Bugün 2013’e veda ediyoruz. Geride bıraktığımız her yıl için yaptığımız temenni, “inşallah geride bıraktığımız yılı aramayız” şeklinde olsa da, bu umut ve beklentilerin tam tersi oluyor. Umutla başlanan her yeni yıl, bir öncekini aratır oluyor. 2013 hiç kuşkusuz Kıbrıs Türkü için hiç de özlenecek bir yıl olmadı ama, yarına umutla bakıp, “oh nihayet bitti” diyerek beklenti içinde giremiyoruz ne yazık ki yeni yıla…
Vatandaş ekonomik kriz, dövizdeki artış nedeniyle kara kara düşüne dursun, siyasilerin tek gündemi, kimin kime madik atacağıdır. Ülke yangın yerine dönmüş, toplumsal olarak geleceğimizle ilgili her geçen gün umutlarımız tükeniyor ama onlar, ülkenin geleceğini düşünmek yerine, kendi geleceklerini düşünmekle meşguller… Öyle ki, kurulmasının üzerinden daha 3 ay geçen hükümet bozulma noktasına geliyor. Bunu ilkesel duruşlarla açıklamak mümkün müdür? Bir yanda devletin çıkarlarını koruma sözü veren ancak hükümet erkini kaybetmeyi de göze alamayan bir CTP, diğer yandan tam anlamıyla popülizm yapan, restler, şantaj haberler sızdıran DP. İcraat yapması gerekken hükümetin bir kanadı ilkelerinden dönmeyi en az hasarla nasıl başarabileceğini düşünürken, diğeri bu durumu nasıl oya tahvil edeceğinin hesaplarını yapmakta. Hukukun konuşması gereken bu günlerde, ne yazık ki hukuk değil, siyasiler konuşuyor… Ve umutla girmek istediğimiz 2014’ün son gününe bu şekilde bir hükümet krizi damgasını vuruyor. 366 geçici işçinin seçimlerle iktidara gelen bir koalisyonu bozulma noktasına kadar getiriyor. Peki ama ortaklar arasındaki huzursuzluğun tek nedeni söz konusu 366 kişi olabilir mi sizce? Aslında da kurulduğu ilk günden itibaren ortakların mayasının tutmadığı, birlikteliğin biraz da “aile baskısı” nedeniyle, zoraki bir evlilik olduğu aşikardı… Onun için kimse kalkıp da, mutlu giden bir birlikteliğin 366 sorunu ile bitme noktasına geldiğini söylemesin. Özellikle DP içerisindeki UG kanadının bu konuda etkili olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Dikkat ediniz, DP içerisindeki UG kanadının bu konuda görüş belirtmek yerine susmayı tercih ettiklerini, olayı perde arkasından idare etmeye çalıştıklarını görebilirsiniz… Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, UBP’nin söylemleri, davranışları ve köylerde bazı UBP ileri gelenlerinin söylemleriyle, iktidar partilerinin tabanlarını “dürttüğünü” belirterek, “Bu anlamda Özkan beyin durumuna da hak veririm, ben kendi durumumu da bilirim ama belli bir prensipte anlaşmamız lazım. Bu şekilde bir yaklaşımla da sorunu çözemeyiz” diyor. Nitekim dün bu konuyla ilgili her iki partinin kurduğu 6 kişilik komitenin esas amacı, bu işi krizden çıkarıp, kimsenin zorda kalmayacağı bir formül üretmekti bence. Şu satırları yazdığım saatlerde, komite toplantısı çoktan birmiş, ancak hiçbir açıklama yapılmamıştı…
Sonuç olarak, bugün 366 kişi üzerine çıkarılan kriz, aslında çok daha derin senaryoların sadece başlangıcıdır. Hesapların, bu kadar küçük boyutlu olduğunu kimse söyleyemez. Bu ikili bugün için geçiciler üzerinden birbirlerini yokluyorlar. Esas kavga, çok daha “kanlı ve zorlu” olacak. Bugün yaşananlar, gelecek için saf tutmaktan öteye değildir. Bazılarının ortaya attığı,”yeni yılda yeni hükümet” söylemleri, şimdilik imkansız görülmekte. Alternatif bir hükümet modeli ortaya çıkmadan, bu hükümetin bozulacağını söylemek bugün için sadece hayal olur. Hükümetin ne zaman bozulacağına ne CTP, ne de DP karar verecektir. Günü geldiğinde kimin ve neden bozduğunu hep birlikte göreceğiz. Ama bunun için ne zaman, ne de ortam, bugün için henüz daha oluşmuş değil…
