CTP-BG/DP-UG Hükümeti’nin kuruluşundan bu yana, güvenoyu aldıkları günü bile baz alsak, tam 5 ay 20 gün geçti. Bu süre zarfında hükümet, vatandaşın gündelik yaşamını kolaylaştıracak bir tek olumlu kararını açıklasın ben dişimi kıracağım. Altı ayda, sadece konuştular ve bir de bol bol da zam yaptılar…
Akaryakıta son 6 ay içerisinde gelen zam oranı yüzde 30 civarında…
Elektriğe gelen zam ise yüzde 25-30…
Ekmek ve süt fiyatları, yine bu hükümet döneminde yüzde 25 zam gördü…
CTP-BG/DP-UG Hükümeti’nin 38.5 TL’den devraldığı tüp gazın bugünkü fiyatı, 45.5 TL. Yani 6 ayda yapılan zam oranı neredeyse yüzde 20…
Havadis Gazetesi’nin dünkü manşet haberini okudunuz. Tüm harçlara yüzde 10 zam!!!! Yani marttan itibaren araç ruhsatları, kimlik kartı, ehliyet, pasaport için yüzde 10 daha fazla para ödeyeceğiz. Bu zamlar, iki yüz küsur bin aracın olduğu ülkede, normal seyrüsefer ruhsatı çıkaramadıkları için “kaçak” olarak kullanan on binlerce araç sahibine bir o kadar daha eklemekten öte bir işe yaramayacak… İddia ediyorum, polis kontrolünü sıklaştırsın, seyrüsefer de sorsun, bakın görün her gün yüzlerce kişiye ceza kesecek…
Halk günden güne fakirleşirken, ülkeyi ucuzlatma sözü veren bu hükümetin uygulamaları için ne söylenebilir ki..?
Dövizde yaşanan artışın bizden kaynaklandığını saymasak bile, hükümetin bu konuda hiçbir tedbir almaması, ileride yaşanabilme olasılığı yüksek bir “dövizzede krizini” es geçmesini nasıl izah edebilir ki..? Hepsi bir yana, döviz artışından dolayı ithal ürünlere gelen zamların, vatandaşa ek külfet getirdiği gerçeğini göz ardı edebilir misiniz..?
Bir başka gerçek; memura az çok bir artış gelirken özel sektör çalışanının durumudur. Başbakan’ın “Gerekirse asgari ücret yeniden düzenlenir” şeklindeki sözündeki gereklilik, hala oluşmamış mıdır?
Kısacası, hükümetin 6 aylık performansına baktığımızda, bu hükümet vatandaşın refahını düşünüyor diyebilir miyiz..?
Vatandaşı bırakın, hükümet para bulmak, hazineye kaynak yaratmak adına Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi, hek araçları, hurda tarım ve makine aletlerini ay sonu açık artırmayla satışa çıkarıyormuş. Bu haberi okuyunca durumun ne kadar vahim olduğunu anladım. Hani bir laf var, “kelin ilacı olsa başına sürer” diye ya, işte bizim hükümetin durumu da aynen böyle…
Ne yazık ki, Polise bir müdür, Lefkoşa’ya Kaymakam atamaktan aciz bir otorite ile karşı karşıyayız…
UBP’nin yaptıklarından, daha doğrusu yapmadıklarından bıkan toplum, umut olarak gördüğü sizlere oylarını verdi de ne oldu..? En büyük destekçiniz olan sendikaların da umutları bir bir sönüyor. “Gelen ağam, giden paşam” misali, dün söylediklerinin bugün tam tersini yapan bir hükümet var şu an ülkede. Tepkiler giderek yükseliyor. Sadece bir günde Lefkoşa’da 3 farklı eylem yapıldı, ülkedeki pahalılık ve adaletsizliği protesto etmek adına…
Peki ama, hiç mi iyi bir şeyler yapmadı bu hükümet diyeceksiniz… Bence yaptıkları tek şey var. O da bol bol konuşmak ve popülizm…
Ülkeye girişlerde, kaçak işçi konusunda, en önemlisi kaçak ekonomi konusunda ne gibi adımlar attılar. Allah’a şükür işyeri denetimlerinden bile haber yok çoktandır. Kısacası bu gidişat gidişat değil…
Ve en önemlisi “kamuda reform” deyip, mevcut müşavir sayısını yüz küsurdan iki yüze çıkardılar. Hala daha boş olan münhaller var. Hiç olmazsa, UBP’nin görevden aldıklarını geri getirselerdi, onu bile yapmadılar… Memurlarına verdikleri artışı, bir ay içinde geri alan böyle bir hükümet için söylenecek tek şey, “Allah onları başımızdan eksik etmesin” olmalı…
YERİN KULAĞI VAR
TOKAY AYRILIYOR MU:
Başbakan Küçük’ün imzasını “sahteleme” iddiasıyla hakkında dava açılan, ancak Kamu Hizmeti Komisyonu’ndaki görevine devam etmeyi sürdüren Mustafa Tokay’ın, odasındaki şahsi eşyalarını toplamaya başladığı iddia ediliyor. Önceki gün gelen bir ihbarda, Tokay’ın eşyalarını neden topladığını soranlara da, “Burada artık işim yok” dediği iddia edildi…
SAHİ O HARÇ İNDİRİMİ NE OLDUYDU:
Bakanlar Kurulu geçtiğimiz ay harçlarını ödemeyenlere ceza indirimi kararı geçirmişti. Kararın üstünden 20 gün geçti, bu kez de zammı geçirdi. Merak ediyorum o harçlarını ödemeyenler ne oldu? Devlet bu işten ne gelir sağladı, ya da adalet ne kadar yerine geldi de ben şimdi zamlı ödeyeceğim? Ben derken, harçlarını zamanında ödeyenleri kastediyorum. Yani enayileri… Kimin ruhsatını çıkartmadığı kayıtlarda belli. Üstüne gitmek, yakalamak öyle kolay ki. Çıkart arabayı trafikten bakalım ödüyor mu ödemiyor mu..?
