Gazetelerde “Marmara köprüsü dökülüyor” haberini gördüğümde, aklıma İrsen Küçük döneminde konunun ele alınış şekli geldi.
Olaya bizzat şahit olan birinden dinlemiştim…
Başbakanlığa birkaç yüz metre mesafedeki köprünün yıkılmakta olduğu şikayetiyle mahalleli Başbakanlığa gidiyor…
Dönemin Başbakanı ise, aslında Belediye’nin yapması gereken tamiratı, belki de batık durumundan ötürü yapamayacağını düşünerek, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ersan Saner’i arıyor. “Yapacağız efendim” yanıtını alıyor.
Bir süre sonra şikayetler devam edince, mahalleli ile bir görüşme daha oluyor ve Saner bu kez “Yaptık efendim” diyor. Oysa o gün, bugün o köprü öylece duruyor…
Kadri Fellahoğlu’nun korkulukları tamiri ve yolu yamalaması ise sadece görüntüyle ilgili.
Tabanı çökmek üzere, ayakları ha yıkıldı, ha yıkılacak. Her an bir felaket yaşanabilir.
Bölge sakinleri, artık köprüyü kullanmayıp, yolunu uzatıyor.
Belediye’nin durumu yine ortada…
E, öyle mi kalacak..?
Başkentin orta yerindeki köprü, artık devletin aczinin bir göstergesidir.
Bence kullanımı yasaklansın ve utanç abidesi olarak kalsın.
En çok sevdiğimiz müziğimiz zaten “Köprüden Geçemedim” değil mi..?
Gerçekten de geçemedik o köprüyü bir türlü…
******
Anastasiades’in milletvekili Eleni Theoharus…
Eleni Theoharus, iktidardaki Anastasiadis’in partisi DİSİ’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki milletvekili bir hanım. Yunan Dışişleri Bakanı Venizelos’u, geçen yıl Yunanistan’ın dönem başkanlığı sırasında, Türkiye’nin Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’ne sunduğu bir belgeye yanıt vermemekle suçluyor. Rum Yönetimi, cunta döneminden sonra ilk kez bu nedenle Yunanistan’dan nota yiyor. Bayan Theoharus hızını kesmiyor ve “O Nota’yı Türkiye’ye vermeliydi, kellemi isteyen Venizelos görevden alınmalıdır” diyor. Sonuçta Anastasiadis apar topar Yunanistan’ın yolunu tutuyor.
Eleni Theoharus bize yabancı değil. İsmini daha önce 2008’de müzakereler başladığında Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat için “Türklerin Spartaküs’ü olabilir” sözleriyle hatırlıyoruz.
Dahası da var, 2013’te British Council tarafından KKTC’de düzenlenecek olan eğitim fuarının iptal edilmesi için Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’ya bir şikayet mektubu göndermiş, böyle bir fuarın “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ayağının kaydırılması” anlamına geldiğini savunmuştu. İngilizler bu protestoyu reddederek, fuarı yapmışlardı. Ancak, Brüksel’deki “Avrupa Okulu’nun” KKTC’ye öğrenci gezileri düzenlemesini engellemeyi başarmıştı.
DİSİ partisi referandumda “evet” diyen bir parti. Düşmanlık söylemlerinden nefret etsek de, barış gazeteciliğinden yana olsak da, aymazlığın da alemi yok. Karşımızdaki muhatabı tanıma açısından da Eleni Theoharus iyi bir örnek oldu. Baksanıza, konu Türkiye olunca, Anavatan dediği Yunanistan’a bile kafa tutabiliyor…
YERİN KULAĞI VAR
KİM KAZANIR:
Yerel seçimler bitti. Her ne kadar partilerde yerel seçimlerle ilgili tartışmalar sürse de, vatandaşın gündemi seçim kavgaları değil, Cumhurbaşkanlığı seçimleridir. Eroğlu mu, Talat mı, yoksa Akıncı mı, veya sürpriz bir isim mi..? Şimdi bahisler bunlar üzerine oynanıyor. Son yaşanan olayları da görünce, vatandaşın nabzı, ittifakta atıyor…
KOŞULLARA GÖRE YETERLİ:
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, ocak ayının ilk Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde, “Eğer gelişen süreçte asgari ücretin ekonomimizin ve günün koşullarına göre yetersiz olduğu gözlemlenirse hükümet olarak asgari ücretin bir kez daha değerlendirmesini ve yeniden belirlenmesini yapabiliriz” demişti. Sendikalar asgari ücretle geçinmenin imkansız olduğu yönünde hemfikir. Yorgancıoğlu bu taleplere ses vermediğine göre demek ki asgari ücret, Başbakan’a göre ekonominin ve günün koşullarına göre yeterli mi oluyor..?
