Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

-“Gözlüğünü fırlattı kaçtı”… -“Biz olsak böyle olmazdı”…

Nereden sızdığı belli  olmayan bir açıklama düştü önce haber sitelerine.

Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, üst üste 3 sigara içmiş, gözlüklerini fırlatmış, heyetini de arkada bırakmış, görüşme masasını terk etmiş. Sebep, Türk heyeti, ‘daha önceki yakınlaşmalara sadık kalalım’ diye ısrar etmiş…..
Ardından Dışişleri Bakanı Özdil Nami’den bir açıklama, “Böyle bir şey yok” diye. Nami bunu, aynı gün Cumhurbaşkanlığı’nda kendilerine verilen brifinge dayanarak söylediğini belirtiyor. “Bize, Troyka ile görüşmesi olduğu için aniden masadan ayrıldı” dendi diyor.
İş burada bitmiyor.
Cumhurbaşkanlığı’ndan bir açıklama… Hedef, Dışişleri Bakanı Nami…
Deniyor ki;
“Kıbrıs Türk tarafına empoze etmeye çalışan Sayın Anastasiadis, bunu başaramayınca asabi, uygunsuz bir tutum içine girmiş, görüşmenin önemli bir bölümünü bu şekilde geçirdikten sonra, daha görüşme tamamlanmadan tek başına müzakere salonunu terk etmiş, yani masadan kaçmıştır… Kendi içimizdeki bir makamın yukarıdaki gerçeklere rağmen, Anastasiadis’in masadan kaçmasının söz konusu olmadığını iddia ederek adeta onun savunuculuğuna soyunmasıdır. Kendilerine bu konuda verilen bilgilere ve yapılan uyarıya rağmen bu konuda ısrar edilmesi ve düzeltme yoluna gidilmemesi ise düşündürücüdür”.
Bu açıklamadan hemen sonra bu kez de CTP’nin Genel Sekreteri Kutlay Erk, “Masada Talat olsaydı, böyle olmazdı” diyerek, tartışmayı sürdürdü. Hatta, sürecin çökmesiyle Kıbrıs tarafının Cumhurbaşkanlığı seçimi ile iç siyasete odaklanacağını ifade ederek, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin bu seçime yönelik çalışmaları başlattığını kaydetti.
Yetmezmiş gibi, UBP, DPUG ve TDP de kendi cephelerinden hücumlara katıldılar. Tam bir curcuna…
Şaştık kaldık.

Kısacası, Kıbrıs müzakere süreci, her iki taraf için de iç politika malzemesi haline geldi.
Rum Basınına da baktım, haberler tümüyle kendilerini haklı çıkaracak şekilde dizayn edilmiş. Bir gerginlikten söz edilse de, bunun Türk tarafının acele “al-ver” sürecine geçilmesi konusundaki ısrarından kaynaklandığı özellikle vurgulanıyor. Başka da bir detay yok.
Yalnız bu arada, Rum tarafının, “Eğer sürecin hızlanması isteniyorsa, AB’nin olaya dahil olması gerekir” dediği ve “Rum tarafı çıkmazın sorumlusu olmaz” vurgusu yaptığı da dikkat çekici. Demek ki, bundan sonraki hedefleri bu….
Güney’de, Anastasiadis de diğer partilerin baskısı altında. Hatta çoğunluk, sürecin aleyhinde. Ancak, kendi içlerinde yaptıkları bu tartışmaları, asla bize koz verecek şekilde açığa dökmüyorlar… Basınları bile bu sorumlulukla hareket ediyor.

Oysa bizde; biri görüşmeleri götüren Cumhurbaşkanlığı, diğeri hükümetin büyük ortağı, Kıbrıs konusunu aralarındaki kavgaya, daha doğrusu gelecek yıl yapılacak kapışmaya malzeme yapmaktan hiç çekinmiyorlar. Rum tarafının ne yapmaya çalıştığını analiz edip, ona göre tedbirler alacaklarına, saçma bir kavgadır gidiyor. Karşılıklı salvolar, jet yanıtlar…
Şu son bir kaç gündür yaşananları ben böyle görüyorum. Eminim konuya objektif olarak bakan herkes de böyle görecek.
Böyle hassas bir konuda olsun istismardan kaçınılsa olmaz mı? Birbirleriyle bu kadar uğraşacaklarına, hep bir ağızdan, “Bakın Rumlar masadan kaçıyor” diye bağırsalar, belki bir işe yarayacak. Ama yok işte… Kavgadan beslenenlere uzlaşma iyi gelmiyor…
Devir artık bundan 20-30 sene önceki devir değil. Masadaki Türk tezleri, herkesin kabul ettiği tezler. Belki tutumlar farklı. Ancak bunu, o masadaki tezleri tehlikeye atarcasına kullanmak, işte o kısa dönemin karı için yapılan bir stratejik hata…
“Gözlüklerini fırlattı, kaçtı” haberini marifetmiş gibi sızdırmak ne kadar etikse, “Biz olsak böyle olmazdı” demek de o kadar etik…
Şimdi Anastasiadis’i şikayet ettiğiniz makamlar size nasıl itibar etsin ki… Bizler bile kınadığımıza göre…

