Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dost acı söyler…

Hükümetin icraat yapmadaki kısırlığı, Mehmet Ali Talat’ı da konuşturdu sonunda… 
Kıbrıs Postası gazetesine konuştu Talat. Belki de ilk kez CTP’nin büyük ortak olduğu hükümete veryansın etti…
“Daha hızlı hareket etmeleri lazım. Daha hızlı tedbir almaları lazım” diyor ve hükümetin eğer giderse, yanlışlarından değil, yavaşlığından gideceğini vurguluyor.
Diğer taraftan “Hesap soracağız diye geldiler, hiçbir adım atmadılar. Ne yaptılar? Benim duyduğum bir soruşturma bile yok” derken, Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun devreye konulmamasından şikayet ediyor…
Bir de hükümetin “hükmetme” sıkıntısından söz ediyor. “Hükümet hükmeder. Karar verir, uygular, (gerekirse) yaptırım uygular ama hükümet korkuyor herhalde” diyor. Sendikalar, parti tabanı ve başka nedenlerle, “biraz irkilerek” yavaş hareket ettiklerini, aldıkları kararları halka karşı savunmakta yetersiz kaldıklarını söylüyor. Buna örnek olarak da El-Sen’in elektrikleri kesmesi şeklindeki haberleri eleştiriyor. Mesela  süt zammının halka açıklanamadığını savunuyor. Yalan mı…  Halkın bilgi edinme hakkı konusunda yasa çıkartmaya çalışan iktidar, icraatları hakkında halkı bilgilendirmekte yetersiz. Daha doğrusu ikna etmeyi beceremiyor…
Şimdi CTP’nin eski başkanının sözlerine baktığımda, partiye oy veren kitlenin rahatsızlığının nedenlerini bir bir görebiliyorum. Aslında sadece onların değil, tüm halkın… Sokaktaki vatandaş aynı konulardan şikayet etmiyor mu? Yani bir seçim vaatlerine bakıyorsunuz, bir de yaptıklarına, bir arpa boyu yol gittiklerini söylemek mümkün değil. Ne sosyal konularda, ne ekonomide hazır bir reçete olmadığı apaçık ortada. Öyle olunca da yapılan icraatlar planlı, programlı olmuyor. Bir takvimleme yok, gösterilen, varılacak bir hedef yok. Günü birlik üretilmiş yasa önerileri var sadece, bir de mevcudu idame ettirme durumu.
Aynı zamanda bu durum da, muhalefetin eline koz vermekte. Güçlü hükümetle, güçsüz hükümet ayırımı bu olsa gerek… 
Şöyle bir düşünün, bir hükümete daha 3-4 ayda ömür biçilmesi doğal mıdır? Daha önce böyle bir durum hiç görülmüş değildir. Aksine bir iktidar için 3-4 ay daha balayıdır. Alışma devridir. Kimse de çıkıp, “devirelim” demeye cesaret etmez. Olmamıştır. İlk defa böyle bir durumu yaşıyoruz.
Peki, zamlar dışında, yolsuzluk, suistimal gibi büyük bir yanlışları da olmadığına göre bu hükümet neden tartışılıyor..?
Ortaklarının bir ayağının dışarıda olması önemli bir eksi olsa da, asıl önemli etken, beklentileri yerine getirmemesi, cesur icraatlar yapacağı yönünde güven verememesidir. O da Sayın Talat’ın dediği gibi “hükmetme” konusundaki sıkıntıdan kaynaklanmakta. Yani gerekli otoritenin kurulamamış olmasından…
Mehmet Ali Talat’ın Lefkoşa Belediyesi’ne ilişkin tespitleri de açık ve net. “Ben örneğin yasal olmayan istihdamların sona erdirilmesinden yanayım. Şimdi hepsini kadroladı Kadri Fellahoğlu. Belki sendikanın istemediklerini bile…” diyor. Aynen öyle. Kurtulmaya çalışan Belediye’ye yeni bir borç yükü eklenmiştir. Neden? Çalışanlar grev yapmasın diye. Ama o çalışan, karşısında Belediye’yi düzlüğe çıkaracağına inandığı bir otorite görmüş olsaydı, o da bugün yaptıklarını yaparken, iki kere düşünmek zorunda kalacaktı. Belediyeler Yasası’nın Başkan’a verdiği yetkiler vardı. İstihdamları belirleyen yasalar vardı. Fellahoğlu yasalara sıkı sıkıya bağlı kalıp, kimsenin gözünün yaşına bakmayacağını hissettirebilseydi, bence işler bu noktaya gelmezdi. İşte nitekim dün yine atılan imzalara rağmen, sendika kapılara yığılmış vaziyetteydi.
Bütün bu olup bitenler halkın gözü önünde yaşanıyor. Vatandaş kimin neyi ne kadar yapıp yapamayacağını ayırt edecek kadar siyasetten anlıyor…
Acaba diyorum, Sayın Talat’ın uyarıları işe yarar da, akıl koyarlar mı? Bilemiyorum…

