Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ortada yine istihdam vaatleri dolaşıyor…

Dün Havadis’te tüm belediyelerin, aldıkları katkılar ve yatırım oranları değerlendirildi. En başarılılar, sırasıyla Mağusa, sonra Girne ve Gönyeli…
Benim asıl dikkatimi çeken, personel sayıları oldu.
Bakın;
2011 nüfus sayımına göre Lefkoşa’nın nüfusu 97 bin 293. Belediye çalışanı, işçi memur toplam 907 kişi. Her 107 kişiye bir çalışan… 107 kişi dediğin ne ki, bir sokak bile değil.
Bir de Mağusa’ya baktım. Nüfusu 70 bin kadar. Çalışan, 279 kişi. Yani 247 kişiye bir çalışan. Çalışan başına, Lefkoşa’nın iki katından fazla vatandaş düşüyor.
Girne’de 376 kişiye, bir çalışan… Bu da Lefkoşa’nın üç misli.
Yani oralarda, belediye personeli kat kat fazla iş yapmak zorunda.
Yani bir düşünün, nüfusu 17 bin olan Gönyeli’nin çalışanı toplam 148 iken, mesela 5 bin 700 kişinin yaşadığı Yeni Erenköy Belediyesinde 119 kişi çalışıyor.
Diğerleri de, çok fazla istisna olmaksızın, aşağı yukarı aynı çarpık orantıyla şekilleniyor…
Bu bize neyi gösteriyor; belediyelerin yatırım yapamamasının, halka doğru dürüst hizmet götürememesinin tek nedeni, kabarık personel giderleri. Hepsi de nüfuslarına göre devletten katkı aldıklarına göre, demek ki başka bir sorun var. O da, ölü yatırım…
Aslında personele ölü yatırım bile denemez. Üstelik bir de memur sayısı, neredeyse işçi sayısı kadarsa.
İşte Lefkoşa. 463 işçiye karşılık, 444 de memur…
Nedir bu..?
Ne olacak partizanlık…
Her konuda ayağımızı bağlayan partizanlık.
Kamuda da, kamu kurumlarında da batma noktasına gelmenin sebebi bu değil mi..?
Ya Lefkoşalının yaşadığı felaketin başlıca nedenlerinden biri?
Bu da neyi gösteriyor biliyor musunuz? Toplumsal çıkarların yerini, bireysel çıkarların aldığını.
Seçim zamanı geldiğinde “Benim kızı, benim oğlanı işe al, oyumu sana vereceğim” diyen zihniyetle geldiğimiz noktayı.
Eh, senin talebin belediyeyi, kamuyu, kurumu batırma pahasına istihdamsa, ilkesiz politikacı da, çıkarına öyle geldiği için bu talebini yerine getirirken hiç düşünmüyor bile… Maksat koltuksa, gerisi teferruat…
Onun için hiç şikayet etmeyelim, bunu bu duruma getiren biziz. Bu zihniyetten vazgeçmez, yapanı da cezalandırmazsak, sonunda hepten batacağız…
Yerel seçimler öncesi herkes bir kere daha şapkasını önüne koysun derim ben.
Zira yine sağda solda istihdam vaatleri dolaşmaya başladı…

 

YERİN KULAĞI VAR
ÇALIŞMAK, SADECE MESAİ YAPMAK MI:
Zeki Çeler’in öğrencilerin yaz bursları kesilmesin, milletvekillerinin tatil yaptıkları aylarda maaşları kesilsin önerisinin kabul edilmeyeceği belliydi. Vekiller hep birden, “Ama biz yaz aylarında da komitelerde çalışıyoruz” savunması yaptılar. Herhalde ne kadar çok çalıştıklarını göstermek adına da Anayasa tartışmasını tatil günü olan cumartesine aldılar. Peki ya aylardır Anayasa Komitesi’nin yaptığı çalışmaların bir yere varamamasına ne demeli? UBP’li vekiller maaşlarını aldılar ama, Allah’a şükür toz kestiler. Komite’nin DP’li vekili açıkça “Çalışmadık” dedi. CTP, kimseden görüş almadan bal yapmaz arı gibi çalıştığı için, taslak değişti de değişti. Yine de değişecek. Çalışmak sadece mesai yapmak değil, ortaya kabul edilebilir, dört ayağı yere basan yasalar çıkartabilmek.

