Lefkoşa Belediye Evleri sakinleri dövizin artışına isyan ederek, tedbir istemişler. Bir kere eğer bir tedbir alınacaksa, herkese uygulanır olmalı. Durumları, herhangi bir müteahhitten dövizle ev alanlardan farklı değil. Tabii onlar karşılarında bir kamu kurumu olan belediyeyi gördüklerinden açık talepte bulunuyorlar…
Ya diğerleri, binlerce yeni dövizzede ne yapmalı..?
Onun için kimseye ayrıcalık tanınmadan, aynen Ahmet Uzun’un müteahhitlerle ev sahipleri arasında yaptığı anlaşmalar benzeri bir uygulamaya gidilmeli, ya döviz dondurulmalı, ya borçlar yeniden yapılandırılmalı, ya da TL’ye geçiş zorunlu hale getirilmeli. Haspolat Muhtarı Cemal İnangil “Devlet bu sorunu daha önce de yaşadı. Bir tecrübesi olması gerekmez mi” diyerek, durumu öyle güzel özetledi ki…
Dün Meclis’te Ersin Tatar, yaşanan hayat pahalılığı ve dövizdeki artış konusunda Meclis bünyesinde bir Ad-Hoc Komite kurulması önerisini gündeme getirdi. Ortak akılla ve konsensüsle yapılacak düzenlemelerin çok daha olumlu sonuç vereceği kuşkusuz. Umarız hükümet bu öneriyi de değerlendirir…
*****
Kuraklığa kafa yoran var mı..?
Kuraklık kapıda. Kuraklık deyince ilk akla gelen kuraklık tazminatı tabii. Üretim yapılamadığı gibi, bir de üstüne üstlük devlet bütçesine ekstra bir yük. Hem de tam battığımız bir dönem.
Ancak kuraklığın getirdiği esas sorun, yeraltı sularının durumu…
Yağış beklenen dönemin sonuna yaklaşırken, bu yılın kurak geçeceği açık seçik ortada.
Meteoroloji Dairesi’nin web sitesi, kuraklık haritaları yayınlıyor. Buna göre 2013 sonu itibarıyla yapılan değerlendirmede, genel olarak kuraklığın varlığı ortaya konmuş. Özellikle Karpaz bölgesinde yer alan Yenierenköy’de olağanüstü kuraklık; Kuzey sahil ve Beşparmak bölgesinin batı kesimi ile Karpaz bölgesinde yer alan Çayırova ile Dipkarpaz ve Zaferburnu yöreleri çok şiddetli kuraklık; Güzelyurt ve İskele yöreleri şiddetli kuraklık; Kuzey sahil ve Beşparmak bölgesi içerisinde yer alan Girne, Boğaz ve Tatlısu yöreleri orta kuraklık, batı Mesarya bölgesi ise hafif kuraklık etkisi altında kalmış. Bu yörelerimiz dışında orta Mesarya bölgesi ile Esentepe ve Değirmenlik yörelerinde ise kuraklık ve nemlilik durumunun normal civarında olduğu belirtiliyor. Göletlerin ise doluluk oranı yüzde 23…
Bu veriler de ortada olduğuna göre, tasarruf tedbirlerinin çoktan gündeme alınmış olması gerekirdi. Halkın suyu tasarruflu kullanmaları konusunda kamu spotları hazırlanıp yayına verilmiş olmalı, bahçe, çiçek sulama işleri denetime alınmalıydı. Belediyeler kesinti programlarını yapıp, halka duyurmalıydı.
Anlıyorum, herkeste bir “Nasıl olsa Türkiye’den su gelecek” havası var. Ancak o su ne zaman gelecek? Ne zaman verimli bir şekilde kullanıma verilecek? Henüz belli değil. Ya da mesela KKTC’ye suyun geleceği Anamur’daki Dragon çayının durumu nedir? Malum Türkiye de ciddi bir kuraklık yaşıyor. Alaköprü Barajı’nda ne kadar su toplanabilmiştir. Bunları bilmiyoruz. Ortada henüz paçaları sıvayacak bir dere yok. O nedenle, tedbirlere ihtiyacımız var…
Henüz geç değil. Ancak bir süre daha seyretmeye devam edersek, bu yaz çok sıcak geçecek…
YERİN KULAĞI VAR
GÖZLER DP-UG’NİN KURULTAYINDA:
UBP kurultay döneminde işe alınanlarla ilgili, UBP ile DP’lilerin faaliyeti malum. Son günlerde özellikle DPUG kanadının çalışanlara “2 Şubat’ta yapılacak kurultayı bekleyin, çıkacak sonuca göre, hükümet de bozulabilir” dedikleri iddia ediliyor. İki partinin milletvekillerinin ikili üçlü gruplarla yaptıkları toplantıların sebebi anlaşılıyor.