YERİN KULAĞI VAR

ETİK DEĞİL:
CTP, geçen Nisan ayında LTB’ye başkan olması için ikna ettiği Kadri Fellahoğlu’nu resmen kaderine terk etti. En zor dönemde, “partim görev verdi” diyerek ateşten gömleği giyen Fellahoğlu, şimdilerde  yalnızları oynarken, partisinin Haziran seçimlerinde yeni bir aday arayışına gitmesi, hiç de etik olmadı. En azından CTP gibi bir partiye yakışmadı. Öyle görünüyor ki CTP, harcayacak yeni adam arıyor…

TUTUN BENİ DA:
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Hakan Oran, bacasına filtre takmadığı gerekçesiyle AKSA’ya, men cezası verebileceklerini söylemiş. O zaman, ne bekliyorsun ki? Ceza verme niyetinde iseniz, elinizi tutan mı var. Sizin bu söyledikleriniz çocukların mahalle kavgasına benzedi. Hani kavgada, “Tutun beni da vuracağım ha…” der ya çocuklar, sizin işiniz de aynen öyle…

BES YİNE SOKAKTA:
Lefkoşa Belediyesinde yaşananlardan en az yöneticiler kadar sorumludurlar. Evet kimse maaş almadan, evine ekmek götürmeden, insanları bedava çalıştıramaz. Ama belediyenin durumu ortada. Zaman özveri zamanıdır. Ama bakıyorum ki sendika, “hem ekmeği bütün, hem de köpeğin karnını tok” istiyor. Bilmelidirler ki, bu gemi battığında hep birlikte batacaklar…

BİR BECEREBİLSEK:
Dubai’de açılan “gıda fuarında” KKTC’den  ve Güney Kıbrıs’tan katılan firmalar, ilk kez  yan yana stantlarda buluşmuşlar. Gayet normal. Komşumuz ile sadece fuarlarda değil, sosyal ortamlarda, lokantalarda ve daha birçok yerde yan yana gelebiliyoruz ama, ne hal ise yan yana huzur içinde yaşamayı ve paylaşmayı, birbirimizin haklarına saygı göstermeyi beceremiyoruz. Zaten onu da becerebilsek, Kıbrıs sorunu diye bir konumuz kalmayacak…
 
BİRAZ GEÇ KALMADINIZ MI:

Maliye Bakanı Zeren Mungan, inşaat sektörü vasıtasıyla diğer sektörlere hareketlilik getirmesi için böyle bir düzenleme yapılmasına karar verildiğini anlattı. Tasarının yeni yapılacak konutlara yönelik olduğunu anlatan Mungan, piyasaya hareketlilik getirmeyi planladıklarını kaydetti. Hükümet kurulalı altı ay geçti, bunlar hala daha düzenleme yapmakla uğraşıyorlar. Memleket yangın yerine dönmüş, iflaslar başlamış kimin umurunda.  Günlerimiz “cel-caklarla” geçiyor…

İYİ GÜZEL DE:
Başbakan Yorgancıoğlu, 6 ayda 70 yasa tasarısının Meclis’e geldiğini, bunların birçoğunun da hükümet tarafından getirildiğini dile getirmiş. Tüketiciyi koruma adına da, hayvancıyı koruma adına da ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden Yorgancıoğlu, hellim fiyatlarının ve tüp gazın fiyatlarının artması konusunda soruşturma başlatan Rekabet Kurulu’nu da kutladı. İyi de 70 tasarının kaçı yasallaştı ve bu yaslarla toplum ne kazandı? Rekabet Kurulu’nu kutlamanıza diyecek bir sözümüz yok. Ama önemli olan, başlatılan soruşturmanın nasıl ve ne zaman sonuçlanacağıdır. Baksanıza soruşturma sürerken, tüp gaza ha bire zam geliyor.

 

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Saydam: “Çözüm, evet çözüm ama adil bir çözüm. Ekonomik alanda da yaşayabilir bir çözüm… Gerçekten uzaklaştırılarak, büyük vaatler ile geleceği hayal ede duralım, önümüzde bekleyen altı doldurulmuş ve/veya doldurulmayı bekleyen önemli noktalara dikkat edelim. Hepimiz çözüm istiyoruz, bu tartışılmaz ama bu topraklardan da sökülüp atılmak istemiyoruz..”.

 

DİPTEKİLER
Boğaz Çöp Alanı: Hafta sonu güzel havadan yararlanıp Boğaz’da piknik yapmaya gidenler kaça kaça bir olmuş. Kırık masalar ve tam bir çöp toplama merkezi görüntüsü. Aslında KKTC genelinin bir kesiti… Etrafta çöp kutusu bulamayan vatandaş, atıklarını savurup gitmiş. Hem de öyle böyle değil, ayların çöpü birikmiş. Her kime bağlıysa bilmiyorum ama, bakamıyorsanız kiralayın adam gibi bir işletmeciye, hiç olmazsa temiz kalsın…