Halkı bilerek zehirlemek, isteyenler teminatla serbest kaldı. Devlet otoritesini yok sayıp mührü kıranlar bu kadar rahat hareket edememeli. Yıllardır kim bilir neleri yedirdiler bize… Yasalar bir şey yapamıyorsa, siyaset mutlaka bir şeyler yapabilmelidir. İnsanın bağrı yanıyor. Etrafımız kanserli insan doldu. Yeteri kadar canımız yanmadı mı?
Bu halk hükümetlerden mega projeler istemiyor, duble yollar, barajlar istemiyor. Hayatımıza kast edenlere karşı basit yasalar geçirsinler, denetlesinler, yargılasınlar, hesap sorsunlar yeter…
Marketler Birliği, yurt dışından KKTC’ye gelen sebze ve meyvelerde sağlığa zararlı maddeler olabileceğini belirterek, halkın her türlü gıda maddelerini, sebze ve meyveyi alırken tedbirli olmasını istedi. Yani demek istiyorlar ki, ne mevcut yasalar, ne de hükümet bu konuda tedbir alamıyor, onun için herkes kendi başının çaresine baksın… Vatandaş nasıl tedbir alabilir ki? Hangimiz elinde zehirliyle zehirsizi ayırt edebilecek bir bilgi ya da olanak var? Geçtiğimiz günlerde sektörden gelen Darcan Yaman’ın dediği gibi, içinde para olan hiç bir işte “güven” yeterli olmaz. Hele günümüzde, kimseye güven yok. Bu noktada vatandaşın tek dayanağı devletin denetimi. Gerisi Allah’a emanet.
Geçen dönem milletvekilliği sırasında, Gıda Güvenliği konusunda ciddi çalışmalar yapan Meclis Başkanı Sibel Siber, Başbakanlık yaptığı dönemde ilgili tüzüğün hayata geçmesini sağlamıştı. Tüzükle birlikte, kamu sağlığıyla ilgili olarak, tamamen bilimsel, özerk bir Gıda Güvenliği Kurulu oluşturulmasına da karar verilmişti. Bu kurulda üniversitelerden akademisyenler ve uzmanların görev alacağı duyurulmuştu. Ben de, katılımcıları doğru seçilmiş böyle bir kurulun çok ciddi bir misyonu olacağına inanırım. Zira önce patlıcan, sonra da cennet hurması olayında, bir takım çevrelerin zehirli ürünlerin piyasaya sürülmesinde rol oynadığı iddiaları ortada dolaşıyor. Yani ithalatçı bu işi tek başına yapmıyor. Denetim görevi olan kurumlardan bu gibi işlere göz yumulduğu hatta aracı olunduğu iddia ediliyor. Tarafsız bir bilim ve teknik kurulunun koordine etmesiyle bu tür kirli işlerin de en azından asgariye indirilebileceğini düşünüyorum. Yalnız burada bir hatırlatma yapalım, Gıda Güvenliği Kurulu oluşturulduğunda, aralarında veteriner hekimlerin temsilcisinin bulunmadığı şikayetleri vardı. Tarım ürünleri kadar, et, süt gibi hayvansal ürünlerin de halk sağlığına aykırı olarak üretilip satıldığı malum. O eksiğin de giderilmesi şart…
Siber hükümetinin ömrü kısaydı. Ancak o günden bu yana da Gıda Güvenliği Yasası çıkamadı. Dolayısıyla çıkan Tüzüğün de bir hükmü olmadı. Son olarak da, Meclis Başkanı Siber’in önümüzdeki günlerde, hazırlanmasında öncülük ettiği Gıda Güvenliği Yasası’nın bir an önce Meclis’e gelmesi için ilgili tüm tarafları birlikte çalışmaya davet edeceğini öğrendik. Denetimden, cezaların arttırılmasına konunun her yönünü içerecek kapsamlı bir yasa için inisiyatif alan Siber’i kutlamak gerek. Bundan sonrası da hükümetin işi. Bakalım olaya ne kadar ciddi bir şekilde yaklaşacaklar, göreceğiz…
Bu da hava kirliliği…
Cihaz var, yasa var, ama denetim yok…
Yer Marmara bölgesi, Lefkoşa. Kentin göbeği. Yeni yeni lüks apartmanların yapıldığı bir bölge. Ancak akşam olduğu anda mahalleyi bir sis kaplıyor. Sis değil aslında, is… Beraberinde de dayanılmaz bir koku. Belli ki bölgede bazı evlerde odun sobalarında odundan başka maddeler de yakılıyor. Mahalleli, balkonlarına çamaşır asamıyor. Sokakta dolaşanların nefesi tıkanıyor. Kış geldiğinden beri aynı şikayet devam ediyor. Çevre Yasası “Hiçbir gerçek veya tüzel kişi, belirlenecek standartların üzerinde hava kirliliği yaratamaz veya hava kirliliğine sebep olamaz” diyor. Yasanın 15. Maddesinin 4. Fıkrası, bu kuralı ihlal edenlerin asgari ücretin iki katı kadar cezaya çarptırılmasını öngörüyor. Bunu değerlendirecek olan da, 2009’da faaliyete geçen ve halen sayıları 9 olan gezici hava kalitesi ölçüm istasyonları. Avrupa Birliği’nin mali katkıları ile alınan ölçüm istasyonu Lefkoşa (2 adet), Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, Teknecik, Kalecik ve Alevkayası’nda bulunuyor. Peki bu cihazlar tespit yapmıyor mu? Yoksa o tespitleri değerlendiren mi yok… Hemen her gün aynı şikayetler yayınlanıyor da, herhangi bir tespit ya da men cezası açıklanmıyor, biz de bunu anlamıyoruz. Aslında neresinden tutsak elimizde kalıyor. Kendi elektrik santralleriyle bizzat havayı kirleten devletin denetim yapmasını beklemek çok da mantıklı değil tabii… Her ne isterse olsun, dün Hüseyin Ekmekçi’nin yazdığı gibi, Başbakan Yorgancıoğlu, hem gıda hem hava kirliliği konularında inisiyatifi eline alıp, adım atmalıdır. Onun bu konulara ilgisini yetersiz bulan halk da, sonunda ona karşı ilgisiz kalacak, bunu bilmesinde fayda var…
