Dün hükümetin iki ortağının arasındaki farklı tutumlardan bahsetmiştik. Geçiciler konusunda, KOP konusunda, bütçe konusunda…
Hani Serdar Denktaş, “geçicilerin durdurulması vicdanıma sığmaz” demişti ya, dün Başbakan bunun cevabını da yine mikrofonlar önünde verdi ve “Bizim de vicdanımız vardır, bizim de vicdanımız sızlar. Ama hükümetlik yaparken bu konudaki devamlılığı sağlamak adına yapılması gerekenler, alınması gereken tedbirler de vardır” dedi…
Anlaşılan bu yeni hükümet, yolunu kamuoyu önünde tartışarak alacak. Çekişe çekişe… Bu şekilde birlikte nasıl yol alınırsa, o kadar.
Ancak bunları kamuoyu önünde bu düzeyde tartıştıktan sonra, içeride uzlaşıp devam edeceklerse, bu da kendi ayıpları olacak…
Mesela, Serdar Denktaş’ın “Benim partililerim de iş bekliyor, icabına bakacağız” sözleri talep kabul edilip, kapalı kapılar ardında tatmin edilecekse bunun adı ne olacak? Tiyatro mu? Halkın önünde göstermelik bir kavga, diğer taraftan sessiz bir uzlaşma…. Baksanıza, dün gazete manşetlerine “Hükümet çatlağı” olarak yansıyan haberi, hiç de umursamış görünmüyorlar…
Başbakan Yardımcısı yine kamuoyundan gizlenmiş bir ziyaret gerçekleştirmiş, Ankara’da Spor Bakanı ile görüşmeye gitmiş. Konu, KOP’la anlaşma… Denktaş’ın, anlaşmayı olumlu karşılamadığını söylemesine karşın, Bakan Suat Kılıç, "Türkiye‘de olduğu gibi adada futbolun özerk yapısına inanıyoruz. KKTC yetkili makamları, adada futbolun gelişimiyle ilgili hangi kararı alırsa, biz bu kararın gerçekleşmesine yardımcı olmaya gayret ederiz" diye konuşmuş. Demek ki o konuda hala hükümet ortakları arasında halledilmemiş. Halledilmediği gibi, Ankara’ya da bir bildirim yapılmamış. Ama ne önemi var, sorun etmiyorlar bile…
Nitekim, dün Başbakan Meclis’te, geçiciler konusundan bahsederken, yıl sonları itibarıyla sözleşmelerin bitmesinin, rutin bir olay olduğunu söylemeye getirdi… Yani sözleşme biter, “ihtiyaç varsa” yenilenir gibi bir şey. Bu daha tehlikeli. O ihtiyaç neye göre belirlenecek? Örneğin, DP’ye oy verenlere ihtiyacımız var mı denecek? Bize gelen duyumlar, DP’nin UBP tarafından atanan, ancak DP’ye oy verdiği bilinenlere bazı sözler verdiği yönünde. Aynı statüyle alınanların bir kısmının işine son verilecek, bir kısmı devam edecek. Olay bu noktaya gelecekse, o zaman bu yaptıklarının adı, sırf hükümet devam etsin diye, yeni adaletsizlikler yaratmak ve popülizm yapmak olacak… Aynen Sanayi Odası’ndan dün yapılan açıklamadaki gibi…
Seçimler öncesinde CTP ve DP’nin yeri göğü inleten o “kurultay istihdamları” söylemleri de bizim kulaklarımızda da bir hoş seda olarak kalacak…
YERİN KULAĞI VAR
VİCDAN TARTIŞMASI:
UBP kurultayı döneminde işe alınanların sorunu vicdani hesaplaşmaya döndü. Hükümetin küçük ortağı “vicdanen rahatsız” olduğunu söylerken, büyük ortak, “bibim de vicdanımız sızlar” demiş. Yani konu vicdani muhasebeye kaldı. Kısacası adaletin yerini vicdan aldı…
ANLAYANLAR ANLATSIN:
Elektriğe yapılan zammın maktu ücretlere de yansıtılmasına tepki oldu. Ben doğru, yanlış diye tartışmak istemiyorum. Zaten Sayın Bakan da dün Meclis’te bunu izah etmeye çalıştı. Benim anlamadığım, ev yaparken direk parası, trafo parası, tel parası, hatta takılmayan sayaç parası evi yapandan bir güzel tahsil ediliyor. O zaman bu maktu ücret neyin parası?
