Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanabilecek Kıbrıslı Türk seçmen listesi diye bir liste dağıtıldı önceki gün.
Belli ki Güney’de bir merkezden bir Kıbrılı Türk’e sızdırılmış, yayınlanması sağlanmış.
Güney’den kimlik kartı alan Kıbrıslı Türklerin listesiymiş.
Listede 58 bin 638 Kıbrıslı Türk’ün kimlik bilgileri yer alıyor. Yani hem isimleri, hem kimlik kartı numaraları. Bunlar gizli olması gereken data’lar. Yayını hem Güney Kıbrıs yasalarına göre, hem AB direktiflerine göre yasak…
Bu listeyi dağıtan Rum Nüfus Dairesi bunu bilmiyor mu? Bal gibi biliyor. Ama bakın ne kurnazlık yapmış… Kıbrıslı Rumların listesini sadece kimlik kartı numarasına göre sıralamış. Seçmen orada adını kimlik numarasına göre arıyor. İsim yok. Ama aynı Daire, Kıbrıslı Türklerin listesine hem kimlik kartı numarası, hem isim de koymuş.
Maksat, Güney’den kimlik alanları deşifre etmek. Bu suretle Kuzey’de bir siyasi tartışma başlatmak.
Olaya bir de bizim açımızdan bakalım. Böyle bir listenin yayınlanması, özellikle de son çıkan Özel Hayatın ve Hayatın Özel Alanının Korunması Yasası altında üç yıla kadar hapislik gerektiren bir suç. Yasa’nın Kişisel Verilerin Kaydedilmesi ve Yayılması başlıklı 8. Maddesinin 2. Fıkrası bakın ne diyor;
“Kişisel verileri, kişinin rızası olmaksızın, basın-yayın yoluyla veya sosyal medya aracılığıyla yayan kişi ağır bir suç işlemiş olur ve üç yıla kadar hapis ve para cezasıyla cezalandırılır”…
Kimlik kartı numaralarıyla yapılan sahtekarlıkları biliyoruz. Hemen her gün yeni bir olay basına yansıyor. İşte geçtiğimiz günlerde, Türkiye’de sahte icra takibi yaparken yakalananlar. Ellerindeki tek bilgi, kimlik kartı numarası ve isim. Ayrıca kimin ne vatandaşı olduğunu ilan edilmesi etik de değil.
Şimdi bir tek Kıbrıslı Türk çıkıp, bu bilgileri yayanlar hakkında dava açsa, kazanır. Neredeyse tüm haber siteleri mahkum olurlar.
Gazetemiz Havadis, bilginin gelmesinden sonraki yarım saat içinde olayı değerlendirerek, yayınlamama kararı almıştır. Bunun dışında Yenidüzen, kimlik kartı numaralarını silerek, sadece isimleri yayınladı. İlerleyen saatlerde birkaç site daha uyanıp, listeyi kaldırdı. Ama birçoğunda hala duruyor. Yani o suç, işlenmeye devam ediliyor.
Yasa çıkarırken yeri göğü inletenler, bu işin takibini yapmak zorunda değiller miydi? Eminim bir güzel oturup listeleri incelediler ama, bunun kendi çıkarttıkları yasaya aykırı olduğu akıllarına bile gelmedi.
Yok “farkındaydık” diyorlarsa, hani açıklamaları? Hani soruşturmaları?
Ya adli makamlar?
Ortada bir suç vardır. 58 bin kişinin kişilik hakları ihlal edilmiş durumdadır.
58 bin vatandaşının bilgileri, kendi yasalarına rağmen deşifre edilen bir devletiz biz. Kime güvensin bu vatandaş..?
*****
Deep Purple nerede konser verecek..?
Efsanevi rock müzik grubu Deep Purple’ın, Yakın Doğu Üniversitesi’nin 25. Yıl Etkinlikleri kapsamında, 24 Mayıs Cumartesi akşamı KKTC’de sahne alacağı haberi ülkede heyecan yaratmıştı. Konuyla ilgili haberlerde ünlü rock gurubunun konser için direkt olarak KKTC’ye geleceği ve konser vereceği, hatta bu nedenle kampüs içinde dev konser alanı için hazırlıkların başladığı yazılıyordu…
Dün, şunun şurasında iki gün kaldı diyerek herkes gibi ben de merak edip, Deep Purple’ın internet sayfasına girerek, söz konusu konserle ilgili bilgileri almak istedim. Gurubun resmi internet sayfasına girip, “current tour dates”i tuşladığım zaman 24 Mayıs’ta Kıbrıs’ta konser verecekleri haberini buldum. Ancak konser alanı olarak YDÜ değil, “Eleftheria Stadyumu”nun yazdığını gördüm. Evet grup konser için adamıza geliyor ama resmi internet sitesinde konser yerinin YDÜ değil, Güney’deki Eleftheria Stadyumu’nda akşam saat 8’de olacağı yazıyor… Benim kafam karıştı, sanırım YDÜ’nün bu konuda bir açıklaması olacaktır…
YERİN KULAĞI VAR
ABD BAYRAK GÖSTERDİ:
Haftalardır ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın adaya yapacağı ziyareti, bu ziyarette neler söyleyeceği üzerine senaryolar yazdık durduk. Ve Biden geldiği gibi, arkasında bin türlü sorularla birlikte bugün ada’dan ayrılıyor. Karşılamalar, aşırı güvenlik önlemleri ve beraberindeki 400 kişiyle Biden’ın ziyaretinin, ABD’nin Akdeniz’de bir çeşit bayrak gösterisi olduğunu söyleyebiliriz.