YERİN KULAĞI VAR
BİRAZ SUSSALAR:
UBP milletvekili Ersin Tatar, işlerine son verilecek 366 sözleşmeli personelle ilgili olarak, “burada bir art niyet var” şeklinde konuşmuş. “Geçicilerin işten çıkarılmasıyla amaçlanan kendi yandaşlarını işe almaktır. Burada siyaset yapılmakta ve insanların ekmeği ile oynanmaktadır” iddiasında bulunuyor. Siyasiler bu konuyu siyasi malzeme yapmaya devam ettiği sürece, kimse soruna tüm tarafların kabul edeceği bir çözüm bulunmasını beklemesin. Bu konuda konuşması gereken hukuk iken, ne yazık ki, siyasiler konuşuyor…
YENİ POLİS MÜDÜRÜ KİM OLACAK:
Polis Genel Müdürü Ahmet Zaim’in görev süresi bugün doluyor. Şimdi gözler yeni Genel Müdürün kim olacağına çevrildi. Müdürlük için ikisi bayan, ikisi erkek dört kişinin adı kulislerde dolaşıyor. Ancak iddialar, bu yarışta bayan adayların devre dışı kalacağı ve yarışın iki erkek aday arasında geçeceği yönünde. İlk kadın Başbakan’dan sonra, ilk bayan Polis Genel Müdürü beklentisi şimdilik pek olası görünmüyor…
BAŞTAN DÜŞÜNMELİYDİNİZ:
CTP milletvekili Birikim Özgür, “DP’nin kendi sorumluluğunda olmayan Başbakanlık bünyesindeki idari kararlara şerh koyması moralleri bozmuştur. Halk iradesiyle çelişmek pahasına elde edilecek olan nedir?” diye sormuş. Adamlar hükümet ortağınız, Serdar beyin elinde 4 bakanlık bulunuyor, Başbakan’dan daha yetkili. Sizin halk iradesiyle çelişmek dediğiniz olay, onların oy potansiyeli. Bunu baştan düşünmeliydiniz…
TRİBÜNLERE OYNAMAK:
Yeni asgari ücretin 1560 lira olmasına gerekli tepkiyi koyamayan sendikalar, bugünlerde komisyonda tespit edilen ücretin asgari değil, sefalet ücreti olduğunu ve gerekli yasal işlemleri başlatacaklarını söylüyorlar. Aslında yeni asgari ücretin değişmeyeceğini onlar da çok iyi biliyor ama, serde işçi temsilciliği olunca, tribünlere oynamayı marifet sayıyorlar.
OLAN SİGORTALIYA OLDU:
Hükümet bu yıl yine sigortalıları mağdur etti. Kamu çalışanı ve emeklilerine hem maaş, hem 13. maaşlarını öderken, sigorta emeklilerine sadece maaş ödemeyi tercih etti. Maliye, bir-iki bin lira emekli maaşı alan sigortalılar yerine, sigortalıya göre iki misli olan kamu çalışanına ödemelerini yapmayı marifet saydı. Maliye Bakanı herhalde emekli adamın paraya ihtiyacı olmadığını düşünmüş olacak…
UMUDUMUZ PİYANGODA:
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu da yeni yıl umutlarını milli piyangoya bağlamış. Basın mensupları Başbakan’ı bilet alırken görüntülemiş. Başbakan bile kurtuluşu piyangoda gördüyse, vatandaşın yeni yıldan beklentilerini yüksek tutması abesle iştigal olur…
ZİRVEDEKİLER
Sibel Siber: Vatandaşların devlet kurumlarıyla ilgili algısının genellikle negatif olduğunu ifade eden Siber, “İşte bu kurumlardan biri de Meclis. Maalesef ‘siyasetin vitrini’ dediğimiz ve en önemli, en temel kurumlarımızdan Meclis’in toplum algısının da çok aşağılarda olduğunu çok rahatlıkla söyleyebilirim” dedi. Bu algıyı silmek sizin elinizde Sayın Başkan…
DİPTEKİLER
Bereket Değil, Felaket: Herkesin bereket diye yağması için dua ettiği yağmur, bizim ülkemizde bereket değil, resmen felaket oluyor. Yıllardır ülkemizdeki çarpık yapılaşma, derelerin önüne ev yapma alışkanlığı, yağmuru bereket olarak değil, felaket habercisi olarak görmemize neden oluyor… Adam derenin önünü balyalarıyla tıkamış, sonra da evimi su bastı diye feryat ediyor.
































