DP-UG’nin pazar günkü kurultayını rakiplerine karşı büyük fark yaparak kazanan Serdar Denktaş’ı kutlamak gerek. Seçim öncesi, sonrası ve kurultay sürecinde haylı sıkıntılı günler yaşayan Denktaş, hem CTP, hem de UBP kurultaylarından daha kalabalık ve daha coşkulu bir kurultay ile hem gövde gösterisi yaptı, hem de partinin kesin hakimi olduğunu gösterdi…
Aslında dünkü kurultay UG kanadının DP’ye katılmasıyla birlikte parti içerisinde başlayan ötekileştirme kavgalarına da son noktayı koyarak DP ile UG kanadının kaynaşmayı ve bütünleşmeyi gerçekleştirdiğinin mesajını vermesi açısından da önemliydi…
Pazar günkü kurultayda, Başaran Düzgün’ün dediği gibi 3 olay öne çıktı. Birincisi Serdar Denktaş’ın kurultaya gelen partililere yönelik yaptığı konuşmasında, “bireysel taleplerin de karşılanacağı” sözleri, kalabalık bir gurupla kurultaya katılan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na partililer tarafından gösterilen sevgi ve alkış tufanı ve son olarak da gençlerin fazlalığı gözlerden kaçmadı… Başaran Düzgün’ün bu üç tespitine ilaveten, UBP milletvekili Ersin Tatar’ın kurultayda yaptığı ve herkesi “Eroğlu etrafında kenetlenmeye” çağırdığı konuşmayı da, kurultaya damgasını vuran dördüncü bir not olarak ekleyebiliriz…
Kısacası, Demokrat Parti’nin bu kurultayda, Ulusal Güçler ile kucaklaştığını söyleyebiliriz. Artık, DP ve UG yan yana anılabilecek. Zaten oluşan yeni Parti Meclisi’ne baktığımızda da çıkan listenin, Denktaş- Taçoy uzlaşısının bir sonucu olduğunu görebiliriz…
Kurultay sonrasında Serdar beyin diğer adayları yanına çağırdığı, tablo hoştu. Serdar bey, DP’ye mutlak hakim olduğunu bir kez daha ispatladı. Sonuç olarak DP-UG’nin, gövde gösterisi noktasında pazar günkü sınavı her şeye rağmen başarı ile geçtiğini söyleyebiliriz…
DP’nin misyonu ve Eroğlu…
Yıl 1992… UBP içerisinde genel başkan Derviş Eroğlu’na karşı başlatılan ve partide bir reform yapılması istemi ile harekete geçen 9’lar grubu, partiden istifa ederek, Demokrat Parti’yi kurmuşlardı… Aradan 20 yılı aşkın bir süre geçti. O dönemde DP neden kurulmuştu, hatırlayan var mı..? Tek kelimeyle, Eroğlu’nun yönetim şekline tepki diyebiliriz… O günlerde 9’ların misyonu ve amacı, Eroğlu’nun anti demokratik yönetimini ortadan kaldırmaktı. Geçmişte Eroğlu’nun partiden ayrılan 9’lar için söylediği “kayanın üzerindeki tozlar” benzetmesi, sonraki yıllarda yine bir DP kurultayında Serdar Denktaş’ın “Bana bir kırbaç verin” diyerek Eroğlu’nun UBP’sini işaret etmesi unutulmuş. Bugün Eroğlu DP kurultayında genel başkan Denktaş’tan daha çok alkış alıyorsa, Demokrat Parti’nin kuruluş misyonu bitmiş olmuyor mu..? Yok eğer konjonktür bahanesine sığınacaklarsa, o zaman Demokrat Parti’nin programı ve tüzüğünde artık değişim zamanı gelmiştir demektir. DP-UG’nin yeni hedefler belirlemesi normaldir. Ancak pazar gün o salonda yaşananlar, aslında Derviş Bey’in büyük bir politikacı olduğunu gösteriyor. Kimse kusura bakmasın ama CTP de dahil, Derviş Bey bu “kasabayı” iyi yönetiyor…
YERİN KULAĞI VAR
TATAR’IN İLGİNÇ KONUŞMASI:
UBP Milletvekili Ersin Tatar’ın DP-UG Kurultayı’nda yaptığı konuşmayı dinleyenler, “konuşan bizden biri mi” demekten kendilerini alamamışlar. Hatta iddiaya göre, Tatar’ın konuşmasının ardından Serdar Denktaş’ın yanındakilere, “yanında üyelik formu olan varsa gidip Ersin Bey’e imzalatsın” yönlü bir espri yaptığı konuşuluyor… Bu arada UBP tabanında, “Ersin Tatar’a bu şekilde konuşma yetkisini kim verdi” tartışması da sürüyor.