BAKANLIK NASIL BİLMEZ:
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif, GSM operatörlerinin Güney’le Kuzey’i birleştirme çabalarından ne kendilerinin ne operatörlerin haberdar olduklarını söyledi. Diğer yandan, KKTO ile görüşmeler yapan Rum Ticaret ve Sanayi Odası’nın üyesi Manthos Mavromatis, görüşmeleri de çabaları da doğruladı ve görüşmelerin üç Güney Kıbrıs ve Turkcell ve Vodafone’la iş birliği yapan Telsim arasında sürdürüldüğünü açıkladı. Mavromatis, konunun KKTC’nin tanınması anlamına gelmeyeceğini, sivil toplum tarafından ileri götürülen bir güven yaratıcı önlem olduğunu ifade etti. Ben yine de Ticaret Odası’nın Bakanlık’la temas etmemiş olmasına anlam veremedim.

DEĞER Mİ:
Anayasa değişikliği konusunda partiler arasında yaşanan kargaşa çözülmüş gibi görünüyor.  Özellikle hükümet ortağı DP-UG’nin itirazı olduğu maddelerin geri çekilmesi şartı, yapılacak değişiklikleri de “kuşa” çevirdi. Keşke bu konu bu kadar aceleye getirilmeseydi. Referanduma sunulacak 5-10 madde için bu kadar masraf ve sıkıntıya değer miydi? Gönül isterdi ki Anayasa’nın değiştirilmek istenen maddeleri iyice incelenip ileriki bir tarihte referanduma sunulsaydı…

HELAL OLSUN:
Hükümetin küçük ama güçlü ortağı DPUG, geçmişte olduğu gibi Anayasa değişikliği konusunda da ortağı CTP’ye gol atmayı başardı. Küçük müçük ama adamlar her istediklerini öyle veya böyle alıyorlar. Düşünün, Anayasa değişikliklerinin açık açık yazıldığı hükümet programına “uyacağı sözü” veren DPUG yan çizmeyi bildi. O bildi bilmesine de CTP’de, “sen ne yapıyorsun” diyeceğine yine sus pus oldu. Ne diyelim, helal olsun DP-UG’ye…

HUKUKÇULARIN KIYMETİ:
Yıllardır Meclis’te yer alan vekiller çoğunlukla doktor ağırlıklı oluyor. Hoş oluyor da, ne yazık ki sağlık konusunda bir adım ileri gidemiyoruz. Neyse, Anayasa değişikliği sırasında gördük ki, hukukçu milletvekili eksikliği çok net olarak ortaya çıktı. Demek ki, en önemli görevi yasa yapmak olan Meclis’te doktora değil hukukçuya ihtiyaç varmış…  

ÇOCUK PARKI DEĞİL, ÇADIR TİYATROSU:
CTP-BG Milletvekili Biray Hamzaoğulları, “Vekiller 2 aylık tatilde maaş almasın” önerisine karşı, Zeki Çeler’in popülizm yaptığını belirterek, para olmamasının okumamak için mazeret olmadığını söylemiş ve “Burası çocuk parkı değil” demiş… Evet orası çocuk parkı değil belki ama, olsa olsa “çadır tiyatrosu” olurdu…

ZİRVEDEKİLER
GİAD: Dernek açıklamasında, “Anayasa değişikliklerinin 30 günden uzun bir sürede tartışılıp oy biriliği ile genel kurula gönderilmiş olmasına rağmen sonuca bağlanamamasını ve bunun nedeni olarak milletvekillerinin, ‘Yasa değişiklik tasarısı aceleye getirildi o nedenle oturuma katılmadık” tarzında bir yaklaşımda bulunmalarını şiddetle kınıyoruz” denilerek, “Gımıldanın Sayın Milletvekilleri” çağrısında bulunuldu…

DİPTEKİLER
Girne-Lapta-Karşıyaka Dolmuşları: Girne-Lapta-Karşıyaka arası yolcu taşımacılığı yapan, yolcu potansiyelinin çok üstünde rakamlarda olan araçlar, trafik için büyük sorun yaratıyor. Yolcu indirme-bindirme için genellikle durakların dışında ve keyfi olarak duran dolmuş minibüsler, hem trafiğin tıkanmasına, hem de olası bir kazaya davetiye çıkarıyor. Belediye mi, kaymakamlık mı, yoksa Girne Polisi’nin Trafik Şubesi mi karışır bilmiyorum ama, dolmuşların güzergahları ve durakları ile ilgili ciddi önlemler alınması şart…