Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Asrın projesini bile berhava edebilecek güçteyiz…

Dün CTP milletvekili Birikim Özgür’ün su konusunda bir değerlendirmesi vardı. Hatta bazı basın organları bunu CTP’nin görüşü olarak da yansıttılar.
Birikim Özgür, gayet idealist bir yaklaşımla, yapılması gerekenleri sıralıyordu. Suyun giderlerini, suyun gelirlerinin karşılayacağı bir planlamadan söz ediyor, kimsenin mağdur olmamasına, maliyetin yükselmemesine çalışılacağını vurguluyordu. Bu arada su idaremizin de teknolojiye uygun olarak yeniden yapılandırılacağını belirtiyordu.
Hepsi güzeldi. Güzeldi ama şunun şurasında ne kaldı ki? Bu çalışmaların çoktandır yapılıyor olması gerekirdi. Hatta tamamlanmış olmalıydı.
Nitekim yine CTP’nin Genel Sekreteri Kutlay Erk, Özgür’den bir gün önce Türkiye’den gelecek olan suyun nerede ve nasıl kullanılacağı konusunda herhangi bir çalışmanın yapılmadığını, yönetiminin devlette mi, özel sektörde mi olduğunun ise hala belli olmadığını savunuyordu.  Suyun yüzde 50’sini turizm ve tarım sektörlerinin kullanacağını, ancak ne tür tarımda kullanılacağının da belli olmadığını söylüyordu. Erk her maddeyle ilgili olarak “Bu konuda bir çalışma yok” diye gayet net konuşuyordu. Hatta “fizibilete” çalışması dahi yapılmadığını ifade diyordu. Basın Erk’in sözlerini de “İtiraf” olarak değerlendirdi…
Oysa projenin başladığı günden bugüne o kadar çok çalışma yapıldı ki. Su forumları yapıldı, hem burada, hem Türkiye’de. Çukurova Üniversitesi “KKTC’de Modern Sulama Yöntemlerinin Kullanımına Uygun Arazi Varlığının ve Bitki Deseninin Tespiti” projesini yürüttü. DSİ uzmanları, neyin ekilebileceğini ortaya koydu. Yapılan çalıştayların haddi hesabı yok. Bunların sonucunda, önemli bir bilgi birikimi ortaya çıktı. Durum, ihtiyaçlar ve riskler tespit edildi. Yapılması gerekenler not edildi.
Ama anlaşılan, bunca çaba, emek orada durdu, uygulamaya konmadı. Her şey belli, ama kim, nasıl, o belli değil…
Hepsinden önemlisi, suyun yönetiminin nasıl olacağını belirleyecek olan “Entegre Su Yönetimi Yasası” çalışması yapıldı. Nedense o da çıkamadı.
Olaya siyasi açıdan bakmak, iktidar partisinin genel sekreteri ile bir milletvekilinin birbiriyle çelişen sözlerine dikkat çekmek kolay. Buradan pek çok haber yorum çıkartmak mümkün.
Ama ya kapımızın önüne kadar gelen su ne olacak?
Yıllar yılı tarım bakanlığı yapmış, konunun uzmanı olan bir Başbakan’ın zamanında dahi iş savsaklanmış, sonuçlandırılmamış. Tam bir yıldır görevde olan hükümetin de ondan farkı yok.
Erk’in söyledikleri aslında gerçeği yansıtıyor. 
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı daha geçen ay Yenidüzen’e verdiği mülakatta, “Suyun dağıtım kararı hükümetin işi… Yasamız hazır, yönetimi konusundaki son noktayı koyduğumuz an, yasayı da geçireceğiz” diyordu.
Hala yok. Acaba diyorum, yine ideolojik saplantılar mı engel. Baksanıza, DSİ’nin önerisi özelleştirme.
Ne isterse olsun. Bu su projesi öyle bir proje ki, dünyada örneği yok. Bugüne kadar harcanan paranın da haddi hesabı yok.
Ama ne var ki, beceremiyoruz…
Yönetemiyoruz…
Koordine edemiyoruz…
İnisiyatif kullanamıyoruz…
Kabaca 1 milyar lira harcanan, belki de adanın kurtuluşu olacak bir proje bile, kaderi bizim elimize kaldığı anda başarısız oluyor.
Teknik sorunları, en ileri teknolojiler kullanılarak aşıldı, birden fazla köy boşaltıldı, 619 mezar taşındı. Bize düşen sadece üç kuruşluk yönetim becerisiydi. Maalesef koca projenin verimliliği, yönetmeyi beceremediğimiz için berhava olmak üzere.
Aynen 40 yıldır tükettiklerimiz gibi…

 

YERİN  KULAĞI  VAR      
CAS İŞİ KÖRDÜĞÜM:

