski Başkanı Hristofyas, “Hedefimiz, Türkiye’nin ayağının altındaki halıyı çekmektir” değerlendirmesinde bulunmuş. Aman halıyı çekeceğim derken senin ayağının altındaki halı da kaymasın. Çünkü Türkiye’nin ayağının altındaki halıyı çekmeye senin gücün yetmez…

ZİRVEDEKİLER
KKTC Hükümeti: Hükümeti sürekli eleşetiriyoruz belki ama, hafta sonu yaşadığımız mülteci sığınmacılar konusunda başarılı bir performans sergilediğini de görmezden gelemeyiz. Kısa sürede ikiyüzü aşkın mülteciye barınak, iaşe ve sağlık önlemleri alma konusunda süratle organize olan hükümeti kutlamak gerek. Gerçekten de, 24 saat içerisinde hiçbir olumsuzluk yaşanmadan, sorunun olaysız bir şekilde atlatılması önemliydi, emeği geçenlere teşekkürler…

DİPTEKİLER
Cemal Erdoğan: Esentepe Belediye Başkanı… Son birkaç gündür hakkında o kadar çok iddia var ki, insanın inanası gelmiyor.  Adam Belediye Başkanı değil, resmen voyvoda, önüne gelene demediğini bırakmıyor. Dedik ya okuduklarımız sadece iddia ancak, kendisinin de hakkındaki bu suçlamalara yanıt vermemesi insanın aklına “sükut ikrardan gelir” sözünü hatırlatıyor. İddilar doğruysa, İçişleri Bakanı olaya el koymalı ve gereğini yapmalı…