Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

4, 6’dan büyüktür!..

Hükümetin küçük ortağı, biraz da yasaların kendine verdiği yetki ile devlet imkanlarını kendisi ve yandaşları için tepe tepe kullanırken; yasal bir engel olmasa bile, etik olarak yanlış olan atamaları, toplumsal tepkilere rağmen yapabiliyorsa;

Üçlü kararname ataması olmayan ama, direkt bakan tarafından “müsteşarlık” payesini kullanan kişilerle ilgili, “Size ne, parasını parti ödüyor” gibi popülist açıklamalar yapıyor, resmen atanmamış bir kişi devletin resmi evraklarına imza atabiliyorsa; istediği atamaya engel olan Yönetim Kurulu üyelerini görevden alıp, oraya her dediğine “evet” diyecek kişileri atayıp, istediğini yapabiliyorsa,
“KTHY yeniden uçacak, Ercan ihalesi iptal edilecek, Bet Ofisler kapatılacak” deyip de bunların hiçbirini hayata geçiremiyorsa; canı istediğinde bırakın Başbakanı, Cumhurbaşkanına bile bilgi verme gereği duymadan, istediği bakanı görevden alıp, başkalarını atayabiliyorsa; ve de hükümetin büyük ortağı ve başbakanlık görevini yürüten sayın Yorgancıoğlu ve partisi tüm bu yaşananların hesabını sormak yerine, “sin da gulle geçsin…, yeter ki benim koltuğuma dokunmasın da ne isterse yapsın” mantığıyla hareket ediyorsa, bu hükümetten kim olumlu bir icraat bekleyebilir ki..?
Devletin her kurumu sapır sapır dökülüyor. Gazete manşetlerini hırsızlık, cinayet, tecavüz ve uyuşturucu olayları dolduruyor… Neredeyse her gün bir devlet dairesinde yaşanan yolsuzluk iddialarını okuyoruz. Devlet adabı, disiplin, hiyerarşi kalmamış. Bırakın bakanlıkları, her daire kendi başına bir devlet olmuş, herkes kafasına göre takılıyor. Nasıl olmasa ne arayan, ne hesap soran var…
Ülkeyi yönetecek, toplumsal uzlaşı ve barışı sağlayacak, yanlışlıklara ‘dur’ diyecek olanlar ise kendi parti içi ve koltuk kavgalarından fırsat bulamıyorlar…
Haklarını da yemeyelim. Arada bir çıkıp bu ülke için yaptıkları “devrim” niteliğindeki icraatlarını anlatıyorlar. Örneğin Sayın Başbakan veya Sayın İçişleri Bakanı, hatta Sağlık Bakanı… Başbakan teşvikler konusunda yapacakları “devrimlerin” nasıl yapılacağından örnekler verirken, İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay ise vatandaşlık konusunda, “devrim” niteliğindeki değişiklikleri anlatıyor. Sağlık Bakanı Ahmet Gülle’nin “devrimlerini” ise anlatmaya gerek yok, kazara hasta olup da yolu hastaneye düşen herkes yakından biliyor…
Kamu Reformu, üçlü kararnameler, Seçim ve Halk Oylaması, Siyasi Partiler Yasası ve sayabileceğim onlarcası. 100 gün değil bir yılı geçti o koltuğa oturalı.
İcraat yok ama bahane çok.
Şimdi kalkmış, bir yılda yapmadıklarınız için toplumdan özür dileyeceğinize, “biz 5 yıl için seçildik, bu süre içerisinde tüm sözlerimizi yerine getireceğiz” diyorsunuz. Unutmayın ki bir yılda yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatıdır…
Ve iktidarınız döneminde bir şey daha öğrendik. O da, 4’ün 6’dan büyük olduğunu…
Yapacağınızı söylediğiniz devrimlerle oyalana durun siz. Ortağınız, “devrimlerin kellerinizi yiyeceği günü” sabırsızlıkla bekliyor…
Bu gidişle de çok bekleyecek gibi görünmüyor…