BOŞ TARTIŞMALAR:
ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın Cumhurbaşkanı Eroğlu ile yapacağı görüşmenin mekanı Kuzey’de sorun oldu. Bazıları görüşmenin ek binada yapılmasını, “KKTC’yi yok saymak” olarak değerlendirirken, bazıları ise, “mekan önemli değil, önemli olan görüşmenin içeriği” görüşünü savunuyor. Kusura bakmasınlar ama, dünya zaten yıllardır KKTC’yi yok sayıyor. Görüşme konutta değil de sarayda yapılsaydı, KKTC tanınmış mı olacaktı..?
KONU MANKENİ:
Pazar günü yapılacak AP seçimlerine katılacak olan 5 Kıbrıslı Türkün “konu mankeni” olmaktan öte bir şansı olmadığı iddia edildi. Kıbrıslı Türklerin seçilme şansının olmadığı yorumunu yapan AB haber, böylece Rumların, “Türklerin AP seçimlerine katılmasını sağladık” diye AB’de propaganda malzemesi ele geçirmiş olduğunu iddia etti…
TÜKETİCİ BORCU 220 MİLYON:
Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim, Kıb-Tek’in halihazırda borcunun 300 milyon TL, alacağının 600 milyon TL olduğunu açıkladı. Borçluların arasında en büyük payı Belediyeler alıyor. Durumları malum. Devlet kurumları da öyle. Ama ya tüketici? Tam 220 milyon. Nasıl olmuş da peşine düşülmemiş? Akim geniş açıklamasında Kurum’un sağlam olduğunu söylüyor, ama bu alacakların nasıl peşine düşeceklerinden bahsetmiyor…
BU KEZ NEYİ SATACAYIK:
Maliye eski Bakanı ve UBP milletvekili Ersin Tatar, maaş krizlerinin kapıda olduğunu ve 13’üncü maaşın ise kesinlikle ödenecek durumda olmadığını iddia etti. Kendi bakanlığı döneminde 13. maaşları ödeyebilmek için Ercan’ı 25 yıllığına özele devrettiğini ne çabuk unuttu Sayın Tatar. Bunlar da Mağusa limanını devredip öderler herhalde…
VER PARAYI OLSUN:
Milli Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu eğitimdeki en büyük sorunun, 2011 yılından sonra göreve başlayan öğretmenlerle, daha önce göreve başlayan öğretmenler arasındaki maaş farkı olduğunu söylemiş. Sayın Bakana göre, eğitimde her geçen gün düşen kalite, eksiklikler ve okulların içler acısı durumu pek sorun değil herhalde…
ZİRVEDEKİLER
AB Haber: Brüksel merkezli haber ajansı ilginç bir analiz yapmış. Bakın ne diyor: “2004 Annan Planı referandumu öncesi ve sonrası Mehmet Ali Talat’a AB yetkilileri ne sözler vermişlerdi? AB kurumlarının duvarlarının dili olsa da konuşsak. Türk ve Kıbrıs Türk bürokrasisi oyunu kuralına göre oynamadığı için Akdeniz’de enerji planlarının dışına itildiler. İşin özeti bu, her şey ortada.Yok boru hattı Türkiye’den geçecekmiş vs… diye kendinizi avutun. Ancak size sus payı verirler o kadar. Yapılan hatalardan ders çıkarmak lazım. Boş hamaset yapmayalım. Türk bürokrasisi, tabi buna siyasileri de katmak gerekir, AB ve Kıbrıs politikaları konusunda ‘UPGRADE’ olmak zorunda”…
DİPTEKİLER
Ersin Tatar: UBP milletvekili ve eski Maliye Bakanı Tatar katıldığı bir TV programında, “iki kriter var: bir, ekonomiyi büyütmek lazım. İki, büyüyen ekonomiyi daha âdil bir şekilde paylaşmak, dağıtmak lazım. Bu adil olmazsa birileri çok zengin olur, birileri de fakirleşir ve mutsuz olur…” değerlendirmesinde bulunmuş. Sanki kendi dönemlerinde onlar adil bir paylaşım ve dağıtım yapmışlar gibi. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan kimdi acaba..?
































