Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Yasa gücünde kararnamelerle memleket idare etmek…

Hükümet vergi cezalarının affı konusundaki yasa tasarısının Cumhurbaşkanı’ndan dönmesi üzerine Yasa Gücünde Kararname (YGK) çıkararak, uygulamayı fiilen başlattı.

Daha o konudaki tartışmalar devam ederken, bu kez de CAS konusunda bir Yasa Gücünde Kararname’ye imza attı.
Bu yenisine göre, Ercan Havalimanı’nda yer hizmetleri veren CAS dışındaki işletmelerin kapasiteleri sınırlanıyor ve “Ercan Havaalanı’nda yer hizmeti veren kuruluşlar hiçbir zaman Ercan Havaalanı’nın yer hizmeti pazar payının %60 oranının üzerinde hizmet veremezler” deniyor.
Başbakan, halihazırda faaliyet gösteren bir şirketin tek başına pazarı tuttuğunu, bunun Rekabet Yasası’na aykırı olduğu şeklinde bir savunma yapıyor. Oysa serbest piyasa koşullarını, sırf CAS’ı yaşatma adına bozan da kendisi yani devlet olmuyor mu?
Neyse konumuz son Kararnamenin içeriği değil. Genel olarak CTP’nin ve DP’nin Yasa Gücünde Kararnameler konusundaki çelişkileri.
Anayasa’nın 112. Maddesi Yasa Gücünde Kararnamelerin koşullarını ve yöntemini şöyle açıklıyor:
(1)Ekonomik konularda, ivedilik varsa, Bakanlar Kurulu Yasa Gücünde Kararname çıkarabilir. Yasa Gücünde Kararname, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer ve aynı gün, gerekçesi ile birlikte Cumhuriyet Meclisi’ne sunulur.
(2)Cumhuriyet Meclisi’ne sunulan Yasa Gücünde Kararnameler, iç tüzüğün, yasaların görüşülmesi için koyduğu kurallara göre komitelerde ve genel kurulda, diğer bütün konulardan önce, öncelik ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.
(3)Meclis bu konudaki kararlarını doksan gün içinde verir.
(4)Bu maddede öngörülen yasa gücünde kararnameler ile yeni mali yükümlülükler getirilemez, kişisel ve siyasal hak ve özgürlükler kısıtlanamaz.
Şimdi bir hukukçu çıksın ve desin ki, “Bu iki konunun da Yasa çıkartmayı bekleyemeyecek kadar aciliyeti vardır.” Öyle midir? Bence değil.
Hükümet, kısa yolu, yani Yasa Gücünde Kararname yolunu tercih ediyor.
Benim aklımda kalan, Özkan Yorgancıoğlu’nun da, Serdar Denktaş’ın da İrsen Küçük döneminde sıklıkla yapılan bu uygulamaya karşı Meclis’i boykot noktasına dahi gelmiş olmalarıydı.
Yakın geçmişe şöyle bir baktım; gerçekten öyle. Meclis’te YGK’ler için kıyametleri kopartmışlar.
Bakın Yorgancıoğlu neler demiş: “Kimse yaptığı yanlışı, yasa dışılığı ve Meclis’in yetkilerini gasbeden yaklaşımla kanun hükmünde kararname yetkisini kullanmasını ayrıntı olarak lanse edemez… Anayasa toplumla yöneticiler arasında bir sözleşmedir. Anayasa’nın 12. Maddesi’nde kanun hükmünde kararnamelerin ne koşullar ve konularda çıkarılacağı bellidir. Hükümet Meclisi hiçe saymaktadır…
Hiç olmazsa Meclis toplantısına tahammül etseydi. Meclis’in toplanmasını sağlayıp, muhalefetin eleştirilerini dinlese ve gerekli cevapları verseydi. UBP bunu da yapmadı. Yapmayarak da Meclis’i anlamsızlaştırdı. Sanki kendisinin bir alt organıymış gibi davrandı. Eleştirisel konuşmalar dahi olsa Meclis’te muhalefete tahammül edemediğini gösterdi”.
Serdar Denktaş ise; yine bir Kanun Hükmünde Kararname için şunları söylemiş: “Açık çağrım şudur, Meclis’te bulunan tüm muhalif partileri, Meclis’in yeniden açılacağı döneme kadar, bu Meclis’ten çekilmeyi ciddi ciddi ele almalı ve konuşmalıdır… Gelin hep birlikte Meclis açıldığı dönem, bu Meclis’i terk etmeyi düşünelim, değerlendirelim ve o gün geldiğinde hep birlikte karar verelim… Hep birlikte çekilmemiz ve UBP’yi yalnız bırakmamız halinde, yalnız kaldığı dönemde geçireceği tüm yasaları da ilk seçimden sonra ortadan kaldıracağımızı açıkça beyan etmeliyiz. Halkımız da bu dönem geçecek hiçbir yasaya uymamalıdır. Bunun başka yolu kalmadı. Diyalogdan kaçmak, UBP için marifet… Karşı tarafın ne söylediği hiçbir şekilde önemli değildir. Muhalefet ile de ilişkileri bu noktadadır”…
Eğer yasa yapmak yerine, memleketi Kanun Hükmünde Kararnamelerle idare etmek Meclis’in yetkilerini gasbetmekseydi, şimdi kendilerinin yaptığı nedir..?
Not: Bu arada, arkasında 10’dan fazla YGK bırakıp giden ve kendi özeleştirisini asla yapmayan UBP’nin bu konuda eleştiri yapmaya ne hakkı var, o da ayrıca sorgulanmalı…

