Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Belediyelerimiz sistemsizliğin en çarpıcı örneği…

Sistemi olmayan,
O nedenle de kurumları bir bir batan,
Vatandaşı, çalışanı bu yüzden hiç hak etmediği halde zarar gören bu ülkede sistemi yerine oturtmaya kalktığınız anda, kıyamet kopuyor.
Çünkü bu sistemsizliğe, düzensizliğe, kuralsızlığa alışanlar, kendilerini zora sokmaya gelemiyorlar. Değişime karşı direnç gösteriyorlar.
KTHY’nin son demlerinde yaşanan CAS olayının Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kurban edilmesi, koskoca havayolunu bitirmeye yetmişti…
Bu konuda diğer bir çarpıcı örnek, BRT.
Ama en korkunç örnek: Belediyeler…
Personel sayısı alabildiğine şişirilen, işçi sayısının bir kaç katı memuru olan belediyeler neden bu hale geldi dersiniz? Yine popülizm, yine seçim kaygıları. Gelirler ancak da personel ödemesine gidiyor. Yatırım, atılım hak getire. Çöpü toplayan belediye başarılı.
Personeli ödeyebilen de, diğer işleri yapabilsin diye çalışanın yatırımlarını yapmıyor.
Onlarcası bu durumda.
Şimdi Belediyeler Yasası’na gelecek olan değişiklikle, çalışanın yatırımını üç ay geciktiren belediyenin devletten aldığı katkı otomatikman kesilecek…
Aman efendim, kıyamet kopuyor. Belediyeler çıkmaza girermiş.
Çıkmazda olmayan mı var zaten…
Ayaklarını yorganlarına uzatmadıklarından bugün bu haldeler. Birileri seçim zamanlarında onlara “sen şu kadar daha istihdam yap” talimatı verince, hiç düşünmeden yerine getirdiklerinden, hizmet yapacak parayı bulamıyorlar. Varsın çalışanın yatırımı yapılmasın, varsın belediyeye yatırım yapılmasın, varsın hizmetler arttırılmasın, modernleşmesin.
Belediyeler Birliği Başkanı Mahmut Özçınar, “Sistem yanlış” demiş. Ama aynı zamanda sistemi kuracak olan düzenlemeye de karşı çıkmış. Ne istiyor; “Devletin verdiği katkı payı arttırılsın”.
Olmaz, olmamalı…
Başkan Özçınar bir başka şey daha söylüyor; “Belediyelerin mali gelirlerini artıracak düzenlemeler yapılmalı”. İşte bu doğru bir tesbit. Eğer yasada buna engel bir durum varsa, onlar düzeltilmeli. Ama bana göre şu durumda bile belediyelerin gelirlerini arttırmasının yolları var.
En basiti, çevre konusunda vatandaşın yapması gereken görevler var. Yapmayanın yakasına yapışsalar, dünya kadar gelir elde ederler. Ellerindeki gayri menkulleri ekonomik akılla yönetseler, gelirlerini arttırırlar. Projeler üretseler, gelirlerini arttırırlar. Piyasa denetimleri ile harç ve ruhsatların tahsilatlarını düzenli yapsalar, kaçağın önüne geçseler, dünya kadar gelir sağlarlar.
Bunları yapmak için sadece envanter çıkartmak, belediye içinde otokontrol mekanizması kurmak yeterlidir…
Ama bizdeki belediyelerin çoğu elli yıl öncesinin sistemiyle yönetildiğinden, kaçağın haddi hesabı yok. Gelirlerin arttırılmasından geçtik, giderlerin arttırılması üzerine kurulu bir düzen.
Maalesef yatırım ve hizmet konusunda başarılı olanların dahi, çalışanlarının sosyal sigorta, ihtiyat sandığı yatırımları yapmadıklarını, devletin katkısına muhtaç olduklarını görmek, insanı kahrediyor.
İşte size köhnemiş yapımızın en çarpıcı örneği. İki ay sonra yine seçime gideceğiz. Ve karar vereceğiz, aynı sistemsizlik devam mı etsin, yoksa kendi kendine yeten, gelirlerini arttıran projelere mi onay vereceğiz…
Ne dersiniz, düşünmeye değmez mi..? Yok, eğer değmez diyorsanız, şikayet de etmeyeceksiniz…

 

YERİN KULAĞI VAR

TAÇOY UBP’Yİ KARIŞTIRIYOR:
Hasan Taçoy’un bir ayağı DP’de, bir ayağı UBP’de. Ayrıldığı parti hakkında spekülasyonlar yapmaya devam ediyor. İttifakın bozulmasını isteyenler, Özgürgün’ün kurultayda kaybetmesini isteyenlermiş. Bu sözler, UBP’nin tabanına doğrudan bir hakaret. Tabanın ses vermesi zor belki ama, en azından Özgürgün çıkıp yanıtlamalı. Yoksa bu açıklamalar onun da işine mi geliyor..?