YERİN KULAĞI VAR
SOYGUNCULAR BULUNAMIYOR:
Kooperatif Merkez Bankasına ait 3 milyon TL’yi alıp kaçan soygunculardan hala bir haber yok. Ama bankanın sorumlu mevkiinde oturan kişilerden de ses çıkmıyor. Tek yaptıkları açıklama, birkaç kişiyi görevden almak oldu. Peki ama bankanın en tepesinde oturanların bu soygunda hiç mi ihmalleri yok? Esas görevden alınması gerekenler, sorumluluklarını birkaç kişiye yükleyip bu işten sıyrılmaya çalışıyorlar. Boşuna dememişler, “büyük balık, küçük balığı yer” diye… 

90 BİN OY:
Türkiye’de Ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle AKP’liler KKTC’de propaganda yapıyorlar. Yaklaşık 90 bin kişinin oy kullanma hakkı olan KKTC, aniden önem kazandı. Bu potansiyeli Erdoğan’a yönlendirmek isteyen AKP’liler sıcaklara rağmen harıl harıl çalışıyorlar. Yakında diğer aday İhsanoğlu için de ziyaretler başlarsa, hiç şaşırmayın, 90 bin oy az buz değil…

BİR BU EKSİKTİ:
Partilerin birbirleriyle kavgası, partilerin kendi içlerindeki kavgalarına alıştık derken,  şimdi de Dışişleri Bakanı ile Cumhurbaşkanı arasındaki söz düellosunu izliyoruz. Sanki ülkede yeteri kadar siyasi kavga yokmuş gibi, şimdi bir de bu çıktı. Acaba diyorum “kavganın” ardındaki gerekçe, Nami’nin CTP’nin Cumhurbaşkanı adayı olması olabilir mi..?

KOLAYI VAR:
Asgari Ücret Tespit Komisyonu üyeleri, yeni asgari ücret konusunda anlaşamadılar. İşçi temsilcileri 1920, işveren tarafı şimdiki gibi 1560 ve hükümet 1645 TL önerdi. Aslında bu işin kolayı var. Komisyon üyelerinin hepsine, yeni asgari ücreti tespit edecekleri tarihe kadar maaşlarının asgari ücrete çekileceğini söyleyeceksiniz. O zaman bakın görün, iki dakikada nasıl anlaşmaya varacaklar…

FIRSATÇILAR:
Bugün bayram ya, önüne gelen bayram tebriği yayınlıyor. Sağ olsun gazeteler de haber kıtlığından çarşaf çarşaf bu kutlamaları yayınlıyorlar. Siyasi partileri anladım, sendika ve bazı sivil toplum örgütleri de neyse ama, bakıyorum da babası ayrı, kızı ayrı, oğlu ayrı bayramımızı kutluyorlar. Hele de bu ülkeye 3 kuruşluk katkısı olmayanlar ile tabela örgütlerinin böyle günleri fırsat bilmelerine resmen illet oluyorum…

3-5 GÜN KAFAMIZ DİNLENECEK:
Bayramın en çok neyini seviyorum bilir misiniz? Siyasilerin o uçuk vaatleri, cek-caklı konuşmaları ve vatandaşın aleyhine birtakım kararların alınmasına engel oluşunu. Üç beş günlüğüne bile olsa, siyasilerin yüzleri yerine, çocukların bayramlardaki o gülen yüzlerini görmek hepimiz için de iyi olacak. Kurban Bayramınız kutlu, yüreğiniz umutlu, umutlarınız atlı, sevdanız kanatlı, mutluluğunuz katlı, sofranız tatlı, ömrünüz bahtlı olsun. Hepinize iyi bayramlar…

ZİRVEDEKİLER
Marie Harf: ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Vekili Marie Harf, Kıbrıs sorunu ile Ukrayna meselesi arasında çok fark olduğunu vurgulayarak “Rus askerlerin varlığı ile Ukrayna’daki durumun aksine Kıbrıs sorunu Türkiye’nin BM ve AB üyesi bir devleti istila ve işgal sorunu değil toplumlar arası anlaşmazlıktır” yorumunda bulunmuş. Olaya bu noktadan bakılsa zaten Kıbrıs’ta sorun diye bir şey kalmayacak…

DİPTEKİLER
Laf Ola Bayram Mesajları:  Bayram mesajlarında bu sene tam bir enflasyon yaşandı. Partiler, başkanları, milletvekilleri, bakanları ayrı ayrı, kurumlar, kuruluşlar, üniversiteler, meslek örgütleri. En kolay iş mesaj yayınlamak. Bir Allah’ın kulu da bu mesajları merak edip okur mu bilmem. İşin ilginç tarafı, neredeyse hepsinde barış, sevgi, kardeşlik şu bu… Oysa ülkede gerginlik had safhada. Asayişten, geçim derdinden, çevrenin berbatlığından zaten bunalmış insanlar, bir de siyasi kavgalarla birbirine düşman edilirken, bu mesajlar öylesine yapmacık kalıyor ki…