HEPSİ GÜZEL DE, YA MAAŞLAR:
LTB’nin yeni Başkanı Mehmet Harmancı göreve hızlı başladı. Harmancı’nın, “Vatandaşla 5 dakika”sından sonra, şimdi de personele yönelik yaptığı anket konuşuluyor. Hepsi güzel ve katılımcılığın gereği ancak, hem Haziran maaşları ortada, hem de önümüzde bayram var. Başkan bu konuda da cesaret gösterirse, kendisini kimse tutamaz…
FORMÜL BELLİ:
Başbakan Yorgancıoğlu, CAS’ın yaşadığı sıkıntıları nasıl çözebileceklerini tartıştıklarını ifade ederek, bunun sonucunda CAS’la ilgili neler yapılabileceğini değerlendirmek için, yer hizmeti veren başka bir şirketle görüştüklerini söyledi. Aslında işi bu kadar oyalamaya gerek yok. Öyle veya böyle, bu 170 CAS çalışanını devlete alıp olayı çözeceksiniz. Boşuna zaman kaybetmeyin…
CEVAP VERMEDİ:
CTP içerisindeki kavgaların muhataplarından birisi olan Girne İlçe Başkanı Erkan Eminağa, Salih Usar’ın kendisine yönelik suçlamalarına, diğer muhataplar gibi cevap vermek yerine,
partinin yetkili organlarında gereken cevabı vereceğini açıklamakla yetindi. Belki de Eminağa, hiç konuşmayarak doğru olanı yaptı. Ne dersiniz..?
HAYIRLISI OLSUN:
Sağlık konusunda ülkemizin en büyük eksikliği olan Onkoloji hastanesi sonunda hayat buluyor. Onkoloji hastanesi için 5 ay önce Türkiye tarafından hibe edilen 4 milyon dolarlık radyoterapi cihazının Sağlık Bakanlığı’nın bahçesinde çürümeye terk edilmesi birçok gazetenin manşetine taşınmıştı. İnşallah cihazlar çürümeden hastane açılabilir…
ZİRVEDEKİLER
Kadri Fellahoğlu: “Cumhurbaşkanı yerel seçimleri dizayn etmek için çaba ortaya koyuyor ama Cumhurbaşkanı’nın yurt dışına çıkıp Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını savunma, toplumsal varlığını dünyaya anlatma gibi bir kaygısı yok. Eski bir siyasetçidir ve eski bir gelenekten gelmektedir. Bu tür entrikaları da çok iyi organize edebiliyor. Ve etti…”.
DİPTEKİLER
KTHY’den Yeni Bir Trajedi: Bir KTHY çalışanı daha hayatını kaybetti. Hüseyin Aygün, kanser tedavisi görüyordu. Aynen bir süre önce hayatını kaybeden mesai arkadaşı Arzu Tekirdağlı gibi. Ölümünden kısa bir süre önce tazminat haklarını kazanabilmek için, İhtiyat Sandığı yatırımlarını talep etmiş, Mukayyitlik Dairesi’nden ret yanıtı almıştı. 41 yaşındaydı. Arkasında çaresiz genç yaşta bir eş ve 4 çocuk bırakarak. Sorumluları mı, hala alınları açık geziyorlar…
