NASIL BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ:
Yıllık ortalama bin evlenmeye karşılık, neredeyse aynı oranda boşanmanın yaşandığı; mahkemelerin önünde on binlerce mazbata davasının bulunduğu; insanların borcundan dolayı hapis yattığı bir ülkede yaşıyoruz. Mutlu bir azınlık, bir eli yağda, diğeri balda bir yaşam sürerken, asgari ücret mahkumlarının ay sonunu nasıl getireceğinin hesabını yaptığı bu ülke ne yazık ki, uğruna binlerce şehit verdiğimiz KKTC…

TEK DERDİMİZ MAAŞ:
Gerek hükümetlerin, gerekse belediyelerin başarı kriteri ne yazık ki maaş ödemedeki becerileriyle bağlantılı. Memurun maaşını gününde ödeyen hükümetler ve belediyeler birçoğumuz tarafından “başarılı” addediliyor. “Tek maaşımı ödesin de ne yaparsa yapsın” mantığı ülkede giderek yaygınlaşıyor. Yasalar, ilkeler kimin umurunda…

GÜNÜ DEĞİL, GELECEĞİ KURTARMAK:
DPUG Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, son seçimlerde kendi partisinden milletvekili seçilenlerin partiden ayrılmalarını önlemek  için “borç senedi” imzalatacağına, keşke komitede bekleyen Siyasi Partiler, Seçim ve Halk Oylaması Yasalarının geçmesi için çaba harcasa diyorum. O zaman sadece kendi partisinin değil, ülkenin geleceğini de kurtarırdı…

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAFTASIYMIŞ:
Her yıl olduğu gibi bu yıl da kutlanacakmış. Birileri konferans düzenleyecek, iş kazalarının denetiminden sorumlu tüm yetkililer, ellerindeki hazırlanmış kağıtları okuyacaklar, gün geçecek… Oysa son 3 yıl içerisinde KKTC’de 714 iş kazası meydana gelmiş, 14’ü ölümle sonuçlanmış. Bu nüfusa göre, bu rakamlar ortada dururken, kimsenin böyle bir haftanın adını bile ağzına almaması gerekirdi. Kazaların tek nedeni, yasaların uygulanmaması ve uygulamanın denetlenmemesi. Şirketler, mali külfet getirdiği gerekçesiyle “Risk değerlendirme raporu” hazırlamıyorlar. Güvenlik önlemleri de aynı sebeple gerektiği gibi alınmıyor. Denetim tamam olmayınca, tabii ki yasaya uyan yok. Sonuç, kaza değil, tam anlamıyla cinayet…

BU NASIL BİR YOL İNŞAATI: Girne Belediyesi’nin Kordonboyu Caddesinde aylardır süren bir yol ve kaldırım çalışması var. Nasıl bir ihaleyse, bir kaç ay kapalı kalan yollar açıldıktan sonra, bir de baktık ki, ortada hiç bir şey yok. Boydan boya kazılmış, üstü toprakla kapatılmış bir yol. Ve yolun üzerinde, yer yer insan boyunu geçen kuyular. Hiç birinin etrafında uyarı yok. Özellikle de Belediye’nin araç park yerindekine bir düşen olsa, ölmesi işten değil. Böyle bir kazada kimse müteahhidi sorumlu tutmayacak. Belediye önce kendi müteahhidini denetlemeli. İnsan hayatı bu kadar önemsiz mi?  

ZİRVEDEKİLER
Toparlanıyoruz Hareketi: “Kamuya her ne statüde olursa olsun, personel istihdam edilmesinin hukuki şekli; münhal açılması, objektif ve şeffaf sınav yapılarak açıklık ve şeffaflık ilkesine uymaktan geçmektedir. Bu usulün, yasada açıkça yazılmış olması şartını aramak, son derece gereksiz bir yaklaşımdır. Devlet, siyasilerin ve partililerin işletmesi veya çiftliği olmadığına göre, söz konusu istihdamları canınızın çektiği gibi yapma hak ve yetkisine de sahip değilsiniz. Hukuk devletinin en önemli ilkelerinden biri, tarafsızlık ve fırsat eşitliğinin tüm muhataplara sağlanmasıdır”…

DİPTEKİLER
Gazimağusa Kaymakamlığı: Mormenekşe’de, köylülerin bazılarına ağıl yeri tahsis edilmezken, köy dışından bazı hayvancılara yer verilmesi protestolara neden oldu. Partizanlık yapıldığını savunan köylüler hayvanlarını toplayıp, çocuk parkına geldiler. Aradan kaç gün geçti. Olayları yatıştırmak adına köye gittiği haberi yapılan Kaymakam’dan hala açıklama yok…