Bayramda birçok kişinin aksine, kendi ülkemde kalarak hem ailemle birlikte olmayı, hem de uzun süredir özlemini çektiğim yerleri görmeyi seçtim. İyi de etmişim. Kavurucu sıcakların, yerini daha serin ve yaşanabilir bir havaya terk ettiği ülkeyi gezmek için uygun bir zaman…
Tatlısu, Kaplıca ve neredeyse ülke dışına çıkmayan tüm Lefkoşalıların akın ettiği Karpaz, gezi turumuzun son durağı oldu. İnanılmaz bir sahil şeridi, deniz ve dağın kucaklaştığı “kaymak” gibi bir yol ve bunaltmayan bir hava…
Karpaz Gate Marina… Üçüncü gidişim, her gidişimde bir öncekinden daha fazla hayran kaldığım, muhteşem bir yer. İsrailli bir işadamının ülkemize kazandırdığı, gurur duyabileceğimiz, tam anlamıyla Avrupai bir tesis… Uzun süre, memur olarak kimi gönderecekleri sorun olunca, gümrük işlemleri yapılmamış, gelen yabancılar canından bezdirilmişti. Bu gidişimde gördüm ki, en azından bir gümrük, bir de polis memuru oraya gelen yatlara hizmet veriyor. Adeta burada da bir devlet olduğunu hatırlatırcasına…
İnsan bir an sorunlar yumağı haline gelmiş KKTC’de olduğunu unutuyor, etraf cıvıl cıvıl, verilen hizmet birinci sınıf. İnsana değer veren, ödediğiniz paranın hakkını aldığınıza inandıran bir servis ve daha niceleri. Keşke bir değil on tane İsrailli veya hangi ülkeden olursa yatırımcılar böylesine yatırımlara imza atabilse…
Ve Lefkoşalı yazdan kalan bir havadan, Lefkoşa’nın o sıkıcı havasından uzaklaşmak, her şeye rağmen hala daha bakirliğini koruyan Karpaz’ın doğal güzelliklerini kucaklamak için adeta oraya akın etmişti. Lefkoşa’da bayramlaştığımdan çok dostumu orada görmek, Karpaz konusundaki hassasiyetimizin ne kadar doğru olduğunun en somut örneğiydi…
Dostlar, tandık simalar ve doğal olarak siyasi yüzler. Herkesle selamlaşıp iyi bayramlar dileklerimizi iletiyoruz. Akdeniz’in mavisine karşı keyifle yudumlanan kahveler ve gururla seyre daldığımız Marina’daki yatlar…
Genç ve umut vaat eden, ara seçimlerde sürpriz bir oyla sandıktan çıkan, ben dahil herkesin çok şey beklediği siyasetçiyi görüyor ve selamlaşıyoruz. İyi bayramlar muhabbetinin hemen ardından, kendisiyle ilgili bir “uyarımızı” hatırlatıp, “yanlış” bilgi edindiğimizi iddia ediyor. Hatta daha da ileriye gidip, “herkesten teşekkür alırken, senden eleştiri almayı kabul etmiyorum ve yanlış olduğunda ısrar ediyorum” yollu çıkış yapıyor. Cevaben, “Keşke o görüntüleri çekip sana gösterebilseydim” demekle yetiniyorum. Ve gittikten sonra biraz üzgün arkasından bakıyorum. “Benim gibi birçok kişinin oyunu verip, o makama layık gördüğü genç bu olamaz” diyorum kendi kendime…
Ve sadece uyardığım mesajımın bir üstünde onu, yaptığı bir icraattan dolayı göklere çıkardığımı görmezden gelerek. Ülkemizde siyasetin geldiği noktayı yazdığımızda, bizi eleştirenlere bir kez daha, “Siyaset sizler gibilerin yüzünden kirlendi” diyorum. Övgüyü doğal hakları olarak gören ama en ufak bir eleştiriyi kendilerine yapılmış bir hakaret addederek sinirlenen, kaşarlanmış bir siyasetçi olsa gülüp geçerdim ama, genç ve saygı duyduğum, ilerisi için çok daha güzel yerleri hak ettiğine inandığım bir siyasetçinin, bu tavırlarına üzülmedim dersem, yalan söylemiş olurum…
O güzel günde ufak bir “aksaklık” olarak gördüğüm bu anın, günümü mahvetmesine izin vermeden, biraz da “Hak ettiğinden fazla değer vermişiz” deyip, o güzelliğin keyfini çıkarmaya devam ettim. Hep diyoruz ya, biz adam olmayız diye. Biz adam olmayı, eleştiriyi de övgü kadar kabullendiğimiz gün öğreneceğiz…
Ve rahmetli anneannem, “Birisinin gerçek yüzünü görmek istiyorsan, ona mevki ve makam vereceksin” derdi. Ne kadar doğru söylemiş, mevki ve makamın değiştirmediği çok az insanımız kaldı ne yazık ki. O azınlığa sevgi ve salamlarımla…