YERİN KULAĞI VAR
NASIL BAŞBAKAN OLACAK: DP eski Genel Sekreteri Bengü Şonya’nın, “DP başkanının yabancı güçlerle işbirliği içerisine girerek kısa yoldan başbakanlık rüyası ile kendi partisini pazarlaması sonucu, üstü kapalı bir tasfiye ile karşı karşıya kaldığımız kamuoyunun malumudur” iddiaları, DP içerisinde yeni bir krizin başlangıcı olarak algılandı. Ancak “kısa yoldan başbakanlık rüyasını” pek anlayamadım. Serdar Bey, 11 vekille nasıl o koltuğa oturacak merak ediyorum. Tek alternatif, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Eroğlu’na vereceği destek karşılığı, UBP ile kurulacak bir koalisyon için, bu sözün kendisine Derviş Bey tarafından verilmesi olur. Ama UBP bu işe ne der onu bilemem…
ERK NE YAPIYOR: CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk’in önce ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a sarf ettiği, “haddini aştı” sözleri, ardından Türkiye Başbakanı Davutoğlu’na yönelik, “neyi görüşeceğimize biz karar veririz” tepkisi kafalarda soru işaretleri yarattı. Partide krizler sürerken, hükümette istenen başarı sağlanamamışken, bir de önlerinde Cumhurbaşkanlığı seçimleri dururken, Erk’in bu açıklamaları kime yarayacak acaba, hiç düşündü mü? CTP yaramayacağı kesin…

ASKERLİK KISALIR AMA: TDP Milletvekili Zeki Çeler askerliğin 5 ay kısaltılmasının mümkün olduğunu, bunun için de sigaraya, alkole, benzine zam yapılması gerektiğini iddia ediyor. Yani hayatı pahalılaştırarak gençlerin daha az askerlik yapmasını sağlamamızı öneriyor. Yani Çeler’e göre, birilerinin mutluluğu için, ellerini tüm toplumun cebine atacaklar. Çeler milletvekili olunca, insanların ay sonunu nasıl getirdiklerini, binlerce kişinin açlık sınırında olduğunu hemen unutmuş…

BİRİNDEN ALIP, DİĞERİNE VERMEK: Göç Yasası denilen, kamuda maaşların düşürülmesi meselesiyle ilgili olarak, hükümetin CTP kanadı, şu anda üstü kapalı şekilde bir şeyler söylüyor. Başbakan “Mevcut olanaklarla” ifadesini kullanıyor ve alt baremlere ek hayat pahalılığı artışından söz ediyor. CTP’ye yakın kaynaklar da benzer söylemler kullanmaktalar. Daha geçenlerde alt baremler de HP almadılar mı? Bunun anlamı, birilerinden alıp, diğerlerine vermek mi? Başkalarının yasal haklarına müdahale edince, yaptıkları adil mi olacak..?

DPUG DARMADAĞIN: Cumhurbaşkanlığı seçimlerine daha altı aylık bir süre olmasına rağmen özellikle sağ partilerdeki bilinmezlik sürüyor. Hükümet ortağı DPUG Genel Sekreteri ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy’un Eroğlu’na destek vereceği açıklaması partiyi birbirine kattı. Partinin UG kanadına mensup vekillerin “her şartta Eroğlu” açıklamaları, partideki DP kanadından tepki gördü. Bilindiği gibi UBP içerisinde de bir gurup, Eroğlu’nun desteklenmesine sıcak bakmıyor…

CAMERON HABERİ İLGİNÇ: Rumların halihazırda doğal gaz aradıkları ve tek yanlı ilan ettikleri “Münhasır Ekonomik Bölge”yi tanıyanların başında İngiltere geliyordu. Şimdi Başbakan David Cameron’un geçtiğimiz hafta Brüksel’de Avrupa Konseyi toplantılarında “Kıbrıs sorunu çözülmeden Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi olur mu?” dediği iddia ediliyor. Rum basını, Washington’un da aynı görüşte olduğunu savunuyor. Türkiye ile birlikte biraz daha toparlanmış hareket edebilsek, bir şeyler olacak ama ah bu dağınıklık…

 

ZİRVEDEKİLER
Yağmurun Bereketi: Türkiye’den suyun geleceği Dragon çayındaki kuruma nedeniyle Alaköprü Barajı’nın su tutmadığı açıklanmıştı. Biz de dertlenmiştik. Son gelen haberlere göre Manavgat’ta metrekareye 335 kg yağış düşmüş. Eğer boruların montajı tamamlanırsa, baharda kavuşacak bir suyumuz var demektir…

DİPTEKİLER
Uyuşturucu Cenneti Kıbrıs: Güney’de bir operasyonda 23 kilo Hint keneviri yakalanıyor. Bizde bir anda yarım kilo erin, yüzlerce uyuşturucu hap. Baronlar ortada yok, herhalde uluslararası çalışıyorlar, sadece maşalar yakalanıyor. Kıbrıs’ın iki tarafı da esrarkeş olmuş. Adanın huzura kavuşmasını daha çok bekleyeceğiz sanırım. En azından diyorum, hiç olmazsa uyuşturucu konusunda Kuzey’le Güney iş birliği yapsa… Felaket daha ne kadar görmezden geleceğiz…