Ercan’da CAS dışındaki tek yer hizmetleri şirketi olan İstanbul Handling açıkladı; “Bize havayolu şirketleriyle yaptığımız anlaşmaları bozun diyorlar, şirketler de bizi dava ediyor”… İşte budur. Aynen hükmü karakuşi. Geçtiğimiz hafta biz de sormuştuk, ne olacak o anlaşmalar diye. Serdar Denktaş sürekli biz halledeceğiz modundaydı, ama bu ticari bir işti ve siyaset bir yere kadardı. Onu hesap etmediler. Yine bir mesele daha kördüğüm oldu, birçok insan tedirgin edildi. İşte KKTC’de yatırım yapmanın bedeli…

HAMASET:
Su projesinde görevimizi yapmayız ama hamasette de üstümüze yok. Projede birçok bakımdan sorumlu olan Bakan Bakırcı’nın sözlerine bakın: “Bu bir bir mühendislik harikası. Suyun adaya gelmesi, Cumhurbaşkanımız Derviş Eroğlu’nun müzakerelerde elini güçlendirmekte”. Konu her platformda ciddi ciddi tartışılırken, yönetsel beceriksizlik projeyi tehlikeye düşürmek üzereyken Bakan hala hamaset yapıyor. Lafla peynir gemisi yürütme diye buna derler herhalde…

UZUN İYİMSER:
Eski Maliye Bakanı Ahmet Uzun, dün Aytuğ Türkkan’ın programında, Mehmet Ali Talat’ın partinin başına geçmesi gerektiğini savundu. Geçmişte Ferdi Sabit Soyer’in “Talat gelsin, ben görevi bırakırım” dediğini hatırlatan Uzun, Yorgancıoğlu’nun da aynısını yapacağını tahmin ettiğini söyledi. Öyle mi acaba..?

MÜDÜR DEĞİL DESPOT:
Girne 18 Yaş Üstü Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’ne yeni atanan müdür, ailelere yönelik davranışları nedeniyle huzursuzluk yaratmış.  Şikayetlerin ardı arkası kesilmiyor. Gönüllü anneleri de canından bezdiren hanımefendi için yakında kitlesel eyleme bile gidebileceklerini belirten aileler, daha büyük sorun yaşanmadan çare üretilmesinin yollarını arıyorlar…

AKLI SELİM GALİP GELDİ:
Aylardır tartışılan DAÜ rektörlüğünde nihayet aklı selim galip geliyor. Mali açıdan batmak üzere olan DAÜ’yü bu zor günlerinde devralıp, kendisine ve okula yönelik tüm eleştirerek kulak tıkayan Prof. Abdullah Öztoprak, siyasete kurban edilmek istense de, akıl siyasetin önüne geçerek, doğru karar noktasında uzlaşı sağladı. Üniversiteyi devraldığı gün ile bugün arasındaki farkı görmemek zaten imkansızdı. Ne olur iş yapan insanlarımızı siyasete alet etmeyelim…

SAPLA SAMANI KARIŞTIRMAYALIM:
Dün birkaç okurum aradı, “Kıb-Tek’e el altından ve geçici statüde 40 CTP’li genç alındı” bilgisini verdi. İhbarlar ciddiydi. Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim’ sorduk, ‘doğru mu’ diye. “Evet elektrik direklerinin altlarını temizlemek için birilerini 2 aylığına görevlendirdik. Kuruma ait bir milyona yakın direk için tanesi 20 TL teklif alınca, 30-40 kişi ile bu işi çok ucuza ve daha erken zamanda yapmak adına anlaştık. Bahsettikleri istihdam budur. Bu kişiler iki ay içinde görevlerini tamamlayacaklar…” Vatandaş da sırf eleştirisin diye bazen sapla samanı karıştırıyor galiba… 

ZİRVEDEKİLER
Sonay Adem: CTP’nin Cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili tavrını eleştiren Adem, isimlerin tartıştırılması, kamuoyu araştırılması gibi şeylerin CTP geleneklerine aykırı olduğunu söyleyerek, “testi kırıldıktan sonra onu yapıştırmak kolay değildir. Talat’ın geri dönüp aday olacağı kanısında değilim…” dedi.

DİPTEKİLER
KTAMS: 2011’de geçen, memur maaşlarının düşürülmesi yasasının geri alınması için KTAMS “kaynak” önerisi yapmış. Müşavirler, üst kademe yöneticileri ve siyasilerin maaşından yapılacak yüzde 30 kesinti ile 2011 sonrası istihdam edilen çalışanlara, artış yapılabilirmiş. Bu memlekette sendikacılık da bitmiş anlaşılan. Anayasal bir hakkı insanların elinden nasıl alacaksınız? Hem de yüzde 30. Bir kere bu insanlar, şartları bilerek işe girdiler. Çoğu da özel sektördeki işlerini bırakarak. Bu kadar da popülizm çok oldu artık…