YERİN KULAĞI VAR
EROĞLU’NUN ZOR KARARI: Adaylık için kasım ayını işaret eden Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu için zor olan adaylık değil, partili mi, yoksa bağımsız aday mı olacağıdır. İddiaya göre bağımsız aday çıkması halinde, özellikle UBP kanadının büyük bir kesiminden oy alamayacağı yönünde kaygıları var. UBP adayı olursa, bu kez de DP kanadını kaybetme riski var. O nedenle Sayın Eroğlu boşuna kasım ayını hedef göstermedi. Bugünlerde sarayda hesap kitaplar, bu alternatifler üzerine yapılıyor. Süreç, en az zararla nasıl atlatılır, formül aranıyor…
TATİL BİTTİ, SİYASET SAHNEDE: Uzun tatil süresince pek konuşmayan siyasiler, suskunluklarını bozmaya ve gündem oluşturmaya devam ediyor. Genel Sekreter Hasan Taçoy’un, “bu hükümete güvenoyu vermezdim” açıklamasından sonra bu kez de DP-UG Milletvekili Hakan Dinçyürek, “Hükümet bir kamburla başladı. Bana göre hükümettin temel bir problemi var. Bu problem iktidar ortakları arasındaki iletişim problemidir” değerlendirmesinde bulundu. Görünen o ki küçük ortak da, Serdar Denktaş dışında mevcut hükümetten memnun olan yok gibi…
KARPAZ’IN DERDİ, SOSYAL ADALETSİZLİK: Karpaz’a gitmişken, insanlarla da konuştuk tabii. Gerek Türkiye kökenliler olsun, gerekse yerliler, sorunların başında sosyal adaletsizliği, unutulmuşluklarını sayıyorlar. “Devletin eli buraya uzanamıyor, sadece seçimlerde akıllarına geliyoruz” diyorlar. Ha bir de, her iki taraftan gelen, “Türkiyelilik-Kıbrıslılık” söylemlerine deli oluyorlar.
HANİ DE VATANDAŞLAR MEMNUNDU: LTB Başkanı Mehmet Harmancı, bayramda Lefkoşa Mezarlığı’nın temiz olmadığı yönündeki mesajımıza tepki göstererek, “Bizzat ben kontrol ettim, mezarlık temizdi. Hatta birçok vatandaş arayıp, teşekkür etti” demişti. Ancak sadece benim köşemde değil, başka gazeteler de de mezarlığın temizlenmediği yönünde çıkan haberlere Harmancı ne diyecek, merak ediyorum…
GABBARA BAK SEN: Yozgat’ın Akmağdeni, Anadolu’nun bozkırı. Bu yıl bir Akdeniz bitkisi olan gabbar üretimine başlamışlar, 5 milyon dolarlık ihracat yapmışlar. Buğdayın kilosu 60 kuruşken, gabbar 2 dolarmış. Gıdadan, kozmetiğe kadar kullanılan değerli bir bitki. Bizde, iklimin de müsait olmasıyla, kendi kendine yetişebiliyor. Çok fazla su istediği yok, bakımı yok… Ama biz turşu yapmaktan ötesini hiç düşünmeyiz. Sadece arpa eker, kuraklık parası diye ağlamayı biliriz, o kadar.
EN ÇOK DENKTAŞ YORULDU: Bu bayram en çok yorulan siyasilerin başında hiç kuşkusuz Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş geldi. Diğer bakanlar sadece kendi personelinin bayramını kutlarken, Denktaş kendine bağlı bakanlıkların personelini kutlarken, oldukça yorulmuş olmalı. Yüzlerce personelin elini sıkmak, iyi bayramlar dileğinde bulunmak kolay olmasa gerek…
ZİRVEDEKİLER
Dr. Hüsnü Mahalli: Orta Doğu uzmanı, yılların BBC bölge temsilcisi Dr. Hüsnü Mahalli, “Kıbrıs, üsler var olduğu sürece Batı’nın hesap-kitap defterinde bir virgül olmayı sürdürecek… Bu nedenle Kıbrıs’ta çözüm noktası da konmayacak, konamayacak” dedi… Tam 50 yıldır bu soruna virgül değil, noktayı koyacak birilerini bekledi bu ada halkı…
DİPTEKİLER
Rum Yönetimi: Rum Hükümeti, Türkiye’nin Kıbrıs Adası’nın güneyinde seyrüsefer yapacağını açıklamasının ardından, “kapıları kapatma, görüşmeleri durdurma” gibi yollara başvuracakmış. Resmen şantaj. Yaptığını farz edelim. Bu kimi etkiler, Türkiye’yi mi? Hiç değil. Başta kendini, sonra da bir miktar Kıbrıs Türkü’nü. Yine sapla samanı karıştırmışlar. Attığı taş, ürküttüğü kurbağaya değmez.
































