Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kendine bunu yapan devlete ne yapmaz…

 

İki gündür UBP’nin delik deşik seçim bütçesinden bahsediyoruz…
Dün Radyo Havadis’te Özdemiz Tokel, DP’nin seçimlerde reklam harcaması olarak 500 bin TL civarında bir harcama yaptığından söz ediyordu. UBP’nin harcaması ise 4 milyonun üstünde.
Paranın kaynağı belli değil, faturalar kayıp…
Yani UBP’nin içinde bu raporlama ilk defa yapılıyor, bizler de yazıp çiziyoruz da, bu olaylar ilk defa mı oluyor?..
Vatandaş sonuçları ilgiyle izliyor ama eminim şaşırmıyor, sadece eğleniyor…
İsimler, isimler, isimler… Herkes röntgencilik yapmakla meşgul. Dedikodu, bizim kültürümüzün en belirgin özelliği ya…
Oysa o kaybolan paraların seçimde dağıtıldığını herkes bilmiyor mu? Bu daha önce de yaşanmadı mı? Hatta başka partilerden birileri para dağıtmaya giderken yolları kesilmedi mi? “Parayla oy satın aldık”, ya da “Şu kadar oya karşılık, bu kadar para istendi” diyenleri dinlemedik mi? Hatta Cemal Bulutoğluları, kazanmadığını sanıp, Surlariçi’ndeki ahaliye dağıttığı paraları haram etmemiş miydi…
Konu basit, nasıl olsa denetim olmadığını bilen koca koca siyasetçiler, ülke yönetiminde oturanlar koltuklar sallanmaya başlayınca önüne arkasına bakmamışlar, bir kısmı para dağıtmış, bir kısmı da seyretmiş. Hatta devletten vergi de kaçıracak kadar gözleri dönmüş. Şimdi çıkmış hesap sormaya kalkıyorlar…
İrsen Küçük günah keçisi… Sayman, o günlerin İçişleri Bakanı, şimdi hesap soran pozisyonda. Ya Maliye Bakanı’na ne demeli..? Hiç “haberim yoktu”ya yatmasın. Satılan biletlerin üstünde numaralar var. Maliye Bakanı’nın, kendine bağlı bir Daire’nin, kendi partisine verdiği piyango izninden, o iznin içeriğinden haberi olmaz mı..?
Bunlar partilerinin içinde yaptıkları.
Ya bu kadronun, o gözü dönmüşlükle devlete verdiği zarar..? İşte sayıları kamuya bağlı kuruluşlarla 400’ü geçen istihdamlar? O kandırılan insanlar? Devlete ve onun kurumlarına bindirilen o altından kalkılamaz yük..?
Şimdi ben bunların yaptığı ihaleleri de sorgulamaz mıyım? O paranın kaynağını öğrenemediğim sürece de icraatlarından kuşkulanmaz mıyım..?
Kuşkulanırım tabii. Benim için bu son UBP hükümeti, tüm icraatlarıyla şaibelidir. Hatta şu anda sadece bu paralar hakkında hesap sorulması, tüm konulardan, hatta döviz krizinden, hayat pahalılığından bile daha önceliklidir…
Tartışma artık Anayasa Mahkemesi’nin kapısına dayanmıştır. Hem demokrasinin, hem adaletin gereği olarak bu tuhaf hesaplar adalet tarafından masaya yatırılmalıdır. Yatırılmalıdır ki, bugüne kadar aynı alışkanlıkları sürdürenler, bir daha bu yollara tevessül edemesinler.
Sorgulanamayan, sorgulayamayan rejime demokrasi denebilir mi..?

YERİN KULAĞI VAR

YOK ASLINDA BİRBİRLERİNDEN FARKLARI:
Günlerdir Havadis Gazetesi’nin ele geçirdiği “UBP seçim harcamaları” raporunu okuyoruz. Biraz şaşkınlık, biraz da hayretle… Hesabı tutulmayan veya verilemeyen milyonlar, kapanın elinde kalan dudak uçuklatan rakamlar. Aslında KKTC siyasetinde yıllardır var olan, kapalı kapılar ardından konuşulanları Havadis belgeleriyle bizlere duyurdu. Belki de yıllardır bütün partilerde yaşananlar ilk kez deşifre ediliyor. Hiçbir siyasi parti çıkıp da eleştiremiyor, çünkü birbirlerinden farkları yok…

