Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Tek kanatlı kuş uçar mı..?

Bu hükümetin kimyası uymadı denildiğinde çok kızıyorlar ama, gelin görün sadece kimyası değil,  fiziği de uymuyor. CTP-DPUG koalisyonunun kurulmasının üzerinden 4 ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen, 4 yılda olmayacak krizler yaşandı… UBP döneminde devlete istihdam edilen 366 geçiciyle ilgili sorunlar, Polis Genel Müdürü’nün atanmasında yaşananlar ve son olarak da, insanların cinsel eğilim ve tercihlerine ilişkin düzenlemeler içeren yasayla ilgili Meclis’te yaşanan tartışmalar. Dört aylık koalisyon hükümeti kriz çözmekten, vatandaşın gerçek beklentilerini çözmeye yönelik adım atmıyor ne yazık ki…
Şöyle bir geriye dönüp neler yaşadığımızı hatırlayın. Mevcut hükümet uçmaya çalışan tek kanatlı kuş misali. Bu kuş, bir kanadı ile uçamıyor. Diğer kanat canı istediğinde durur ya da çok çırpar ve kuşun yan yan gitmesine neden olur. İşte bizim hükümetin durumu da aynen bu…
Yeniden dünkü Meclis birleşimine dönersek, koalisyon hükümeti ilk kez, bir nisap krizi ile karşı karşıya kaldı. Komitede oy birliği ile geçen tasarı Meclis’te oylanma safhasında krize neden oldu.
İçinde bulunduğumuz yüzyılda, farklılıklara rağmen bir arada yaşamayı öğrenmemiz gerekmekte.  Farklı örf ve adetlere bağlı, ahlak anlayışı farklı insanların da bulunduğunu kabul ediyoruz. Ayrıca tasarının toplumda gereği gibi tartışılmadığını da biliyoruz. Ancak komitede onay verdiğiniz bir tasarıyı yasalaşma aşamasında engellemeye kalkarsanız, bu ikiyüzlülük olur. Kapalı kapılar ardında “evet” diyeceksiniz ama, iş tribünlere oynamaya gelince “ben oynamıyorum” deyip show yapacaksınız. İşte bu olmadı… Gerçi DP çıkışını fazla sürdüremedi, geri adım attı ama, yine de kısa süreli bir kriz yaratmayı başardı.
Dikkat edin hükümetin kurulduğu günden bugüne kadar, yaşanan krizlerin altından hep aynı parti, daha doğrusu hep belli isimler öne çıkıyor. Hükümet bir adım atarken, onlar iki adım geri gidiyorlar. Böyle olunca da ne hükümet, ne de toplum beklentilerine yanıt bulamıyor. Yukarıda da yazdım, geçiciler, Kıbrıs konusu, gerekse Polis Genel Müdürlüğü konusunda yaşadıklarımız ortada. Hiç biri çözüm bulamadı. Böyle bir ortamda, birinin ak dediğine diğerinin kara dediği bir hükümet, toplumun beklentilerine nasıl çare üretebilir ki..?   
Yaşanan tüm bu krizlere bakıldığında hükümetin bir alt kanadının, yani UG kanadının sürekli sorun yarattığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Hem her fırsatta çıkıp, “Ayrımız gayrımız yok biz DP milletvekilleriyiz” diyeceksiniz, hem de her krizin altından siz çıkacaksınız. O nedenle bu koalisyonun tek uyuştukları ortak nokta, koltuk…
Krizi bilinçli olarak yaratanlar malum. Ancak CTP’nin krizi çözme kabiliyetini de konuşmak lazım. Başbakanlık koltuğunda oturan, icranın, kısaca tüm kurumların en tepesindeki kişi olarak Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun sorumluluklarını da unutmamak gerek. Bugüne kadar verdiği hiçbir sözün arkasında durmayan ve gerek hükümet, gerekse kabine üzerinde otoritesini kuramayan Sayın Başbakan da, en az diğerleri kadar suçlu. Hatta hükümetin başı olarak hepsinden daha çok suçlu…
İşte 3 somut olay; birincisi geçiciler konusu, diğeri KTHY eski çalışanlarına yapılacak ödemeler, Polis Genel Müdürü olarak atamak istediği kişi konusunda yaşananlar…
Geçiciler konusunda “31 Aralık itibarıyla tümünün sözleşmeleri iptal edilecek” dedi, ortağının bastırmasıyla, kimsenin anlamadığı kendince bir çare üretmeye çalıştı. Yani bu konuda ne hacıya ne de hocaya yaranabildi. Aksine kendi partisinden dahi tepki gördü…
KTHY eski çalışanlarının alacaklarının, “yılbaşından önce ödeneceği” sözünü verdi ancak, yasal engelleri düşünemedi. Ardından “15 Ocak’ta kesin ödenecekler” dedi, o da olmadı. Çıkıp “bana sabotaj yapıyorlar” dedi, hükümetin başı olarak kendi emrindeki bir memuru suçlamayı tercih etti…    
Ve son olarak Polis Genel Müdürlüğü için önerilen isimler arasından, en rahat çalışabileceği ismi önerdi ancak, bu isim Cumhurbaşkanı tarafından veto edilerek, bir başka isme vekalet verildi. Başbakan kendi tasarrufunda olan bu atama için, “sonuna kadar direneceğim” dedi ama, bugün oldu bu konuda da otoritesini gösteremedi… 
Eğri oturup, doğru konuşalım. Böyle bir hükümetin toplumun sorunlarına çare üreteceğine kim inanabilir ki..? Davul birinin boynunda, tokmak diğerinin elinde olursa, hele de uzaktan gazel okuyanlar da ne çalınacağını empoze ederse ortaya çıkan melodinin makamı, “marazi” olmaz da ne olur..? 