YERİN KULAĞI VAR
BUGÜN 15 OCAK:
KTHY eski çalışanlarının alacakları için defalarca “yeni yıl öncesi” denmişti. Sonra ne olduysa bu tarih 15 Ocak’a çekildi. Bugün tarihler 15 Ocak’ı gösteriyor ancak, ödemeyle ilgili yeni pürüzlerin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu insanların ruh halini düşünebiliyor musunuz? Hükümetin verdiği söze ikinci kez uymadı. Öngörü olmayınca böyle oluyor. Bu ülkede en büyük sorunumuz güven eksikliği diye boşuna söylemiyoruz…
BALIK HAFIZALIYIZ:
Bize balık hafızalı dendiğinde kızarız ve öyle olduğumuzu kabul etmeyiz. Son haftaların en önemli gündemini oluşturan ve Başbakan ile Cumhurbaşkanı’nın arasını açan Polis Genel Müdürü atamasını da unuttuk. Ne demişti Başbakan, “Benim yetkimde olan bu atama için Sayın Kebapçı adını sonuna kadar önermeyi sürdüreceğim”. Hatta hafta başı Şenay Kebapcı adını yeniden Cumhurbaşkanı’na göndereceğini de söylemişti bir programda. Ne oldu? Yok eğer Eroğlu ile anlaşmışsa onu da çıkıp topluma açıklamalıdır…
GELİR ADALETSİZLİĞİ:
Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bizde kişi başına düşen gelirin 15-16 bin dolar olduğunu söylemiş. Elimizde doğru dürüst veri olmadığı için resmi rakamın ne olduğunu bilemiyoruz. Devlet Planlama Örgütü, bu rakamı 2008’den beri açıklamıyor. Geçen yıl İrsen Küçük 16 bin, Ersin Tatar da 15 bin dolar demişlerdi ki, bunun da kanıtı yok. Öyle bile olsa, demek ki ülkede gelir dağılımında çok büyük bir adaletsizlik var. Çalışan nüfusun yüzde 70’i özel sektörde asgari ücrete talim ettiğine göre, kaymağı yiyenlerin sayısı, herhalde yüzlerle ifade ediliyor…
KAÇ SENDİKACI VAR: Tuluy Kalyoncu, Maliye Bakanı ile görüşen sendikalara çağrı yaparak, “2 bin 500 TL’nin altında devletten maaş çekenlerin haricindekilere 2 yıl boyunca sıfır artış ve mevcut brüt maaşlarından % 10 kesinti” yapılmasını önerdi. Bu hesaba göre, Kalyoncu, kamuda çalışanların %90’ına artış bir yana, maaşlarından kesinti yapılmasını istiyor. Bunu ağzına alabilecek kaç sendikacı olduğunu da söyleyebilir mi?..
HAYIF GÜNEY’E:
Güney Kıbrıs’ta mevsimin kurak geçmesi nedeniyle “su alarmı” vermiş. Hatta Lübnan’dan su getirilmesi için temaslar yapmaya bile başlamışlar. Aslında bizde de durum pek farklı görünmüyor. Ama bizim siyasiler, Güney’deki gibi su konusunda uyarı yapma veya tedbir alma gereğini görmüyorlar. Nasıl olmasa Türkiye’den gelecek suya güveniyorlar…
İLGİNÇ: CTP-AKEL görüşmesinden sonra Özkan Yorgancıoğlu liderlere “Kelimelerle dans etmeyi bırakın” diye seslenmiş. AKEL Genel Sekreteri Kiprianu ise, “Deneyler ve taktik hareketler yapma zamanı değil” demiş. Her ikisi de müzakerecilerini eleştirmişler. Muhalefetteki AKEL’in tutumu belki anlaşılabilir, ancak Başbakan’ın Cumhurbaşkanı’na yönelik bu eleştirisi ilginç olmuş. Kıbrıs konusunu bir türlü devlet meselesi haline getiremedik ne yazık.
ZİRVEDEKİLER
Dr. Fazıl Küçük: Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve varoluş mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük, ölümünün 30’uncu yıl dönümünde anılıyor. Kıbrıs Türk mücadele tarihinin en önemli isimlerinden olan Dr. Fazıl Küçük 15 Ocak 1984 tarihinde vefat etmişti…
DİPTEKİLER
Girne Belediyesi: Turizmin incisi, Avrupai kent derken ağızları dolanlar, iki saatlik yağmur sonrası sulara gömüldüğünde sesleri çıkmıyor. Yıllardır çaresini bulamadıkları ve sokakları “Venedik”e çeviren baskın sonrası çıkıp da, “Endişe etmeyin sel baskını değil” diye beyanat vermeyi de ihmal etmiyorlar… Oysa gelen doğal felaket değil, adamına göre verilen imar izinleri, villalarla dolan dere yatakları. Meraklısı Alsancak’ta dağa doğru şöyle bir ziyaret yapsın.
