GEREKÇELERİ NE OLABİLİR:
Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası’nda önceki akşam düzenlenen toplantıda 22 örgüt, elektrik zammının geri alınmasına yönelik 28 Kasım Perşembe günü 5 farklı şehirde aynı anda başlayacak olan araçlı eylem kararı aldı. Aynı toplantıya katılan, El-Sen ile Hür-İş temsilcilerinin eyleme destek vermemeleri ise kafalarda soru işareti yarattı. Bu iki sendikanın eylem kararına destek vermemesinin kendilerine göre haklı bir gerekçesi vardır diye düşünüyorum… Yine de halka bir açıklama borçlular.
SUÇ YENİLERİN:
Bakanlar Kurulu’nun saatlerce toplanmasına rağmen kurul sonrası hiçbir açıklama yapılmamasını eleştirdik durduk. Meğer bütün suç kabinenin yeni üyelerindeymiş. Gündeme gelen her konu ile ilgili bilgi edinmek, önerilenleri tek tek okumak ve hazmetmek istiyorlarmış. Sizin anlayacağınız Bakanlar Kuruluna gelen her konuyu ince eleyip sık dokuyorlarmış. Tabii böyle olunca da, karar almak oldukça zor oluyormuş…
BOĞAZIMIZA KADAR BORÇ İÇİNDEYİZ:
Sağlık Bakanı, Türkiye İngiltere’deki hastanelere yine 31 milyon lira borç biriktiğini açıkladı. Son olarak aralık 2011’de Türkiye Sağlık Bakanlığı KKTC’nin Türkiye’deki devlet hastanelerine olan 2,5 milyon liralık borcunu silmişti. Ancak üniversite hastanelerine olan 6 milyonluk borç kalmıştı. Üstünden tam 2 bütçe geçti. O bütçelere de bu borcu ortadan kaldıracak bir rakam konmadı. Aksine borçlanmaya devam edildi… Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım, bu rezilliği yaratan kim? Kim oldukları belli. Sonuç, kimin umurunda. Sorumlular başka başka partiler de olsalar, yine Meclis koltuklarındalar. Seçen, kim? Biz, hepimiz… O halde şikayete hakkımız var mı..?
CEP DEĞİL, SABİT TELEFONLAR:
Hükümet cep telefonlarına olan düşkünlüğü azaltmak, evdeki sabit telefonlara ilgiyi tekrar özendirmek için kolları sıvadı. Öncelikle tıpkı TC’de olduğu gibi, akşamdan sabaha her yöne bedava konuşma alternatifi ile bunu sağlamaya çalışan hükümet, Telekomünikasyon’a yapacağı yeni yatırımlarla da bunu desteklemeyi amaçlıyor… Özelleştrimenin önüne geçme girişimi mi diyelim?
BİR ZAHMET YERİNİ SÖYLESİN:
TC’den kablo ile elektirik getirilmesi konusunda eski Enerji Bakanı Sunat bey bir protokolün olduğunda ısrar ederken, şimdiki Bakan Sennaroğlu böyle bir belgenin olmadığı yönünde ısrarını sürdürüyor. Sayın Atun böyle bir belgenin olduğunda ısrarcıysa, ya yerini söylesin, ya da bir zahmet gösteriversin…
ZİRVEDEKİLER
Tuluy Kalyoncu: “Varsa bir suç, bunu "haksız ve yasadışı" istihdam edilenler değil, istihdamları gerçekleştirenler işlemiştir. Suçu işleyenler yerine, çalışacak bir işe sahip olmak isteyenlerin cezalandırılması vicdani değildir…”.
DİPTEKİLER
Hamit Bakırcı: Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı, bakanlığının çöp arabaları ve çöp toplama ekipleri olmadığını; kirletenlere ceza verip ancak telkinde bulunmaktan öte yapabilecekleri bir şey olmadığını söylemiş. Bakırcı ayrıca, AKSA’yla görüştüklerini, ceza kesmenin çözüm olmadığını; filtrenin tamiri için girişim yapıldığını da belirtmiş. Oturduğunuz makam şikayet değil, çara üretme yeridir sayın bakan…

“Kazıklı eylem” Başbakanlık ışıklarından sonra dün de Meclis önünde yapıldı. Barış Mamalı, Tahsin Mertekçi, Arda Topal ve Kartal Harman, getirdikleri “Best Friend” ve “Gazmet” yazılı kazıkla dün Meclis önünde oturdu
