CTP GERİ ADIM ATTI:
DP’nin bu ayın başında sunduğu geçici personel istihdamına son verilmesi ve halen görev yapmakta olan geçici personelin, önceki haklarından aynen yararlanmaya devam etmelerini ve hizmet sürelerinin aynı yöntem ve şartlarla uzatılabilmesini amaçlayan “Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Önerisi”nin ivediliği, hükümet ortağı CTP tarafından reddedilmişti. Dün baktık, CTP de yasaya olumlu oy verdi. Şimdi bu geçecek olan genel yasayla nasıl uyum sağlayacak, orası meçhul. Zaten TDP de bu yüzden, baştan olumlu oy kullandığı tasarıya son anda çekimser kaldı. Sonuçta DP, geçiciler konusunda CTP’ye dediğini yaptırdı…
VATANDAŞ HUZURSUZ:
İşçevreleri, çalışanlar, velhasıl toplumun her bireyi huzursuz. Toplum, 1963- 74 döneminde yaşamadığı sıkıntıları yaşıyor. 1974 sonrası bolluğa alıştırılan bu halk, artık kemerleri sıkmayı ve yaşam tarzını değiştirmeyi öğrenmek zorunda. 1960 yıllardaki gibi ya göç edeceğiz, ya da zehirli gıdalardan, trafikten ölmeyi bekleyeceğiz. Kabullenemediğim fakirlik değil, gördüğüm çaresizliktir…
HÜKÜMETİN ELİ KOLU BAĞLANMIŞ:
Ülkede yaşanan hayat pahalılığı, akaryakıt, elektriğe gelen zamlar ve son olarak da dövizde yaşanan inanılmaz artış, ülkede yaşamı çekilmez hale getirdi. Hükümet ise eli kolu bağlı adeta kaderine razı olmuşçasına vatandaş gibi sadece seyretmekle yetiniyor. Memleket yangın yerine dönmüş, yakında bireysel iflaslar başlayacak belki ama bu konuda henüz adım atıldığını göremiyoruz… Rahmetli nenemin dediğinden kan ayaklı gibi.
MAKSAT BU MUYDU:
Lefkoşa Belediyesi sosyal konut işine, “dar gelirlilere” başlarını sokacak bir ev yapmak için girişmişti. Kimsenin de buna bir şikayeti olmadı. Vicdani bir konuydu. Belediye bütçesini zora sokma pahasına yapıldı bu evler. Ancak şimdi öğreniyoruz ki, belediye sosyal konutları öğrenci yurduna dönüşmüş. Evlerin büyük bir kısmı, yüksek bedellerle öğrencilere kiralanmış. En azından adına sosyal konut denilen ve halkın vergileriyle yapılan evlerin kiralanması belli bir süre yasaklanamaz mıydı? Gerçekten vicdanları rahatsız eden bir durum…
BELEDİYE ÇALIŞANLARI HUZURSUZ:
LTB’de yönetimin değişmesine rağmen ne yazık ki sorunlar devam ediyor. Belediye çalışanları hala alamadıkları 13. maaşlar bir yana, Aralık ayı maaşlarını bile alamadıklarından şikayet ediyorlar. Şubat ayı gelmesine rağmen, hala daha geçen yıldan kalan paralarını bile alamayan çalışanların tepkileri, gün geçtikçe daha da artıyor…
ZİRVEDEKİLER
Adalı Gençlik: Gençlerin trafik kazalarını protesto sloganları işin gerçeği; “Trafikte bencilliğe son”. Yollardan, denetimden şikayet ediyoruz da, esas sebep kendimiz değil miyiz. Benciliz, umursamaz insanlarız, kendimizin de başkasının da hayatını tehlikeye attığımızın farkında değiliz. Kafaları düzeltmezsek daha çok acılar çekeceğiz…
DİPTEKİLER
CTP-DP-UG Hükümeti: Memleket yangın yerine dönmüş, hayat her geçen gün çekilmez oluyor. Vatandaşın ne tahammülü, ne de takatı kalmış. Hükümet kurulalı beş ayı geçmiş ama, bakıyoruz da hükümet ortakları yapacak işleri yokmuş gibi hala daha yandaş atamalarına devam ediyor. Seçim öncesi vatandaşa verdikleri sözleri çok çabuk unutmuş olmaları, sonlarını hızlandıracak hiç olmazsa onu fark etseler…
