UZMANI DA AYNI ŞEYİ SÖYLÜYOR:
Dünkü yazımda olası bir anlaşmaya bu yapımızla gidemeyeceğimizi yazmıştım. Hem devleti yakından bilen, hem de sayılı ekonomistlerimizden olan Sayın Ünal Akifler de benzer bir yorum yapıyor ve bakın ne diyor: “Eğer bir anlaşma olur ise, Güney Kıbrıs ve AB ile bütünleşeceğiz… Bizim ekonomik ve sosyal vücutta, yönetim becerimizdeki zafiyetler yapısaldır; değiştirmek, zamanla anlaşıldı ki büyük cesaret, beceri ve ancak dış şokla mümkün”. Akifler aynı zamanda çok çalışmak, üretmek gerektiğini de vurguluyor. Akifler’in yazısının tümünü dünkü Havadis’te bulup okumanızı tavsiye ederim…
SÜRPRİZ, SÜRPRİZ:
Rum lider Anastasiadis’in sözleri dikkat çekici. “Doğal gaz için Türkiye’ye doğrudan bir boru hattı inşa etmek çok daha ucuz bir alternatif” diyor. Bunu ilk kez söylüyor. Cyprus Mail bile bu söyleme şaşırmış; “Sürpriz, sürpriz” başlığını koymuş. Anlaşılan doğal gaz çıkartma işindeki paydaşlardan aldığı telkin bu yönde. Ama bunun yanında bir de Türkiye’nin bu yolla İsrail’le ilişkilerini düzeltme fırsatından söz ediyor. İkisini bir arada düşününce insan “bunun altında ne olabilir” diye düşünüyor. Yani düğün değil, bayram değil. Bence bu sözler, güven arttırıcı önlemlerle ilgili bir beklentiye işaret ediyor…
YA YİNE GEÇEMEZLERSE:
366 İnisiyatifi Temsilcisi Sadık Gardiyanoğlu, işten durdurulacağı açıklanan geçici memurların Kamu Yeterlik Sınavı’na “büyük bir baskı altında ve moral bozukluğu içerisinde” girdiklerini öne sürerek, “ikinci bir hak” talep etti. Sınava aynı şartlarda girip de geçenler nasıl başarılı oldular acaba? Bence o “az kesim”i sınavlardan muaf tutalım olsun bitsin. Öyle görünüyor ki, morallerinin düzeleceği yok…
HEM SUÇLU, HEM GÜÇLÜ:
BES, Lefkoşa Terminal Alanı’na kurulan pazarın çöplerini toplayan Kar-İş’e yaptıkları eylemin etkisini azalttıkları gerekçesiyle eleştiride bulunmuş. Lefkoşa’yı çöpe teslim ettikleri yetmiyormuş gibi, pisliklerini temizleyenlere de kızıyorlar. Hani bir laf var, “hem suçlu, hem de güçlü” diye, BES’in durumu aynen öyle işte…
ZİRVEDEKİLER
Gıda Bankası: KKTC’de yaşayan yabancıların kurduğu Children in Need Foundation, ihtiyaçlı çocuklara ve ailelere dağıtılmak üzere bir Gıda Bankası kurdu. Böylece sponsorlardan ya da gönüllülerden sağlanan gıda maddeleri, Sosyal Hizmetler Dairesi’ne bağlanan Gıda Bankası’nda toplanacak ve dağıtılacak. Halkımız ve diğer yardım kuruluşları da bireysel olarak bu faaliyetleri yapmaktalar. Şimdi hizmet tek elden ve sağlıklı bir şekilde yürütülmüş olacak. CNF’yi kutlamak lazım…
DİPTEKİLER
Devletin Adalet Anlayışı: Seyrüsefer harçları da zamlananlar arasında. Bu konudaki adaletsizliği de yıllar yılı yazdık. Geçmişte mazotun ucuz olduğu devirde diesel araçların ruhsatları yüksekti. Ama şimdi eşitlendiğine göre bu farkın da ortadan kalkması gerekmez miydi? Baktık aynen devam… Ersin Tatar’a anlatamadık, Mungan’ın da anlamaya niyeti yok. Devlet kendi gelirinden vazgeçmesin diye adaleti çiğnemekten kaçınmıyor bu kadar basit…
