İŞLERİNE Mİ GELİYOR:
UBP’nin hesap rezilliği, şu bir türlü anlaşamadıkları Siyasal Partiler Yasa değişikliğini hazırlamak konusunda Meclis’teki tüm gruplara bir uyarı olmalı. Bunu yazıyorum da, acaba diyorum, bu yasa değişikliğini bir türlü geçirememelerinin sebebi, mevcut yasadaki boşluklardan vazgeçmek istemediklerinden olmasın sakın. Mesela Yasa’nın 34. Maddesi, defter ya da kayıtları tutmayan veya kusur ve ihmal sonucu kaybeden, kayıtları bozanlar için sadece 1000 (bin) TL ceza öngörüyor. Bu da birilerinin işine gelmez mi şimdi…

ALLAH GÖNLÜNE GÖRE VERSİN:
DP-UG Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş yeni Genel Sekreterle ilgili olarak, “Gönlümdeki genel sekreter Hasan Taçoy”dur dedi. Nedenini de, “partideki kaynaşmayı sağlamak adına” olduğunu açıkladı. Aslında herkesin aylardır konuştuğunu dillendirdi Sayın Denktaş. Ne diyelim Allah gönlüne göre versin… Bir gün gelip, geriye baktığında partiyi de bulamayacağını hesaplar herhalde.

MAHKEME KARAR VERECEK:
Vakıflar Bankası’ndaki görevlerine son verilen 24 kişi yasal yola başvuruyor. Durdurulmalarıyla ilgili olarak mahkemeden ara emri almayı planlayan söz konusu 24 kişi, mahkemenin haklarında vereceği karara kadar görevlerinin başına dönebileceklerine inanıyorlar… Eğer ara emri almayı başarırlarsa, bizim mahkemelerin durumuna göre nereden baksanız karar için en az 1-2 yıl süre gerekecek. Bu süre zarfında da herkes işine devam etmiş olacak. Boşuna dememişler demokrasilerde çare tükenmez diye…

HEPSİYLE DE OYNUYOR:
Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lazım. Hükümetin küçük ortağının Genel Başkanı’nın bugünlerde keyfine diyecek yok. Millet nikah kıymak için adeta kapısında yatıp kalkıyor. Ama o herkese mavi boncuk dağıtarak, bu işin keyfini sürüyor. Bir tarafta sesini çıkarmayan, kendi dünyasında yaşayan “iyi bir eş”, diğer taraftan uğruna dağları delmeye razı “fanatik aşık”. Aslında boşamaya niyeti yok ama el altından umut dağıtmak da hoşuna gidiyor aslında…

KIBRIS İÇİN NE DEMİŞ OLABİLİR:
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland eğer geçen hafta Kıbrıs’ta temaslar yapmamış olsaydı, haber çok da ilgimizi çekmeyecekti. Ancak Kuzey’de ve Güney’de temaslar yaptıktan birkaç gün sonra, Ukrayna’daki olaylarla ilgili olarak “F…k the EU” demesi üzerine, ister istemez Kıbrıs için ne söylemiş olabileceğini düşündüm. Keşke öğrenebilseydik. Olayın diğer bir ilginç yönü, ABD gibi bir dünya devinin Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın, bir Büyükelçisiyle yaptığı telefon konuşmasının Rusların eline geçmesi. Gerçekten ilginç…

 

ZİRVEDEKİLER
Erdem Erginel: Kıbrıslı Türk Erdem Erginel, Avrupa Komisyonu Sağlık Genel Direktörlüğü’nde, üçüncü ülkelerle olan ilişkilerden sorumlu konuma getirildi. Yüksek Mahkeme eski Başkanlarından Taner Erginel’in oğlu olan Erdem Erginel’e helal olsun diyoruz. Azim ve mücadele ile Kıbrıs Türklerinin de hak ettiği değerlere bir gün kavuşacağına inanıyor ve Erginel’i kutluyoruz…

 

DİPTEKİLER
Yasa Var, Ama Denetim Yok: Farklı şirketlerin gaz tüplerinin birlikte taşınması suçmuş. Bir yaşıma daha girdim. Çok uzun bir süreden beri ortalıkta türeyen gaz dağıtıcıları, her firmanın tüpünü de dağıtıyorlar. Hatta sizden aldıkları depozito ile yerine verdikleri farklı olabiliyor. Markasını sormuyorlar bile. Meğerse yasası varmış. Görüyor musunuz denetimsizlik nelere kadir. Birileri bu yolla belki de haksız kazanç sağlayıp gidiyor, olaya bir siyasinin adı karışıncaya kadar da kimsenin ruhu duymuyor. Rumlar “Korsan devlet” dediklerinde kızıyoruz ama bu nedir sizce?

Foto Gündem

Fotoğrafı sosyal medyada gördüm. Lefkoşa’da Girne Kapısı’nda okulların önünde çekilmiş. Altında da “Sıkıysa gel sen bas” yazıyordu