 

YERİN KULAĞI VAR
CTP’NİN ANKET SONUÇLARI:
Bugünlerde, CTP’nin Cumhurbaşkanı adaylığı için hem kamuoyunda, hem de partililer arasında yaptırdığı bir anketten bahsediliyor. “Kimi Cumhurbaşkanı olarak görmek istiyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlar ve anket sonuçlarının parti tarafından kamuoyu ile paylaşılmak yerine sır gibi saklandığı iddia ediliyor. Ancak fısıltı gazeteleri, söz konusu anketle ilgili olarak ortaya çıkan bazı rakamları doğru yanlış konuşuyor. CTP’nin bu tür dedikoduları engellemek adına, yaptırdığı iddia edilen bu anket sonuçlarını kamuoyuyla da paylaşması gerekmez mi? Yoksa beklemedikleri bir sonuç mu çıktı ki, açıklamaktan bu kadar çekiniyorlar…

KAVGANIN NEDENİ NE?:
Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim diyor ki, “Bakan görevden alınmamı istiyor.” Görevden alınmasını isteyen bakan, Tarım ve Enerjiden Sorumlu Önder Sennaroğlu. İkisi de CTP’li. Yıllardır birlikte mücadele etmiş insanlar. Ama akıllı sayaç ihalesi onları karşı karşıya getirmiş. Ne ideoloji, ne de ortak akıl kalmış. Her iki ihale ile ilgili ciddi iddialar var. Temiz siyaseti savunuyorlarsa çıksınlar ve aralarındaki bu kavganın nedenini topluma açıklasınlar. Ama yapamazlar…

BAKAN LİSTEYİ AÇIKLAMALI:
Hükümetin çıkardığı Yasa Gücündeki Kararname ile bazı vergi yükümlülerinin borçlarının affedilmesi, birçok örgüt tarafından tepkiyle karşılandı. Maliye Bakanı ise kafalardaki soru işaretlerini kaldırmak yerine susmayı tercih ediyor… Halbuki sayın bakan çıkıp, hangi kişilerin vergi borçlarının ne kadarının affedildiğini ve bu isimlerin kimler olduğunu açıklasa, herkes de rahatlayacak. Şeffaflık ve temiz siyaset de bunu gerektirmiyor mu zaten…

CAS KARARI YANLIŞLARLA DOLU:
Hükümet CAS’ta çalışanların işlerine devam etmesini sağlama adına, birçok açıdan yanlış bir karar aldı. Bir kere CAS, “Genel ekonomik fayda” sağlayan bir kuruluş değil, kar amaçlı çalışan bir şirket… Üstelik aynı sektörde rekabet ettiği başka kuruluşlar var… Hem Rekabet Yasası’na hem de Anayasa’ya pek de uygun olmayan yeni bir tuhaflık daha…

GENÇLERE NE OLUYOR:
Özdil Nami-Kudret Özersay arasındaki Cumhurbaşkanı adaylığı tartışması sürerken, Birikim Özgür de tartışmaya kendi bakış açısıyla katıldı. Hiç bir toplumsal boyutu olmayan bu tartışmaların, kimseye de bir yararı yok. Gençler, kusura bakmayın ama seviyeyi iyice düşürdünüz. Biz, sizlerin, sizden öncekileri model almayacağınızı ummaktaydık…

KEŞKE SADECE O OLSA:
DPUG Genel Sekreteri Hasan Taçoy, Bay-Sen yetkililerini kabulü sırasında, kurumun bütçesinin henüz yapılmamış olmasının kendileri için bir başarısızlık olduğunu söylemiş. İlahi Sayın Taçoy, bir yıllık hükümetiniz süresinde şimdiye kadar nerede başarılı olduğunuzu söyleyin de, herkes bilsin…

 

ZİRVEDEKİLER
Ahmet Kaptan: KTAMS Genel Başkanı Kaptan, “Her bakanlık kendisini bir cumhuriyet olarak görmektedir. Sözde bir hükümet vardır. Sözde bir Başbakan, sözde bir İçişleri, Dışişleri Bakanı vardır. Ama her bakan kendisini, kendi cumhuriyetinin bir başbakanı olarak görmektedir. Artık bizimle alay edilmesine müsaade etmiyoruz.” Bıçak kemiğe dayanmış anlaşılan…

DİPTEKİLER
Cumhurbaşkanlığı Açıklaması: Konu ne olursa olsun, Cumhurbaşkanlığı makamından yapılan bir açıklama, makamın yüceliğine ve tarafsızlığına layık olmalı. Lütfen dün yapılan açıklamada yer alan ifadelere bakın; “haksız, yanlış ve tamamen art niyetli, hedef saptırma ve siyasi istismar”… Sanki muhalif parti bildirisi…