Hatırlarsınız geçen yıl bu zamanlarda gündemde UBP Kurultayı ve kurultay sonucuna göre Başbakan olacak ismi konuşuyorduk. Kısacası vatandaşın seçimi ile değil, kurultayda oy kullanan bin civarındaki partili delegenin yarısının seçeceği genel başkan ve Başbakan’ın kim olacağını tartışıyorduk. Dün UBP’de yaşananlar bire bir ne yazık ki CTP içerisinde yaşanıyor… Aradan bir yıl geçti ve bugün aynı tartışmayı bu kez CTP için yapıyoruz.
Mevcut Genel Başkan ve Başbakan Yorgancıoğlu’nun kazanması halinde değişen bir şey olmayacak. Üç aydır neyse o. Ancak delege tercihini Asım Akansoy’dan yana kullanırsa o zaman iş değişecek. Tıpkı zamanında Ferdi Sabit Soyer’de olduğu gibi. Hatırlayacaksınız, Cumhurbaşkanlığı’na çıkan Talat’ın yerine Ferdi Bey Başbakanlık koltuğuna oturmuştu.
Şimdiki Genel Başkan ve Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun, programı ve sorunlara çözüm formüllerini üç aşağı beş yukarı biliyoruz. Özelleştirme, istihdamlar konusunda net bir tavır ortaya koymasa bile, bu konulara yaklaşımı biliniyor. Hükümet programında yazılanların bir kısmı hiç beklemeden uygulamaya konacak cinsten olsa da, bunların bile üstüne gidilmediğini biliyoruz. Yorgancıoğlu’nun elini kolunu bağlayan parti içindeki ayrışma mıdır, yoksa kadrolarında bir sorun mu vardır? Bilmiyoruz ama beklenenle, bulunanın birbirini tutmadığı kesin.
Benim esas merak ettiğim Asım Akansoy’un kazanması halinde bazı konulara yaklaşımının ne olacağıdır. Kurultay öncesi bu soruları yanıtlarsa hem biz, hem de CTP’liler öğrenmiş olacaklar…
1- Elektrik Kurumu ve son yapılan zamlarla ilgili görüşünüz ne?..
2- UBP Kurultayı döneminde işe alınan 300 küsur kişiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?..
3- Müşavirler ve kamuya yapılan yeni atamalarla ilgili görüşünüz ne?..
4- Özkan Yorgancıoğlu kabinesinde değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?..
5- Kurultayı kazanmanız halinde “Başbakanlık” görevini üstlenmeyeceğinizi söylemiştiniz, hala aynı fikir de misiniz, Özkan Bey görevi iade edeceğini söylediğine göre, sizin başbakan adayınız kim?..
6- Adaletsizlikler ve toplumun sorunlarına çözüm konusunda, acil çözüm planlarınız var mı, yoksa siz de Özkan bey gibi zamana mı oynamayı düşünüyorsunuz?..
Sayın Akansoy bu sorularımızı yanıtlarsanız hem biz, hem CTP’liler, hem de vatandaşlar merakını giderecek… Çünkü bugüne kadar yaptığınız tüm açıklamaları okuduk. Maalesef hepsi de partinin iç işleyişiyle ilgili oldu. Partiliyi kim daha iyi kucaklayacak, kararlar MYK’da mı alınacak, PM’de mi, partinin yeni çalışma stratejisi ne olacak hep bunlar konuşuldu. Hükümet etme konusunda bir şey göremedik. Ancak kazanmanız halinde, göreviniz ve icraatlarınız sadece partililerinizi değil, toplumun tüm kesimlerini ilgilendirecek… Bekliyoruz.
Okur Uyarıyor
Su İşleri Dairesi’nde neler oluyor?..