TAÇOY GENEL SEKRETER:
Pazar günkü kurultayın böylesine coşkulu geçmesinde önemli bir rol oynayan Hasan Taçoy’un önündeki tüm engellerin kalktığını söyleyebiliriz. Daha şimdiden, DP-UG’nin yeni Genel Sekreteri Hasan Taçoy’dur dersek yanlış söylemiş olmayız…
DP’LİLER UG’LİLERİ KESTİ Mİ:
Parti Meclisi listelerinin havada uçtuğu DP-UG Kurultayı’nda, bazı DP’lilerin UG kanadına ait adayları kestiği ve listelerinde yer vermediği gözlemlendi. Halbuki dünkü o ortamdan sonra, biz ayrı-gayrılarının olmadığını sanmıştık ama, gelen duyumlar bu kavganın hala sürdüğü yönünde…
“VESAYET” GÖZÜYLE BAKMAK:
CTP Milletvekili Asım Akansoy, Türkiye’de bir partinin düzenlediği konferansta Parti olarak hedeflerinin, her sorunu Kıbrıs sorununun çözümüne indirgemek yerine, iç koşulları iyileştirmek ve “vesayet ilişkilerini geriletmek” olduğunu söylemiş. Vesayetten kastı Türkiye. Bu bana ters geliyor. Yaşadığımız koşulları “vesayet” olarak nitelemek ancak bizi küçültür. Kendimize güvenmediğimizi gösterir. Eğer ortada bir vesayet varsa, toplum bunu kendi yaratmış demektir. CTP de dahil, kimse de kendini bu sorumluluktan soyutlayamaz. Türkiye’den her türlü yardımı talep ederken, aklınızda “vesayet” fikri varsa, o ilişkileri hiçbir zaman istediğiniz düzeye getiremezsiniz…
CİNAYETE TEŞEBBÜS:
Trafik polisinin üstüne 3 kez, üç ayrı yerde arabayı sürmüş, polisi yaralamış, kaçmaya çalışmış yakalanmış. Yaşı küçük diye ismi açıklanmamış. Ehliyeti var mı yok mu belli değil. Olayın iki yönü var. Bir tanesi yaptığı tam anlamıyla cinayete teşebbüs. Uzun yıllar önce Girne’de meydana gelen benzer bir olayda sürücü cinayete teşebbüsten yargılanmıştı hatırlarım. Diğeri de, nasıl bir gençlik yetiştiği konusu. İki hafta önce 4 gencin hayatına mal olan kazaya bakın, daha yüzlercesine de, hem kendi hayatını, hem başkalarınınkini tehdit etmekten çekinmeyen bir gençlik. Biz nerede hata yaptık..?
ADALET İÇİN YARGININ HIZLI HAREKET ETMESİ GEREK:
Yeni hakimlerimizi kutluyoruz. Karşılarındaki iş yükünü de biliyoruz. Ancak dileyelim ki yargıya katılan bu yeni kanla, davalara da hız gelsin. Baksanıza üç yıl önce üç gencin hayatına son veren kazanın sorumlusu daha yargılanmamış. Geçtiğimiz hafta 4 genci daha kurban verdik. Adaletteki gecikme hem toplum vicdanını yaralıyor, hem de cezaları caydırıcı olmaktan çıkartıyor…
ZİRVEDEKİLER
Birikim Özgür: Özgür, Elektrik Kurumu’nun alacakları meselesinin ancak kesintiler başladıktan sonra ele alınabildiğine dikkat çekiyor ve “mali yardım bağımlılığı”nı, kanser vakasına benzeterek, bunun sorunların çözümüne odaklanmayı ötelediğini savunuyor. Bu tespitten sonra da “reform hükümeti artık bir yerden başlamalı ve bu hastalığımızı da tedavi etmelidir” diyor…
DİPTEKİLER
Ulusal Birlik Partisi: Kıbrıs Türklerini, Avrupa Parlamentosu’nda kendi seçtiği milletvekillerinin temsil edeceği yönünde, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin imzasına açılan ortak metni UBP imzalamadı. Hayretler içinde kaldım. UBP’deki başıbozukluk, öyle bir hale gelmiş ki, ideolojik olarak bağlı bulunduğu ilkelere bile duyarsız kalabiliyor. Ellerine geç geçmiş de, grupta değerlendireceklermiş de… Yazıklar olsun. Başkanı daha düne kadar Dışişleri Bakanı olan, hem de milli davanın bekçisi diye geçinen bir parti…
