 

YERİN KULAĞI VAR

ELEKTRİK KALDIĞI YERDEN:
Açıklama yine El-Sen’den geldi. Borcunu yapılandırmayanların elektrikleri kesilmeye başlanmış. Allah Allah, Elektrik Kurumu’nun yönetimi El-Sen’in elinde mi? Oranın büyük büyük maaş alan yöneticileri yok mu? Böyle bir açıklamayı o yönetimin yapması gerekmez mi? Ya da zammı açıklarken, “Yüzsüzleri en kısa sürede deşifre edeceğiz” diyen Bakan Sennaroğlu’nun… 

VATANDAŞ CEZALANDIRILIYOR, MUHATAP HÜKÜMETTİR:
Borcunu ödemeyenin elektriğinin kesilmesini en çok isteyenlerdenim. Faturasını takır takır ödeyen biri olarak borçluların kim olduğunu da bilmek istiyorum. Görüyoruz ki dünden itibaren BRT’nin ve ülke genelinde tüm belediyelerin su pompalarının elektriği kesilmiş… Yani kamu kurumlarının. Dünden itibaren yüzlerce bölgeye su verilemiyor. Bu noktada gözetilecek olan tek şey var o da kamu yararı… Vatandaşı cezalandırmak da neyin nesi. Hükümetler böyle günler için vardır ve sorunu çözmek de onların borcudur. Sağduyulu davranmak, aldıkları görevin gereğini yapmak zorundalar. Kimsenin bahane dinleyecek hali kalmadı…

ÖZGÜRGÜN ÇEKİNMİŞ:
Komite’de ceza yasasına oy verdiği halde son anda kriz çıkartan sadece DP değil. UBP de oylama sırasında salona girmedi. Alınan duyumlar UBP içinde 2-3 milletvekilinin tepkisinden çekinen Genel Başkan Hüseyin Özgürgün, grubun Meclis’e girmemesini tercih etmiş. İradeye bakar mısınız…

BİLGİ EKSİKLİĞİ VAR GİBİ:
Serdar Denktaş daha bir hafta önce müzakerelerin yeniden başlaması konusunda, Türk tarafında tüm kesimlerin özveriyle onay verdiği bir ortak metin hazırlandığını, bunun artık bu saatten sonra Rumların isteğiyle değiştirilemeyeceğini söylüyordu. Dışişleri bakanı Nami ise, inanılmaz bir şekilde olumlu konuşuyordu. Oysa gelen haberlere göre BM Genel Sekreteri Moon yeni bir ortak metin hazırlığına girişmiş bile. Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Genel Sekreter’le telefon konuşması da önemli. Emin olduğum bir şey var, bizim tarafta bir bilgi eksikliği var. O nedenle demeçler böyle havada kalıyor…

TAM 8 YIL:
Birisi Meclis’e dilekçe vermiş, taa 2006’da. Cumhuriyet Parkı etrafındaki yapılaşmalardan şikayet ediyor, parkın sınırlarının ihlal edildiğini öne sürüyor. Meclis dilekçe Komitesi tam 8 yılı sonra toplanmış ve Çevre Dairesi’yle Gönyeli Belediyesi’ni ihlalleri ortadan kaldırmaya çağırmış. Komite’nin UBP’li üyeleri de toplantıya katılma lüzumu bile görmemişler. Yine de, Komite Başkanı Fazilet Özdenefe ile Sibel Siber’in bu dönem, geçmişten gelenler ve bundan sonraki dilekçelerin takibinde hassas olacakları açıklaması, umut veriyor. İnşallah onlar da öncekiler gibi boşlamazlar…

DÜZEYSİZLİK: Bir eşcinsellik yasası Meclis’in düzeyini yerlere düşürdü. Üstelik de seviyeyi düşürenler, yasayı savunduğunu söyleyen genç insanlar. Bir tartışmayı da adabına göre yapamıyoruz. Bir tanesi çıkıp “i….lik” kelimesini kullanıyor, bir başkası “sevişirken size mi soracağız” anlamına gelen gereksiz bir şeyler söylüyor. Her ikisi de topluma tepeden bakan, saygısızca ifadeler. Çağdaşlık adına yasa geçirmeye çalışırken, o çağdaşlıktan ne kadar uzak olduğumuzu görüyoruz.

ZİRVEDEKİLER
Bütçede Tasarruf: Hükümet sonunda iyi bir iş yaptı. Zorunlu kalemler dışında, 6 bin lira üzerindeki ödeneklerde yüzde 20 indirime gidildi. Karara baktım, zorunlu olanlar, yani indirim yapılmayanların listesi var. Ben olsam, diğerlerini yayınlardım. Çok daha etkili olurdu. Mesela izaz ikram kalemlerini…

DİPTEKİLER
İngiltere: Garantörlüğünün gereğini hiçbir zaman doğru dürüst yerine getirmeyen İngiltere yine taraflı bir karara imza attı. Adadaki üslerinin yüzde 78’ini oluşturan toprağı Güney Kıbrıs’a iade ediyor. İçindeki Türk mallarını da Rum Vasilik Sistemi’ne. Hala daha bu ülkelerin Kıbrıs’ta adil bir anlaşma istediğine inanan var mı?