Su İşleri Dairesi’nde huzursuzluk had safhada. Adamızın teknik ve büyük dairelerinden biri olan Su İşleri Dairesi personeli bugünlerde hayli huzursuz. Siyasi iktidarın değişip, söz konusu dairenin DP-UG kanadına verilmesiyle birlikte, dairede Müdürlük yarışı da başlamış oldu. Müdürlük yarışına katılan adaylardan bir tanesinin, personelin önünde diğer adaylar ve eski müdüre karşı başlattığı karalama kampanyasından dolayı çalışanlar oldukça tedirgin. Su İşleri Dairesi tarafından ihale edilip Vadili’de yapılan su deposunun yapılmadığı ve kamuoyunun yanıltıldığı yönündeki iddialar, müdür adaylarından biri tarafından basın yoluyla kamuoyuna duyurulmuştu. Eski daire müdürünün görevden alınıp, yerine kendisinin geçmesi için yoğun gayret gösteren bu şahıs, bu iddialarını DP-UG yetkililerine de taşımış ve kendisinin müdür olması yönündeki ısrarlarını sürdürmüştür. Yeni inşa edilen bu su deposunun, yapılmadığı yönündeki iddialar Vadili Belediyesi tarafından da tepki ile karşılanmış ve olaydan duyulan rahatsızlık dile getirilmiştir.
Müdür adayı bu şahsın, özellikle hafta sonlarında, 100 km uzaklıktaki Erenköy’de (Karpaz) bulunan ailesini devletin aracı ile ziyaret etmesi, üstüne üstlük “Çalışıyorum” diyerek ek mesai yazması ve haksız kazanç sağlaması personeli çileden çıkarmıştır. Personel, “Ben müdür olayım, bu konuda her şey mübahtır” mantığı ile hareket edip, karalama kampanyası sürdüren ve ailesini ziyaret edip, “ek mesai yaptım” iddiası ile kazanç sağlamak isteyen bu adaydan hayli rahatsızdır. Bu özelliklere sahip bu müdür adayının daireye çok büyük zarar vereceği inancındayız…
Bir grup Su İşleri Dairesi çalışanı.
YERİN KULAĞI VAR
SİZİN UBP’DEN FARKINIZ NE:
Seçim öncesi verilen sözlerin tam tersini yaşıyoruz bugünlerde. Üç aylık CTP-DP hükümetinden akılda kalanlar, onlarca yeni müşavir, elektriğe gelen okkalı zam, tüp gaz zammı ve otomatiğe bağlanmış akaryakıt zamları… O zaman sormak gerek, sizin UBP’den farkınız ne, söyleyebilir misiniz?..
SOYER VE KALYONCU NEREDE:
CTP kurultayına sayılı günler kalmasına rağmen, Yorgancıoğlu’na muhalif olan Ömer Kalyoncu ve Ferdi Sabit Soyer’in ortalarda görünmemesi türlü yorumlara neden oluyor. İddiaya göre, her iki vekil de Akansoy’a açıktan destek vermeleri halinde, kurultayda kaybetmesi durumunda sorumluluğun kendi omuzlarına kalacağı ve yenilginin kendi hanelerine yazılacağı endişesini taşıyorlarmış. Bu nedenle de açıktan destek yerine, el altından destek vermeyi tercih ediyorlarmış. İddialar böyle…
TAM BİR ADALETSİZLİK:
Aslında bizler bu hükümetten çok şey istemedik. Hani halkı düşünen 1 Parti Var demişlerdi ya, biz de o yüzden beklenti içine girdik. Sadece bozulan adaleti yerine getirmesini, mantıksız uygulamalara son vermesini bekledik. Bunlar da atla deve değildi, ama yapılmıyor bir türlü. Mesela dizel araçların seyrüsefer ruhsatları konusu. 95 oktan benzinin litresi 3 lira 37 kuruşken, Euro dizelin fiyatı son zamla 3 lira 56 kuruş. Ama ruhsatların arasında bir uçurum var. Geçmişte mazot ucuzdu, harç da yüksekti. Artık Euro dizel benzini geçtiğine göre, düşürülmesi gerekmez mi? Konu yıllar yılı Ersin Tatar’a yöneltildi ama bir kulağından girip, diğerinden çıktı. Böyle bir adaletsizliğin ortadan kaldırılması vatandaşta öyle bir olumlu etki yaratacak ki, bunu bile hesap edemiyorlar…
RUMLARIN BAHANELERİ HAZIR:
Anastasiadis’e gökten fırsatlar yağıyor. “Çözüm” baskısına karşı, koalisyon ortağı partinin başına Nikolas Papadopulos’un seçilmesi ilk bahaneyi verdi. İkinci bahane de Eroğlu’ndan geliyor. “Anlaşma, referandum” sözleri eden Cumhurbaşkanı’nın, el altından sızdırdığı “B Planı” mesajları, Anastasiadis’e Türk tarafını suçlamak için bulunmaz bir fırsat veriyor. Uzlaşmaz tarafın Rum tarafı olduğu açık seçik ortadayken, durduk yerde suçlanan taraf olmanın eşiğindeyiz…
YİNE BENGÜ ŞONYA:
DP’nin aykırı Genel Sekreteri Şonya yine yapacağını yapmış, Serdar Denktaş gibi düşünmediğini ortaya koymuş. KOP’la yapılan anlaşmadan söz ederken bakın neler söylüyor; “Sürecin aleyhimize çalışması durumunda tek sorumlu ve suçlu olarak KTFF’yi gösteremeyiz. Yıllardır yalandan ‘kurt var’ diye çağıranlar birinci sorumlulardır… Kıbrıs siyasi hayatındaki çıkar gruplarının ve onları koruyup kollayan başlarındaki şemsiye tutucuların, çıkara dayalı siyasi hayatlarını sürdürmek için halkımıza Rum’u birçok kez ‘kurt’ olarak takdim ettikleri bir gerçektir. Birçok kez bu söylemi kullanırken kişisel çıkarlar halkın çıkarları önünde tutulmuş veya kişisel çıkarlar halkın çıkarlarıymış gibi gösterilerek saltanat devam ettirilmiştir.” Şonya sonunda sözlerini Cumhurbaşkanı’na da bağlıyor. Bu sözler kavgada bile gitmez.
NİHAYET SESSİZLİĞİNİ BOZDU:
KTFF ile KOP arasında imzalanan anlaşma ile ilgili olarak bugüne kadar net bir açıklama yapmayan Başbakan Yorgancıoğlu dün, Kıbrıs Türk futbolunun uluslararası futbolun bir parçası olması adına çaba harcayan Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu tarafından yürütülen sürece destek verdiğini, güveninin tam olduğunu belirtmiş. Keşke bu tutumunuzu toplumun eğilimini beklemeden, hatta Başbakan Erdoğan’ın destek açıklamasından önce yapsaydınız…
İYİ OLDU:
Futbol konusunda ittire kaktıra doğru yolu bulacağız. Federasyon başkanıyla görüşen Serdar Denktaş’ın özünde fikre karşı olsa da, bundan sonraki adımlarda birlikte hareket etme kararı, Başbakan’ın alınan karara güvendiği yönündeki açıklamaları, Sertoğlu’nun da hatasız yürümesini sağlayacak. Bundan sonraki ilk adım, önce federasyonu karıştırmaya çalışanların ellerini bu işten çektirmek olmalı. Bunu yapmanın yolu da, imzaya onay veren 43 kulüple her şeyi açık açık paylaşmak…
ZİRVEDEKİLER
Mehmet Çağlar: Son anda CTP Başkanlığı adaylığını geri çeken Mehmet Çağlar, Yenidüzen’de yayımlanan yazısında, kurultayın getireceği değişimden pek de emin olmadığını ortaya koyuyor. Bakın ne diyor; “Değişim: Becayiş ve atama değil… Olayları rasyonelize edecek bir takım harcama kalemlerini düzenlerken; Haksız zamlar yapmak hiç değil… Başkaları tarafından beğenilmek, onaylanmak, takdir görmek için yapılan bir şey de değildir değişim… Peki; Yapıyormuş izlenimi vermek değişim mi?.. Özsaygınız pahasına kurdeleler kesmek değişim mi?..Değil!..”
DİPTEKİLER
Egemen Bağış: Kıbrıs’ta müzakerelerin yeniden başlaması konusunda ortak açıklama yapılmasıyla ilgili soruyu yanıtlayan Bağış, esprili bir ifadeyle, Kıbrıslıların inatçı ve dik kafalı olduğunu belirterek, “Adadaki en tanınmış hayvan dik kafalılığıyla bilinen katırdır. Bunun her iki tarafa da etkisi var” demiş. Eşek dese o kadar ağırıma gitmezdi ama bildiğiniz gibi katır, eşek ve atın çiftleşmesinden olur, yani “piç”tir…
































